Kategori Namaz Kategori

Ek Soru Soru

Namazda Açıktan Yada Gizli Okuyuşun Hikmeti

Sabah, akşam ve yatsı namazlarında açıktan, öğle ve ikindi namazlarında gizli Kur'an okunmasının hikmeti nedir?

Cevap Cevap

Tefsirlerde, İsra Suresi 110. ayetindeki, "Namazında sesini çok yükseltme; o kadar da gizleme; bu (ikisi)nin arasında bir yol tut!" emrinin bu uygulamanın kaynağı olduğu ve o zamanki müşriklerin açıktan Kur'an okunuşunu işiterek Kur'an'la alay etmeleri üzerine nazil olduğu anlatılır.

Fahr-i Razi tefsirinde şöyle izah edilmiştir:

"Cenâb-ı Hak daha sonra "Namazında pek bağırma, sesini o kadar da kısma" buyurmuştur. Bu ifadeyle ilgili birkaç bahis vardır:

Birinci Bahis: "Namazında pek bağırma" ifadesiyle ilgili birkaç görüş vardır:

1) Said ibn Cübeyr, İbn Abbas (r.a)'ın bu ayet hakkında şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (s.a.s), Kur'ân okurken sesini yükseltirdi. Müşrikler O'nu duydukları zaman, Kur'ân'a ve onu getirene söverlerdi. Bunun üzerine Allah Teâlâ, "Namazında pek yüksek sesle okuma" sonra müşrikler onu duyarlar da, cahillik ve haddi aşarak Allah'a söverler; "Sesini o kadar da kısma" yoksa, ashabın duyamaz. bu ikisi arası bir yol tut" diye vahyetti.

2) Rivayet olunduğuna göre Hz. Peygamber (s.a.s), gece, sahabenin evlerini dolaşır. Hz. Ebu Bekir (r.a)'nın, namazda Kur'ân okurken sesini kıstığını; Hz. Ömer'in de sesini yükselttiğini (görür). Gündüz olup da Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer yanına gelince, Resûlullah, Hz. Ebu Bekir'e: "Sesini niye kısıyorsun?" der. O da: "Ben, Rabbime münâcaat ediyorum; O, benim hacetimi zaten biliyor" diye cevap verir. Hz. Ömer'e de "Sesini niçin yükseltiyorsun?" diye sorunca o da: "Şeytanı kovuyorum ve uykuyu da dağıtıyorum" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.s), Hz. Ebu Bekir'e, sesini biraz yükseltmesini; Hz. Ömer'e de, sesini biraz alçaltmasını emretti.

3) Bu, "sesini tamamen yükseltme, tamamen de kısma. Bu ikisi arası bir yol tut. Yani, gece namazında açıktan oku, gündüz namazlarında ise gizli oku" demektir."

 

Bununla beraber insanın aklına şu sual de gelebilir: Artık böyle bir alaya alma tehlikesi kalmadığına göre niye bu uygulamaya devam ediyoruz?

Buna cevab olarak Resulullah sav. ömrünün sonuna kadar ve İslam'ın hâkim olduğu ve bu tehlikenin kalktığı dönemde de bu uygulamayı kaldırmamıştır denir. Çünkü onun ibadete dair bir sünnetini değiştirmeye kimsenin hakkı yoktur. Değiştirilse dinde tahrib ve bid'a olur.

Böyle ibadete dair hükümlerin bizim bilmediğimiz başka hikmet ve faydaları da vardır. Bilmesek de kulluk icabı, nasıl bildirilmiş ise öyle yapmaya devam ederiz.