Sorular Risale-i Nur kategorisindeki sorular

Soru Kuranın Tasdiki

“İslâmiyet, gāyet parlak bir ateş gibi doğdu. Sâir dinleri kuru ağacın dalları gibi yuttu. Hem bu yutmak, İslâmiyet’in hakkı imiş. Çünki sâir dinler, fakat Kur’ân’ın tasdîkine mazhar olmayan kısmı, hiç hükmündedir.” (Mektûbât, Hutbe-i Şâmiye, 406)

Kuranın tasdikine mazhar olan kısım nedir?

Soru Değişen Perdeler

Evet, hergün, her zaman, herkes için bir âlem gider, taze bir âlemin kapısı kendine açılmasından, geçici her bir âlemini nûrlandırmak için ihtiyaç ve iştiyâkla لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ cümlesini bin def‘a tekrar ile, o değişen "perdelerin" her birisine bir لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ ’ı bir lâmba yaptığı gibi; öyle de, o kesretli, geçici "perdeleri" ve o tazelenen seyyâr kâinâtları... Değişen perdelerden ne anlamalıyız?

Soru Muhammedün Rasulullahtaki İmanın Dört Rüknü

"Evet, Kur’ân’da Zât-ı Ahmediye’ye (asm) en büyük makam vermek ve "dört erkân-ı îmâniyeyi" içine almakla, لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ rüknüne denk tutulan مَحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ hakîkati, risâlet-i Muhammediye (asm) kâinâtın en büyük hakîkati; ve Zât-ı Ahmediye (asm), bütün mahlûkātın en eşrefi; ve hakîkat-i Mu­hammediye (asm) ta‘bîr edilen küllî şahsiyet-i ma‘neviyesi ve makam-ı kudsîsi, iki cihanın en parlak bir güneşi olduğuna; ve bu hârika makama liyâkatine dâir pek çok huccetleri ve emâreleri kat‘î bir surette Risâle-i Nûr’da isbat edilmiş."

Muhammedün Resulullah hakikatinin ihtiva ettiği dört iman rüknü hangileridir?

Soru Firakı Ebedi

Şu cümleyi izah edebilir misiniz? "Ancak o rahmetin şe’nindendir ki, firâk-ı ebedîyi hicrân-ı lâyezâlîye, hicrân-ı lâyezâlîyi firâk-ı ebedîye ve adem-i mutlakı da her ikisine musallat eder ki, o firâkların, o hicranların kökleri ortadan kalksın."

Soru Şahsı Maneviden İstifade

Nerede olursak olalım, evimizde, yurt dışında veya askerde ya da şarkta yazı vesilesi ile şahsı maneviye dahil olabilir miyiz?

Soru İyiliği ve Kötülüğü Doğuran Maddeler

"İmtihân ve tecrübe zamanları bittikten sonra, fenâ insanlar وَامْتَازُوا الْيَوْمَ اَيُّهَا الْمُجْرِمُونَ hitâbıyla, yani “Ey mücrimler, bir tarafa çekiliniz!” diye olan tüyler ürpertici, sâikavârî, şiddetli emr-i İlâhî’ye ma‘rûz kalacakları gibi; iyi insanlar da فَادْخُلُوهَا خَالِد۪ينَ hitâbıyla, “Dâimî kalmak üzere cennete giriniz!” diye olan Cenâb-ı Hakk’ın mün‘imâne, şefîkāne, lütufkârâne emirlerine mazhar olacaklardır. İnsanlar böyle iki kısma ayrıldıktan sonra, kâinât da tasfiye ameliyatına uğrayacak. Kötülüğü, şerri, zararı tevlîd eden maddelerin bir tarafa çekilmesiyle cehennemin techîzâtı ikmâl edilecek; iyiliği, hayrı, nef‘i doğuran maddelerin de bir tarafa çekilmesiyle cennetin techîzâtı ikmâl edilecektir."

Yukardaki ifadelere göre kötülüğü ve iyiliği doğuran maddelerin yeryüzünde örneği var mıdır?

Soru Sabır ve Tahammül

İnsan her şeye karşı sabır ve tahammül seviyesini nasıl yükseltebilir?

Soru Dünyada Muvakkat Bekasını Arzulamak

Asay-ı Musa Sekizinci Meseleden: ... "Birinci fâidesi: İnsan, sâir hayvanâta muhâlif olarak, hânesiyle alâkadâr olduğu misillü, dünya ile alâkadârdır. Ve akāribiyle münâsebetdâr olduğu gibi, nev‘-i beşer ile de ciddî ve fıtrî münâsebetdârdır. Ve dünyada muvakkat bekāsını arzuladığı gibi, bir dâr-ı ebedîde bekāsını, aşk derecesinde arzuluyor."

dünyada muvakkat bekayı arzulamak ile kastedilen nedir?

Soru Saniyeler Dakikalar Saatler Günler ve Ahiret

"Nasıl ki bir saatin saniyeleri ve dakikaları ve saatleri ve günleri sayan haftalık saatin milleri birbirine benzer, birbirini isbat eder. Saniyelerin hareketini gören, sâir çarkların hareketlerini tasdîk etmeye mecbûr olur. Aynen öyle de, semâvât ve arzın Hâlik-ı Zülcelâl’inin bir sâat-i kübrâsı olan bu dünyanın saniyelerini sayan günler ve dakikalarını hesab eden seneler ve saatlerini gösteren asırlar ve günlerini bildiren devirler birbirine benzer, birbirini isbat eder. Ve bu gecenin sabahı ve bu kışın baharı kat‘iyetinde, fânî dünyanın karanlıklı kışının bâkî bir baharı ve sermedî bir sabahı geleceğini hadsiz emârelerle haber verir," Üstadın verdiği örnekte zaman silsile halinde çarkları büyüyerek devam ediyor. Ama ahirete gelince orda artık sabitleniyor. Aynı mantıkla gidersek orada da daha büyük çarkların olması gerekmez mi? İzah eder misiniz?

Soru En Gürültülü Nazır

Asay-ı Musa yedinci meselede şöyle bir ifade var: "ve kâinât şehrinin zemin mahallesinin bahçesinde ve tarlasında, vâridât ve sarfiyâtına ve zer‘ ve ekilmesine nezârete me’mur ve yüzer fenlerle ve binler san‘atlarla techîz edilmiş en gürültülü ve mes’ûliyetli nâzırı;" buradaki gürültüden kasıt nedir?

Als kategorideki sorular Alt kategorilerde sorulmuş son 10 soru

Soru Mercuh Racihe Tereccuh Edebilir (Risale-i Nur Mütalaası)

'Mercuh racihe tereccuh edebilir' ne demektir?

Soru Kader Kaza Ata (Risale-i Nur Mütalaası)

Kader ve kazada, atânın hükmü nedir? Levhi mahfuzda var olan bir şey atâ ile değişir mi? Mesela sadaka belayı def eder. Hadisinde sadakanın kaderde var olan bir belayı değiştirdiği söylenebilir mi? Eğer levhi mahfuzda bir değişme olduğunu söylersek, bu durum Cenabı Hakkın her şeyi bilmesi gerçeğiyle zıt düşmez mi?

Soru Kurandaki Tevafuk Niçin Bu Zamanda Ortaya Çıktı? (Risale-i Nur Yazısı ve Kur’an Harfleri)

Kurandaki tevafuk, ilk olarak Kayışzade hafız osman efendinin ve akabinde Hüsrev Efendinin Kuran'ı yazmasıyla inkişaf etmiştir. Peki bu tevafukun bunca zaman sonra görünür hale gelmesinin hikmeti nedir? neden Kuranın nazil olduğu zamanlarda veya o zamana daha yakın bir vakitte bu tevafuklar aşikar olmadı ve gizli kaldı?

Soru Kurandaki Tevafuk Niçin Bu Zamanda Ortaya Çıktı? (Risale-i Nur Hizmeti)

Kurandaki tevafuk, ilk olarak Kayışzade hafız osman efendinin ve akabinde Hüsrev Efendinin Kuran'ı yazmasıyla inkişaf etmiştir. Peki bu tevafukun bunca zaman sonra görünür hale gelmesinin hikmeti nedir? neden Kuranın nazil olduğu zamanlarda veya o zamana daha yakın bir vakitte bu tevafuklar aşikar olmadı ve gizli kaldı?

Soru İhsanı İlahi (Risale-i Nur Mütalaası)

"İhsan-ı İlâhîden fazla ihsan, ihsan değildir. Herşeyi olduğu gibi tavsif etmek gerektir." Bu cümleyi, buradaki anlamından başka; Cenab-ı Allahın sana ihsan ettiği nimetlerin fazlası fazl-ı İlahi den olmayabilir şeklinde anlamak mümkün mü, değil mi?

Soru Isevilik ve deccal (Risale-i Nur Mütalaası)

Kastamonu Lahikasinda su şöyle geçiyor: - "Eger o Galib hükümet netice-i harbi kazansa" - "bir taife dahi, .., parasütlerle semadan, bir bela-yi semavi gibi nüzul ettiriyor" Buna dair su sorularim var: 1) Buradaki "Galib" hükümetden maksat nedir? 2) Bu dinsizliğe karşı hareket eden Iseviler hangi hükümet oluyor? Bugün Isevi oldugunu iddia eden ve dünyaya zulüm saçanlar var. Nasil Islam ile ortak calışacaklar? 

...

Soru Ayetül Kübra İsmi (Risale-i Nur’un Hususiyetleri)

Ayetül kübra ismi doğru bir isim midir? Üstad neden ayetül kübra demiş?

Soru Ayetül Kübra İsmi (Üstad Bediüzzaman)

Ayetül kübra ismi doğru bir isim midir? Üstad neden ayetül kübra demiş?

Soru Heva mı Hava mı (Risale-i Nur Mütalaası)

Fakat nefislerinin şeytânî olan hevâsı-Kur’ân’ın sadâsını kulaklarına işittirecek havayı karıştırdığı için- Kur’ân’ın kendilerini irşâd etmesine mâni‘ olmuştur. 

Bazı sitelerde  "şeytanî olan hevâsı -Kur’ân’ın sadasını kulaklarına işittirecek hevâyı karıştırdığı için- Kur’ân’ın kendilerini irşad etmesine...

Soru Besmele (Risale-i Nur Mütalaası)

Harfler ve cüzlerinden evvela ب'nin fenn-i sarfça bir mânâsı istiânedir. Bir mânâ-yı örfîsi teberrük mânâsı olmasından bu ب'nin merci-i müteallikı kendi mânâsından çıkan اَسْتَعِينُ ve اَتَيَمَّنُ fiillerine bağlanıyor. Veyahut Bismillah’taki perdesinde قُلْ (söyle)’den çıkan اِقْرَاْ (oku) fiiline bakar. Yani: “Ya Rabbi, ben...