Kategori Risale-i Nur’un Hususiyetleri Kategori Risale-i Nur Mütalaası Kategori Allah Kategori Allah’ın Varlığının ve Birliğinin Delilleri Kategori

Ek Soru Soru

Acz ve Fakrın Tevhide Delil Olması

İnsandaki acz ve fakr tevhide delil olur mu? Olursa nasıl olur?

Cevap Cevap

İNSANDAKİ ACZ VE FAKR ALLAH’IN VARLIK VE BİRLİĞİNE DELİLDİR

            Acz,  insanın muhtaç olduğu şeyleri yapacak güç ve kuvvetin kendisinde yeterince olmamasıdır. Başka bir deyişle kişinin hastalık, bela, musibet, ihtiyarlık ve ölüm gibi şeylere karşı koyamamasıdır.

            Eğer denilse, insan acıktığında mutfağa girip yemeğini yapabilir ve karnını doyurabilir. Aynı zamanda da yürüyebilir ve koşabilir. Kendi işini kendi yapabilir.  İnsanın bunları yapabilecek bir gücü ve kuvveti vardır. 

            Peki, insan nasıl aciz olabilir ki?

            Evet, her insanda az da olsa bir güç ve kuvvet var. Ama o güç ve kuvvet sınırlıdır. Mesela; İnsan acıktığında yemek yer. Ama insan acıkmasını durduramaz.

            İnsan istediği zaman yürüyebilir, koşabilir. Fakat felç olduğu zaman yürüyemez,  kolunu kaldıramaz, hatta avucunu bile sıkamaz.

            Hem bir halterci, 100 – 200 kiloluk bir ağırlığı kaldırabilir. Ama 1000 kiloluk bir ağırlığı kaldıramaz. Hatta 100 – 200 kiloluk bir ağırlığı kaldıran güç ve kuvvet dahi insana ait değildir. Eğer öyle olsaydı felç olduğu zaman da kaldırması gerekirdi. Hatta o halterci bazen mikroskopla ancak görülebilen bir mikroba yenilip vefat ediyor. Demek küçük bir mikroba yenilen ve parmağını bile oynatacak gücü olmayan insan acizdir.

            Hem mesela insanda bir gençlik var. Eğer o gençlik insanın elinde olsaydı yaşlanmaya engel olurdu. Görüldüğü gibi gençlik durmuyor, yavaş yavaş insanın elinden gidiyor.

            Hem insan acizliğinden dolayı dünyayı döndürerek geceyi götürüp, gündüzü getiremez. Rüzgârları estirip, bulutları hareket ettirerek yağmuru yağdıramaz. Soğuğu kaldırıp sıcağı getiremez. Her sabah güneşi doğduramaz.

            Demek her sabah güneşi doğduran, rüzgârı ve yağmuru gönderen, geceyi ve gündüzü ard arda getiren ve gücünün yetmeyeceği şeyleri insana hizmetkâr eden zat, ancak her şeye gücü yeten sonsuz merhamet sahibi Allah’tır.

            Fakr ise, insanın muhtaç olması anlamına gelmektedir. Yani insanın ihtiyaçlarını yerine getirebilecek sermayesinin olmamasıdır.

            Burada şöyle bir soru akla gelebilir: Dünyanın en zengin insanı nasıl fakir olabilir?

            Evet, gerçek zenginlik hiçbir şeye muhtaç olmamaktır. İnsan ne kadar zengin olursa olsun yine de birçok şeye muhtaçtır. İnsanın muhtaç olması ise onun fakrını bize göstermektedir.

            Hem insanın ihtiyaçları sınırsızdır.  

            Mesela insan, başka bir memlekete göçmüş bir dostunu ziyaret etmek ister. Bunun gibi kabir tarafına göçmüş sevdiklerine kavuşmayı da ister. Hem cennetten haberi olan insan cenneti düşünür ve hayal eder. Cennette gitmek ve orada daimi yaşamak ister. Bu hal, aklın, ruhun ve duyguların şiddetle istediği bir ihtiyaçtır. Çünkü insan sadece maddi bedenden oluşan bir varlık değildir. Aynı zamanda akıl ve şuuru, ruh ve duyguları olan bir varlıktır.

            İnsan servetiyle bu ihtiyaçlarını satın alamaz. Bunları karşılamak için başkasına muhtaçtır. O da hiçbir şeye muhtaç olmayan sonsuz şefkat sahibi olan Allah’tır.

            Madem insan aciz olmakla birlikte hastalık, bela, musibet gibi sıkıntıları ve düşmanları çoktur. Hem madem insan fakir olmakla beraber sınırsız ihtiyaçları vardır.

            İşte bu kadar çaresiz ve muhtaç olan insanın; aczini ve fakrını giderecek ve bütün isteklerine karşılık verecek bir zat ise ancak gücü ve kudreti sonsuz olan Allah’tır.

            İnsan aczini, fakrını, kusurunu, zaafını Allah’ın huzurunda ilan ederek; O’ndan yardım dilemeli. Kusur ve noksanlığını bilerek Rabbini zikir ederek “Sübhanallah” demeli. Fakrına bakarak Rabbinin sonsuz nimetlerini hatırlayarak  “Elhamdülillah” demeli.  Aczini görerek de Allah’ın kudret ve azametini düşünerek “Allah u Ekber” demelidir.