Sorular Risale-i Nur kategorisindeki sorular

Soru Kurandaki Tevafuk Niçin Bu Zamanda Ortaya Çıktı?

Kurandaki tevafuk, ilk olarak Kayışzade hafız osman efendinin ve akabinde Hüsrev Efendinin Kuran'ı yazmasıyla inkişaf etmiştir. Peki bu tevafukun bunca zaman sonra görünür hale gelmesinin hikmeti nedir? neden Kuranın nazil olduğu zamanlarda veya o zamana daha yakın bir vakitte bu tevafuklar aşikar olmadı ve gizli kaldı?

Soru İhsanı İlahi

"İhsan-ı İlâhîden fazla ihsan, ihsan değildir. Herşeyi olduğu gibi tavsif etmek gerektir." Bu cümleyi, buradaki anlamından başka; Cenab-ı Allahın sana ihsan ettiği nimetlerin fazlası fazl-ı İlahi den olmayabilir şeklinde anlamak mümkün mü, değil mi?

Soru Isevilik ve deccal

Kastamonu Lahikasinda su şöyle geçiyor: - "Eger o Galib hükümet netice-i harbi kazansa" - "bir taife dahi, .., parasütlerle semadan, bir bela-yi semavi gibi nüzul ettiriyor" Buna dair su sorularim var: 1) Buradaki "Galib" hükümetden maksat nedir? 2) Bu dinsizliğe karşı hareket eden Iseviler hangi hükümet oluyor? Bugün Isevi oldugunu iddia eden ve dünyaya zulüm saçanlar var. Nasil Islam ile ortak calışacaklar? 

Soru İdamı Ebedi ve Hapsi Münferid

İdam-ı ebedi ve ebedi haps-i münferid nasıl oluyor? Hakiki adem yoktur. Kafir ebediyyen cehennemde kalacak, yok olmayacak. Ebedi hapsi münferid nedir? Fasık cehennemde diğer fasıklarla beraber yanacak. Günahını çektikten sonra imanı varsa tekrar cennete girecek diye biliyorum. Münferit ve ebedi olmasını anlamadım.

Soru Ayetül Kübra İsmi

Ayetül kübra ismi doğru bir isim midir? Üstad neden ayetül kübra demiş?

Soru Heva mı Hava mı

Fakat nefislerinin şeytânî olan hevâsı-Kur’ân’ın sadâsını kulaklarına işittirecek havayı karıştırdığı için- Kur’ân’ın kendilerini irşâd etmesine mâni‘ olmuştur. 

Bazı sitelerde  "şeytanî olan hevâsı -Kur’ân’ın sadasını kulaklarına işittirecek hevâyı karıştırdığı için- Kur’ân’ın kendilerini irşad etmesine mani olmuştur." Şeklindedir, acaba hangisidir?

Soru Besmele

Harfler ve cüzlerinden evvela ب'nin fenn-i sarfça bir mânâsı istiânedir. Bir mânâ-yı örfîsi teberrük mânâsı olmasından bu ب'nin merci-i müteallikı kendi mânâsından çıkan اَسْتَعِينُ ve اَتَيَمَّنُ fiillerine bağlanıyor. Veyahut Bismillah’taki perdesinde قُلْ (söyle)’den çıkan اِقْرَاْ (oku) fiiline bakar. Yani: “Ya Rabbi, ben senin isminin yardımıyla ve onun bereketiyle okuyacağım. Her şey senin kudretinle ve icadınla ve tevfîkinle olduğu gibi, yalnız ve yalnız senin isminle başlıyorum.” Demek Bismillah’tan sonra اِقْرَاْ okumak lâfzı, âhirinde mukadder olmasından hem ihlâs, hem tevhidi ifade eder. Ama اِسْمِ kelimesi ise: Biliniz ki, Zât-ı Vâcibü’l-Vücudun bin bir esmasından bir kısmına “Esmâ-i Zâtiye” denilir ki, her cihette, Zât-ı Akdes’i gösterir. Onun adı ve onun ünvanıdır. “Allah, Ehad, Samed, Vâcibü’l-Vücud” gibi çok esmâ var. Bir kısmına da “Esmâ-i Fiiliye” tabir edilir ki, çok nevileri var. Mesela, “Gaffar, Rezzak, Muhyî, Mümît, Mün’im, Muhsin.” Cümlesini açıklar mısınız

Soru İslam Harflerini Muhafaza

Risale-i Nur yazısını islam harflerini muhafaza ve unutulmuş bir sünnetti ihya etmek için yazdığımızı söylediğimiz zaman karşı taraftan "İslam yokken de cahiliye devrinde bu harfler 'Arap alfabesinde' kullanılıyordu." demesine karşın nasıl bir cevap vermemiz lazım? 

Soru Manayı Harfi ile Peygamberimize Bakmak

Mana-yı harfi ile peygamberimizin şahsına nasıl bakmalıyız?

Soru Ademe Düşmek

Risale i Nur'da bir çok yerde geçen "Şu halde sen ey mülhid, dalaletin itibariyle ya i'dam-ı ebedî ile ademe düşeceksin veya Cehennem'e gireceksin. Şerr-i mahz olan adem ise, senin bütün sevdiklerin ve saadetleriyle memnun ve bir derece mes'ud olduğun umum akraba ve asl ve neslin seninle beraber i'dam olmasından, binler derece Cehennem'den ziyade senin ruhunu ve kalbini ve mahiyet-i insaniyeni yandırır." gibi azabın en şedidine düşecek olan var mıdır? Süfyan veya deccal gibi şahısların milyonların dalaletine yol açtıkları için ademe düşecek denilebilir mi yoksa vücud dairesinde mi kalacaklar?

Als kategorideki sorular Alt kategorilerde sorulmuş son 10 soru

Soru Bire 30 Bin Sevap (Risale-i Nur Mütalaası)

Bazı vakitlerde 1'e 100, 1'e 1000 ve en nihayet Kadir gecesinde 1'e 30 bin sevap veriliyor. Bu sevap bütün salih ameller için geçerli midir? Yoksa sadece kur'an harfleri için mi geçerlidir? Misalen kadir gecesinde 1 adet kur'an hediye eden kişi 30 bin kur'an hediye etmiş gibi olur mu? Veya 1 lira sadaka veren kişi 30 bin lira sadaka vermiş gibi olur mu?

Soru Tek Bir Ayetin İşareti (Risale-i Nur Mütalaası)

"Acaba bir tek âyetin bir tek işareti, gözümüz önünde ulûm-u İslâmiyede müteaddid ilmî ve kevnî hakîkatleri meyve veren bir kitabın binler böyle şehâdetleri ve da‘vâlarıyla, güneş gibi zuhûr eden îmân-ı haşrî, hakîkatsiz olması mümkün mü?" 

"Acaba bir tek âyetin bir tek işareti gözümüz önünde ulûm-u...

Soru Ulemanın İlminden Ümeranın Cehlinden (Risale-i Nur Mütalaası)

19. Lema iktisat risalesinde geçen; "Ulemâ ise, ma‘rifetlerinden mallarının kıymetini dahi bildikleri için ümerâ kapısında arıyorlar. İşte Büzürcmehr, ulemânın arasında fakr ve zilletlerine sebeb olan ve zekâvetlerinin neticesi bulunan hırslarını zarîf bir sûrette te’vîl ederek nâzikâne cevab vermiştir. Husrev"

Burada geçen alimlerin malı, mülkü ve serveti umera...

Soru Sair İsm-i Haslar (Risale-i Nur Mütalaası)

"Bütün Esmâ-i Hüsnânın ifâde ettiği mânâlar ile bütün sıfât-ı kemâliyeye, Lâfza-i Celâl olan Allah bil’iltizam delâlet eder. Sair ism-i haslar yalnız müsemmâlarına delâlet eder, sıfatlara delâletleri yoktur. Çünkü sıfatlar müsemmâlarına cüz olmadığı gibi, aralarında lüzum-u beyyin de yoktur. Bu itibarla ne tazammunen ve ne iltizamen...

Soru İhtilafı Zaman ve Mekanın Sohbete Engel Olmaması (Risale-i Nur Mütalaası)

Azîz, gayretli, ciddî, hakîkatli, hâlis, dirâyetli kardeşim, Bizim gibi hakîkat ve âhiret kardeşlerin, ihtilâf-ı zaman ve me­kân, sohbetlerine ve ünsiyetlerine bir mâni‘ teşkîl etmez. Biri şarkta, biri garbda; biri mâzîde, biri müstakbelde; biri dünyada, biri âhirette olsa da beraber sayılabilirler. Ve sohbet edebilirler. Hususan bir tek maksad için bir tek vazîfede bulunanlar,...

Soru Tulu Emel İnsanı Nasıl Riyaya Sevk Eder (Risale-i Nur Mütalaası)

"İhlâsı kazanmanın ve muhafaza etmenin en müessir bir sebebi, rabıta-i mevttir. Evet, ihlâsı zedeleyen ve riyâya ve dünyaya sevk eden tûl-i emel olduğu gibi, riyâdan nefret veren ve ihlâsı kazandıran, rabıta-i mevttir."

Tul-u emel nasıl olur da insanı riyaya sevk eder. Tul-u emel ile riya arasında nasıl bir bağlantı var? Tul-u emel insanı dünyaya sevk eder de riyaya nasıl bulaştırır?

Soru Allah Bilinebilir mi (Risale-i Nur Mütalaası)

Cenab-ı Hakk'a malûm ve ma’ruf ünvanıyla bakacak olursan, meçhul ve menkûr olur. Çünkü, bu malûmiyet, örfî bir ülfet, taklidî bir sema'dır. Hakikatı ilâm edecek bir ifâde de değildir.

Burada anlatılmak istenen nedir? Neden haşa Allah’ı (c.c) bilemeyiz ve o bilinemez deniyor? Halbu ki kendisini tanıtmak için birçok peygamber ve kitaplar gönderen Allah (c.c) madem bilinmeyecekse...

Soru Allah Bize Şah Damarımızdan Yakınken Biz Ondan Nasıl Uzak Olabiliriz (Risale-i Nur Mütalaası)

“Allah size şah damarınızdan daha yakındır” ile bizim ondan uzaklığımız nasıl anlaşılmalı? Bunun için bazen güneş misali de verilmektedir. Güneş bize yakın olduğu halde biz ondan nasıl uzak olabiliriz. Bir şey bir şeye yakın ise diğer şey de ona yakın olur ve diğerinin de uzaklığı söz konusu olamaz.? Yani “A” harfi “B” harfine yakın ise “B”nin de ondan uzak olduğu düşünülemez.? “B”...

Soru “Hususan dünyada servet ve iktidarı da varsa, gaflet dahi yardım etmiş ise, bütün bütün gasıbane, hırsızcasına ni‘met-i İlahiyeyi hayvan gibi yutar.” Burada asıl anlatılmak istenen nedir? (Risale-i Nur Mütalaası)

“Hususan dünyada servet ve iktidarı da varsa, gaflet dahi yardım etmiş ise, bütün bütün gāsıbâne, hırsızcasına ni‘met-i İlâhiyeyi hayvan gibi yutar.” Burada asıl anlatılmak istenen nedir? Sadece servet sahipleri mi hayvan gibi yaşar ? Servet sahiplerinden hususan bahsedilmesinin sebebi nedir ve iktidar sahibi olmak kötü bir şey midir.? Tehlike sadece zenginlikte veya mevki-makam sahibi olmakta mıdır? Fakirliğin...

Soru Vehmi, Farazi, Nisbi (Risale-i Nur Mütalaası)

Ene risalesinde geçen, "Tâ ki, o ene bir vâhid-i kıyâsî olup, evsâf-ı rubûbiyet ve şuûnât-ı ulûhiyet bilinsin"

"Ne vakit hakîkî veya vehmî bir karanlık ile bir hat çekilse"

"Öyle ise, hakîkî nihâyet ve hadleri olmadığından, farazî ve vehmî bir haddi çizmek lâzım...