Sorular Risale-i Nur kategorisindeki sorular

Soru Varlığın İspatı ile Yokluğun İspatı

Bir şeyin yokluğunu ispat etmekteki delillerin farklılık arz etmesiyle bir şeyin varlığını ispat etmekteki delillerin farklılık arz etmesi arasında nasıl bir fark var? Varlığı ispat etmekte kullanılan argümanlar kuvvet kazanırken, yokluğu ispat etmekte kullanılan argümanlar neden zayıf olarak görülüyor? Sonuçta iki taraf ta delillerini birçok yollarla farklı biçimlerde arz etmiyorlar mı? Yokluğu ispat eden deliller ile varlığı ispat eden delillerin bu mahiyetleri hakkında izah yapar mısınız?

Soru İmkanı Zati, İmkanı Akliyi Öğrenmek

“İmkân-ı zati” ile “imkânı zihni” yi üstadımız birkaç yerde anlatıyor. Bu delilleri öğrenmemizin bize ne gibi katkısı var acaba merak ettim. Yani  bu konu üzerinde neden bu kadar çok duruluyor?

Soru Bu Kısım Muhabbet Topluluğunu Muhafaza Edemez

“İkinci kısım ise, en evvel esbabı sever ve bu muhabbetini Allah’ı sevmeye vesile yapar. Bu kısım muhabbet, topluluğunu muhafaza edemez, dağılır. Ve bazen de kuvvetli bir esbaba rast gelir. Onun muhabbetini mânâ-yı harfiden mânâ-yı ismiye çeker. Helâkine sebep olur. Şayet Allah’a vâsıl olsa da vusulü nâkıs olur.”

Bu paragrafta geçen “bu kısım muhabbet topluluğu muhafaza edemez” ne demektir?

Soru İlk Önce Allaha Muhabbet

Bir insan en evvel muhabbetini Allah’a verirse, onun muhabbeti dolayısıyla Allah’ın sevdiği herşeyi sever. Ve mahlûkata taksim ettiği muhabbeti, Allah’a olan muhabbetini tenkis değil, tezyid eder.(mesnevi nuriye osmn.67)

Mesnevi Nuriye’de bu paragrafta “en evvel muhabbetini Allah’a verirse” yani sebeplerden önce Allah’ı bilelim deniyor. Sebepleri görmeden, bilmeden onlara bir muhabbet oluşmadan nasıl olur da Allah’ı buluruz. Bu nimetleri bilmeden ortada hiçbir “sebep, vasıta, neden” yokken ilk önce hiç eserini görmediğimiz bilmediğimiz bir yaratıcıya nasıl muhabbet oluşur. Mahlukatı görmeden bilmeden onları tanımadan Allah’a nasıl muhabbet olur. Yani ben birini önce bana verdiği hediyeler vasıtasıyla tanırım bilirim. Bunlar vasıtasıyla da ya severim veya sevmem. Bunlar olmadan onu tanımam onu bilmemem nasıl mümkün olabilir. Önce kainata bakmadan  onları sevip muhabbet etmeden Allah’ın varlığını birliğini nasıl anlayabilirim? 

Soru En Evvel Esbabı Sevmek

“İkinci kısım ise, en evvel esbabı sever ve bu muhabbetini Allah’ı sevmeye vesile yapar. Bu kısım muhabbet, topluluğunu muhafaza edemez, dağılır. Ve bazen da kuvvetli bir esbaba rast gelir. Onun muhabbetini mânâ-yı harfiden mânâ-yı ismiye çeker. Helâkine sebep olur. Şayet Allah’a vâsıl olsa da vusulü nâkıs olur.”

En evvel esbabı sevmek nasıl olur? Önce muhabbete buradan başlamak niye zarar versin?

Soru Mahlukata Taksim Edilen Muhabbet

Mesnevi Nuriye’de geçen bir yerde “Mahlukata taksim edilen muhabbetin, Allah’a olan muhabbeti tezyid edeceği” anlatılıyor? Yani muhabbet taksim edilip dağıtıldığında azalması gerekmiyor mu? Biz bu muhabbeti sadece Allah’a vermemiz gerekmiyor mu? Mahlukata verdiğimiz zaman artma nasıl olabilir.? 

Soru Sırrı Ehadiyet Nuru Tevhîd İçinde İnkişaf Etti

"Sırr-ı ehadiyet, nûr-u tevhîd içinde inkişâf etti" cümlesini konuyla bağlantılı olarak açıklar mısınız?

Soru Hayrın Sureten Menfi ve Ademi Olması

Evet, ekseriyet-i mutlaka ile, hayır ve mehâsin ve kemâlât, vücuda istinad eder ve ona râci olur. Sureten menfi ve ademî de olsa, esası sübutîdir ve vücudîdir. Dalâlet ve şer ve musibetler ve mâsiyetler ve belâlar gibi bütün çirkinliklerin esası, mayası ademdir, nefiydir. Onlardaki fenalık ve çirkinlik, ademden geliyor. Çendan suret-i zâhirîde müsbet ve vücudî de görünseler, esası ademdir, nefiydir. (Lem’alar,13. Lema, osmn. 73) Burada geçen “hayrın sureten menfi ve ademi olması” ile “şerrin de sureten vücudi esasının da ademi olmasını” nasıl anlayabiliriz”

Soru İmkanı Zati ve İmkanı Zihni

İmkân-i zati ve imkân-ı zihni ile alakalı açıklamaları okuduk epey istifade ettik. Allah razı olsun, bunları biraz daha basit olarak açıklamanız mümkün mü?

Soru Sebeplerin Tesirinin Olmaması

"Demek esbâbın te’sîri yok. Müsebbibü’l-esbâbdan başka bir melce’ olamadığını aynelyakîn gördüğünden, sırr-ı ehadiyet, nûr-u tevhîd içinde inkişâf ettiği için, şu münâcât birdenbire geceyi, denizi, hûtu musahhar etmiştir."(Lemalar)

Bu cümlede geçen sebeplerin tesirinin olmaması ve müsebbibul esbap tabirlerini açıklayabilir misiniz?

Als kategorideki sorular Alt kategorilerde sorulmuş son 10 soru

Soru Şahide Anne (Risale-i Nur Talebeliği)

Bediüzzamanın talebelerinden Şahide abla hakkında kısa bilgi verir misiniz?

Soru Şahide Anne (Risale-i Nur Hizmeti)

Bediüzzamanın talebelerinden Şahide abla hakkında kısa bilgi verir misiniz?

Soru Tesbihatı Niçin Yapıyoruz (Risale-i Nur Talebeliği)

Tercüman-ı ism-i azam ve dua-yı ism-i azam sünnet midir? Neden yapıyoruz?

Soru 13. Lema Hakkında Bilgi (Risale-i Nur’un Hususiyetleri)

13. Lema Hangi tarihlerde yazıldı? Bu risalenin metodu, Üstadın risaleye verdiği kıymet ve bakışı açısı nedir?

Soru 13. Lema Hakkında Bilgi (Risale-i Nur Mütalaası)

13. Lema Hangi tarihlerde yazıldı? Bu risalenin metodu, Üstadın risaleye verdiği kıymet ve bakışı açısı nedir?

Soru Mercuh Racihe Tereccuh Edebilir (Risale-i Nur Mütalaası)

'Mercuh racihe tereccuh edebilir' ne demektir?

Soru Kader Kaza Ata (Risale-i Nur Mütalaası)

Kader ve kazada, atânın hükmü nedir? Levhi mahfuzda var olan bir şey atâ ile değişir mi? Mesela sadaka belayı def eder. Hadisinde sadakanın kaderde var olan bir belayı değiştirdiği söylenebilir mi? Eğer levhi mahfuzda bir değişme olduğunu söylersek, bu durum Cenabı Hakkın her şeyi bilmesi gerçeğiyle zıt düşmez mi?

Soru Kurandaki Tevafuk Niçin Bu Zamanda Ortaya Çıktı? (Risale-i Nur Yazısı ve Kur’an Harfleri)

Kurandaki tevafuk, ilk olarak Kayışzade hafız osman efendinin ve akabinde Hüsrev Efendinin Kuran'ı yazmasıyla inkişaf etmiştir. Peki bu tevafukun bunca zaman sonra görünür hale gelmesinin hikmeti nedir? neden Kuranın nazil olduğu zamanlarda veya o zamana daha yakın bir vakitte bu tevafuklar aşikar olmadı ve gizli kaldı?

Soru Kurandaki Tevafuk Niçin Bu Zamanda Ortaya Çıktı? (Risale-i Nur Hizmeti)

Kurandaki tevafuk, ilk olarak Kayışzade hafız osman efendinin ve akabinde Hüsrev Efendinin Kuran'ı yazmasıyla inkişaf etmiştir. Peki bu tevafukun bunca zaman sonra görünür hale gelmesinin hikmeti nedir? neden Kuranın nazil olduğu zamanlarda veya o zamana daha yakın bir vakitte bu tevafuklar aşikar olmadı ve gizli kaldı?

Soru İhsanı İlahi (Risale-i Nur Mütalaası)

"İhsan-ı İlâhîden fazla ihsan, ihsan değildir. Herşeyi olduğu gibi tavsif etmek gerektir." Bu cümleyi, buradaki anlamından başka; Cenab-ı Allahın sana ihsan ettiği nimetlerin fazlası fazl-ı İlahi den olmayabilir şeklinde anlamak mümkün mü, değil mi?