Kategori Fıkıh Kategori İbadet Kategori Namaz Kategori Kur'ân-ı Kerîm Kategori Kur’an Okumak Kategori

Ek Soru Soru

Namazda veya Ezberden Kur'an okurken

Namazda ya da ezberimden Kuran ya da dua okurken kıraatın vaciplerini ve vacip olmayan(medd-i tabii, medd-i munfasıl, medd-i arız, medd-i lin, idgam-ı misleyn, idgam-ı mütecaniseyn, idgam-ı mütekaribeyn, izhar, ihfa) gibi vacip yada vacip olmayan kuralları belirlenen miktardan az yapmak yada hiç yapmamak günah olur mu? Özellikle namaz esnasında kıratın vaciplerini terk ettiğimde namazın vaciplerini terk etmiş gibi günaha girer miyim?

Cevap Cevap

Kur'ân-ı Kerîm, farz namazlarda yavaşça ve harfleri belirterek okunmalı. Teravih namazlarında ise, yavaş ve sür'atli okuyuş arasında bir kıraat yapmalıdır. Diğer gece namazlarında sür'atle okunabilir. Fakat mana anlaşılabilecek şekilde olmalı ve tecvid hatası bulunmamalıdır.

 Namazda ve namaz dışında sesli olarak Kur'ân okunurken, sadece sesi güzelleştirmek ve okuyuşu süslemek için makamla okumak iyi kabul edilmiştir. Çünkü bir hadîs-i şerîfde:

 "Kur'ân-ı Kerîm'i seslerinizle bezeyiniz" buyurulmuştur. Yeter ki bununla mana değişmesin, kelimelerin aslı bozulmasın ve tecvid kurallarına uyulsun. Harfler uzatılarak bir harf, iki harf gibi okunmasın. Bazı müezzinlerin namazda tebliğ görevini yaparken fazla bir elif daha ilâve ederek: رَابَّنَالَكَ الْحَمْدُdemeleri bu nevidendir.رب Allah,راب ise, üvey baba demektir. Mana değişikliğinden dolayı namazı bozacağından, bu gibi nağmelerden kaçınmak lâzımdır.

  Yapılan nağmeden dolayı Kur'ân kelimelerinin manaları değişirse namaz bozulur. Fakat "Med" ve "Lin" denilen harflerde değişiklik aşırı derecede olmazsa namaz bozulmaz. Aşırı derecede olursa namaz bozulur, isterse mana değişmesin. (Büyük İslam İlmihali, Akçağ Yayınları: 222 )

Bir kimse namaz kılarken aşırı derecede bir hata ile Kur'ân okuduktan sonra, dönüp sahih şekilde okursa, namazı caiz olur.

            Deniliyor ki, bir namaz birçok yönlerden sahih olduğu halde, bir yönden bozuk olsa, ihtiyat olarak bozulduğuna hüküm verilir. Bundan kıraat hususu müstesnadır; çünkü bunun üzerinde çoğunluk bakımından düzgün okuma güçlüğü vardır. Onun için sıhhat yönü tercih edilir. Bununla beraber bu hususta da, namazı yeniden kılmak ihtiyata daha uygundur.

            (İmam Şafiî'ye göre, Fatiha'nın gayrındaki hata namazı bozmaz. Çünkü bu İmama göre kasden olmayan söz namazı bozmaz. Bu hatanın ise kasıd ile bir ilgisi yoktur. Fatiha'daki hata ile namazın bozulması ise, mezhebine göre, Fatiha'sız namazın caiz olmamasından dolayıdır.) Kıraat bölümüne bakılsın.

  Kur'ân-ı Kerîm'i Öğrenip Okumak ve Dinlemek Görevleri

             Her müslümana, namazı caiz olacak kadar Kur'ân-ı Kerîm'den ezberlemek bir farzı ayndır. Fatiha sûresi ile diğer bir sûreyi ezber etmek de vacibdir; bununla farz da yerine getirilmiş olur. Kur'ân-ı Kerîm'in diğer kısımlarını ezberlemek de, müslümanlar için bir farz-ı kifayedir.

             Kur'ân-ı Kerîm'i namaz dışında Mushaf'a bakarak okumak, ezber okumaktan daha faziletlidir. Çünkü böyle yapmakla okuma ibadeti ile Mushaf'a bakma ibadeti toplanmış olur.

             Kur'ân-ı Kerîm'i namaz dışında da kıbleye yönelerek ve güzel elbise giyerek taharet üzere okumak müstahabdır. Başlarken "Eûzü Besmele"yi okumak da müstahabdır.

             Kur'ân-ı Kerîm'i ayda bir defa hatmetmek iyidir. Senede bir, kırk günde bir, haftada bir hatmedilmesini tercih edenler de vardır. Üç günden az bir

zamanda hatmedilmesi müstahab değildir. Çünkü böyle az bir zaman içinde Kur'ân-ı Kerîm'in manalarını düşünmek mümkün olamaz. Tecvidi bile gözetilemez.

             Kur'ân-ı Kerîm'i dinlemek bir farz-ı kifayedir. Bununla beraber başka bir işle uğraşmakta olan kimselerin yanında Kur'ân âyetlerinin sesli olarak okunması uygun değildir. Bu durumda Kur'ân'ı dinlemeyenler değil, okuyanlar günah işlemiş olur.

             Kur'ân-ı Kerîm'i okumak, nafile ibadetten ve aşikâre okumak, gizli okumaktan ve dinlemek de okumakdan daha faziletlidir. Yeter ki, işte gösteriş bulunmasın.

             Bir kimse yürürken veya bir iş görürken Kur'ân-ı Kerîm'i okuyabilir. Yeter ki bu durum, Kur'ân'ın gafletle okunmasına sebebiyet vermiş olmasın.

             Namaz kılınması mekruh olan vakitlerde dua etmek, tesbihde bulunmak ve Peygamber Efendimize salât ve selâm getirmekle meşgul olmak, Kur'ân-ı Kerîm'i okumaktan daha faziletledir.

             Kur'ân-ı Kerîm'i güzel sesle ve tecvid kurallarına uyarak okumak, müstahabdır. Bir hadîs-i şerîfde şöyle buyurulmuştur:

"Her şeyin bir süsü vardır. Kur'ân'ın süsü de, güzel sestir."

            Fakat tecvide aykırı şekilde ses yükseltip alçaltmalar ve nağme yapmalar caiz değildir. Kelimeleri değiştiren bir okuyuş, ihtilafsız haramdır. Böyle bir hata ile okuyan kimseye doğrusunu bildirmek, işiten kimse için bir borçtur. Ancak bu yüzden aralarında bir kin doğacak olursa uyarma terk edilir.

             Kur'ân-ı Kerîm'i okuyup öğrenmiş olan kimse, sonra Kitab'dan okuyamayacak derecede unutacak olsa günahkâr olur.

Kur'ân-ı Kerîm'i okumak bir ibadet olduğu gibi, başkasına da öğretmek pek büyük bir ibadettir. Bir hadîs-i şerîfde şöyle buyurulmuştur: "Sizin en hayırlınız, Kur'ân'ı öğrenip başkalarına da öğreteninizdir..."

            Diğer bir hadîs-i şerîfde de şöyle buyurulmuştur:

"Güzel Kur'ân okuyan müslümanlar, Cennet ehlinin arif olanlarıdır.

Kur'ân-ı Kerîm, maddî ve manevî, bedenî ve kalbî bütün hastalıkların şifasıdır. Nitekim "Kur'ân devâdır" hadîs-i şerifi de bunu bildirmektedir. Artık her müslüman için gerekmez mi ki, Kur'ân-ı Kerîm'i bellesin, onu okumakla şereflensin, birçok sevablara kavuşsun!.. (Büyük İslam İlmihali, Akçağ Yayınları: 227-229 )

 

ayrıca bakınız:

http://www.risaleonline.com/soru-cevap/kuran-okumanin-fazileti-2310