Kategori Risale-i Nur Kategori Risale-i Nur Mütalaası Kategori İbadet Kategori Namaz Kategori

Ek Soru Soru

Namaz Kılanın Diğer Mübah Amelleri

"Hem, namaz kılanın diğer mübah dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibâdet hükmünü alır." Bu cümleyi nasıl anlamamız gerek? Ben böyle anlıyorum: Bir insan namaz kılıyorsa onun hayatı dine hizmet ediyor. Ondan dolayı hayatına hizmet eden hersey yine ibadet olur. Mesela uyumak, yemek, çalışmak hayatına hizmet eder ve hayatıda dine hizmet eder. Essebebu kel fail kaidesine göre uyumak, yemek ve çalışmak da sevap ve ibadet olur. Doğru mu?

Cevap Cevap

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Sizden biriniz, abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde oturduğu müddetçe, melekler kendisine:

- Allahım! Bunu bağışla, buna rahmetinle muamele et, diye dua ederler."

Buhârî, Ezân 36. Ayrıca bk. Müslim, Mesâcid 276; Ebû Dâvûd, Salât 20; Tirmizî, Salât 245; Nesâî, Salât 40; İbni Mâce, Mesâcid 19

Enes radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir gece yatsı namazını gece yarısına kadar geciktirmişti. Namazı kıldıktan sonra yüzünü bize döndü ve:

"Halk namaz kıldı ve uyudular. Sizler ise, namazı beklediğinizden bu yana hep namazda gibi olmaya devam ettiniz" buyurdular.

Buhârî, Mevâkît 25

Bu Hadis-i Şeriflerden de anlaşılacağı üzere normalde sadece oturmak sevap olmadığı halde bahsedilen kimseler sanki ibadet etmiş gibi sevap aldıkları anlatılıyor.

Namaz; İki vakit arasında işlediğimiz günahlara keffaret olduğu gibi, iki namaz arasında yaptığımız mübah ameller de niyetimiz ibadetlerimize vesile olmaları noktasında ise o mübah ameller de ibadet hükmünde olur. 

"Hem, namaz kılanın diğer mübah dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibâdet hükmünü alır." bu cümlede dikkat edilirse mübah dünyevi amellerinin ibadet hükmünü alması bir şarta bağlanmıştır. O şart ise güzel bir niyettir. Niyet güzel olursa namaz kılanın mübah amelleri ibadet hükmünü alır. Yoksa namaz kılsa bile niyeti güzel değilse, halis değilse mübah amellerden sevap kazanamaz. Onları ibadet hükmüne geçiremez.

Üstadımızın niyet ile ilgili veciz bir ifadesini buraya alıyoruz:

"Ve keza nazar ile niyet, mahiyet-i eşyayı tağyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalbeder. Evet niyet âdi bir hareketi ibadete çevirir. Ve gösteriş için yapılan bir ibadeti günaha kalbeder. Maddiyata esbab hesabıyla bakılırsa cehalettir. Allah hesabıyla olursa, marifet-i İlahiyedir." (Mesnevi-i Nuriye) 

Yine Sünnet-i Seniyye Risalesinden bir bölümü buraya alıyoruz:

"Doğrudan doğruya sünnet-i seniyeye ittibâ‘ etmek, Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı hâtıra getiriyor. O ihtârdan, o hâtıra, bir huzûr-u İlâhî hâtırasına inkılâb eder. Hatta en küçük bir muâmelede; hatta yemek, içmek ve yatmak âdâbında sünnet-i seniyeye mürâât ettiği dakikada, o âdî muâmele ve o fıtrî amel, sevablı bir ibâdet ve şer‘î bir hareket oluyor. Çünki o âdî hareketiyle Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a ittibâı düşünür ve şerîatın bir edebi olduğunu tasavvur eder ve şerîatın sâhibi, o olduğu hâtırına gelir. Ve ondan Şâri‘-i Hakîkî olan Cenâb-ı Hakk’a kalbi müteveccih olur, bir nevi‘ huzûr ve ibâdet kazanır. İşte bu sırra binâen, sünnet-i seniyeye ittibâı kendine âdet eden, âdâtını ibâdete çevirir, bütün ömrünü semeredâr ve sevabdâr yapabilir." (Birinci Nükte)

Burada da dikkat edilirse yemek, içmek ve yatmak gibi mübah amellerde yani yapılmasında veya yapılmamasında sevap ve günah olmayan fiillerde Sünnete uyduğu zaman Sevgili Peygamberimiz ve Cenab-ı Hak uyan kişinin hatırına gelir. Ve kalbi Allah'a yönelmiş olur. Böylece o sıradan ameller ve adetler, ibadet hükmüne geçer.