Sorular Risale-i Nur kategorisindeki sorular

Soru İlk Önce Allaha Muhabbet

Bir insan en evvel muhabbetini Allah’a verirse, onun muhabbeti dolayısıyla Allah’ın sevdiği herşeyi sever. Ve mahlûkata taksim ettiği muhabbeti, Allah’a olan muhabbetini tenkis değil, tezyid eder.(mesnevi nuriye osmn.67)

Mesnevi Nuriye’de bu paragrafta “en evvel muhabbetini Allah’a verirse” yani sebeplerden önce Allah’ı bilelim deniyor. Sebepleri görmeden, bilmeden onlara bir muhabbet oluşmadan nasıl olur da Allah’ı buluruz. Bu nimetleri bilmeden ortada hiçbir “sebep, vasıta, neden” yokken ilk önce hiç eserini görmediğimiz bilmediğimiz bir yaratıcıya nasıl muhabbet oluşur. Mahlukatı görmeden bilmeden onları tanımadan Allah’a nasıl muhabbet olur. Yani ben birini önce bana verdiği hediyeler vasıtasıyla tanırım bilirim. Bunlar vasıtasıyla da ya severim veya sevmem. Bunlar olmadan onu tanımam onu bilmemem nasıl mümkün olabilir. Önce kainata bakmadan  onları sevip muhabbet etmeden Allah’ın varlığını birliğini nasıl anlayabilirim? 

Soru En Evvel Esbabı Sevmek

“İkinci kısım ise, en evvel esbabı sever ve bu muhabbetini Allah’ı sevmeye vesile yapar. Bu kısım muhabbet, topluluğunu muhafaza edemez, dağılır. Ve bazen da kuvvetli bir esbaba rast gelir. Onun muhabbetini mânâ-yı harfiden mânâ-yı ismiye çeker. Helâkine sebep olur. Şayet Allah’a vâsıl olsa da vusulü nâkıs olur.”

En evvel esbabı sevmek nasıl olur? Önce muhabbete buradan başlamak niye zarar versin?

Soru Mahlukata Taksim Edilen Muhabbet

Mesnevi Nuriye’de geçen bir yerde “Mahlukata taksim edilen muhabbetin, Allah’a olan muhabbeti tezyid edeceği” anlatılıyor? Yani muhabbet taksim edilip dağıtıldığında azalması gerekmiyor mu? Biz bu muhabbeti sadece Allah’a vermemiz gerekmiyor mu? Mahlukata verdiğimiz zaman artma nasıl olabilir.? 

Soru Sırrı Ehadiyet Nuru Tevhîd İçinde İnkişaf Etti

"Sırr-ı ehadiyet, nûr-u tevhîd içinde inkişâf etti" cümlesini konuyla bağlantılı olarak açıklar mısınız?

Soru Hayrın Sureten Menfi ve Ademi Olması

Evet, ekseriyet-i mutlaka ile, hayır ve mehâsin ve kemâlât, vücuda istinad eder ve ona râci olur. Sureten menfi ve ademî de olsa, esası sübutîdir ve vücudîdir. Dalâlet ve şer ve musibetler ve mâsiyetler ve belâlar gibi bütün çirkinliklerin esası, mayası ademdir, nefiydir. Onlardaki fenalık ve çirkinlik, ademden geliyor. Çendan suret-i zâhirîde müsbet ve vücudî de görünseler, esası ademdir, nefiydir. (Lem’alar,13. Lema, osmn. 73) Burada geçen “hayrın sureten menfi ve ademi olması” ile “şerrin de sureten vücudi esasının da ademi olmasını” nasıl anlayabiliriz”

Soru İmkanı Zati ve İmkanı Zihni

İmkân-i zati ve imkân-ı zihni ile alakalı açıklamaları okuduk epey istifade ettik. Allah razı olsun, bunları biraz daha basit olarak açıklamanız mümkün mü?

Soru Sebeplerin Tesirinin Olmaması

"Demek esbâbın te’sîri yok. Müsebbibü’l-esbâbdan başka bir melce’ olamadığını aynelyakîn gördüğünden, sırr-ı ehadiyet, nûr-u tevhîd içinde inkişâf ettiği için, şu münâcât birdenbire geceyi, denizi, hûtu musahhar etmiştir."(Lemalar)

Bu cümlede geçen sebeplerin tesirinin olmaması ve müsebbibul esbap tabirlerini açıklayabilir misiniz?

Soru Her Şeyin Batını Zahirinden Daha Latif Daha Şeffaftır

"Keza her şeyin bâtını zahirinden daha latîf, daha şeffaftır. Bu ise Sâni'in o şeyden hariç ve baîd olmamasına delâlet eder. O şeyin sair eşya ile nizam ve muvazenesinin sanii tarafından temin edildiği cihetle saniin o şeyde dahil olmamasını iktiza eder."( Mesnevi Nuriye, Katre 57)

Bir şeyin o şeyde kudretinin gözükmesi için nasıl olurda onun dışında olması gerekir. Yani içe müdahele edebilmek için içeride olmak gerekmiyor mu. Tam anlayamadık.

Soru Hem Şuurî olmaksızın, Hem de Şuurî Oldukları Halde

"Ve keza, şuurî olmaksızın, senin lehine ve aleyhine çok fiiller cereyan etmektedir. O fiiller şuurî oldukları halde, şuurun taallûk etmediğinden sâbit olur ki, o fiillerin fâili bir Sâni-i Zîşuurdur. Ne sen fâilsin ve ne senin esbabın!" (Mesnevi Nuriye, Katre, Osmn. 60) Burada geçen “hem şuuri olmaksızın” “hem de şuuri oldukları halde” ifadeleri çelişkili gibi gözüküyor. Bunu nasıl izah edebiliriz?

Soru Aleykeye Bedel İleyke

“Aleyke’ye bedel ‘ileyke’ nin zikri: Resul-i Ekrem (asm)'ın teklif edilen risalet (peygamberlik) vazifesini cüz'-i ihtiyarîsiyle haml ve kabul etmiş olduğuna ve bu hizmet Cibril tarafından görüldüğünden, Resul-i Ekrem'in (asm) daha yüksek olduğuna işarettir.” (İşaratü’l-İ’caz Tefsiri osmn. 42)

Buradaki ifadeleri biraz açabilir misiniz? Özellikle bu hizmet Cibril tarafından görülmesi peygamberin yüksek olduğuna nasıl bir işarettir?

Als kategorideki sorular Alt kategorilerde sorulmuş son 10 soru

Soru Manayı Harfi ile Peygamberimize Bakmak (Risale-i Nur Mütalaası)

Mana-yı harfi ile peygamberimizin şahsına nasıl bakmalıyız?

Soru Ademe Düşmek (Risale-i Nur Mütalaası)

Risale i Nur'da bir çok yerde geçen "Şu halde sen ey mülhid, dalaletin itibariyle ya i'dam-ı ebedî ile ademe düşeceksin veya Cehennem'e gireceksin. Şerr-i mahz olan adem ise, senin bütün sevdiklerin ve saadetleriyle memnun ve bir derece mes'ud olduğun umum akraba ve asl ve neslin seninle beraber i'dam olmasından, binler derece Cehennem'den ziyade senin ruhunu ve kalbini ve mahiyet-i insaniyeni yandırır." gibi azabın en şedidine düşecek olan...

Soru Terakki Fikrinden Neşet Eden Sukut (Risale-i Nur Mütalaası)

İkinci emârenin birinci noktasında ( س ) harfi ( ص ) harfinin altında gizlenmesi ve( ص ) görünmesinin iki remzi var. Birisi: Said, toprak gibi mahviyet ve terk-i enâniyet ve tevâzu‘-u mutlakta bulunması şarttır. Tâ ki Risâle-i Nûr’u bulandırmasın, te’sîrini kırmasın. İkincisi: Şimdiki bataklığa ve ma‘nevî tâğūta sukūtun sebebi ise,terakkî etmek fikrinden neş’et ettiği cihetiyle...

Soru Risalei Nurun Başta Perdeli Gitmesi (Risale-i Nur’un Hususiyetleri)

Risale-i Nur, sair kitablara muhalif olarak başta perdeli gidiyor; gittikçe inkişaf eder. Üstadın başta perdeli gidiyor demesi tam olarak nedir acaba?

Soru Risalei Nurun Başta Perdeli Gitmesi (Risale-i Nur Mütalaası)

Risale-i Nur, sair kitablara muhalif olarak başta perdeli gidiyor; gittikçe inkişaf eder. Üstadın başta perdeli gidiyor demesi tam olarak nedir acaba?

Soru İmkanı Zihni ile İmkanı Akli Aynı mı (Risale-i Nur Mütalaası)

imkan-zihni ile imkan-ı akli aynı şeyler midir? Risalede bununla ilgili bir yer var mı? 

Soru Hususi Olmayan ve Has Bir Yere Bakmayan Bir İnkar İspat Edilemez (Risale-i Nur Mütalaası)

Hususî olmayan ve has bir yere bakmayan bir inkâr, ispat edilmez (11.Şua) Bu cümlede üstadımız neyi kastediyor? Biz bu delili mesela hangi tartışma esnasında kullanabiliriz? Açıkçası bazen risalelerden öğrendiğimiz şeyleri nerede ve nasıl kullanacağımızı bilmiyoruz?

Soru Yüzer Kapıları Olan Saray (Risale-i Nur Mütalaası)

Bir saray var. Yüzer kapalı kapıları var. Bir tek kapının açılmasıyla, o saraya girilebilir, öteki kapılar da açılır. Eğer bütün kapılar açık olsa, bir iki tanesi kapansa, o saraya girilemeyeceği söylenemez! “(Lemalar,13.lema)

Bu saray misalinin mantığını tam olarak anlayamadık. Bazı kapıların açık diğerlerinin kapalı olması ne demektir? Kapalı olan ve açık olan kapılardan...

Soru Varlığın İspatı ile Yokluğun İspatı (Risale-i Nur Mütalaası)

Bir şeyin yokluğunu ispat etmekteki delillerin farklılık arz etmesiyle bir şeyin varlığını ispat etmekteki delillerin farklılık arz etmesi arasında nasıl bir fark var? Varlığı ispat etmekte kullanılan argümanlar kuvvet kazanırken, yokluğu ispat etmekte kullanılan argümanlar neden zayıf olarak görülüyor? Sonuçta iki taraf ta delillerini birçok yollarla farklı biçimlerde arz etmiyorlar mı? Yokluğu ispat eden deliller ile varlığı...

Soru İmkanı Zati, İmkanı Akliyi Öğrenmek (Risale-i Nur Mütalaası)

“İmkân-ı zati” ile “imkânı zihni” yi üstadımız birkaç yerde anlatıyor. Bu delilleri öğrenmemizin bize ne gibi katkısı var acaba merak ettim. Yani  bu konu üzerinde neden bu kadar çok duruluyor?