Kategori Husrev Efendi Kategori

Ek Soru Soru

Hüsrev Efendi'nin Risaleler Üzerindeki Hassasiyeti

Hüsrev Efendi'nin yazdığı Risaleler'in sıhhatli olması noktasındaki hassasiyetini gösteren kendi ifadeleri var mı?

Cevap Cevap

Bu konuda Risale-i Nur'dan ciddi bir araştırma yapıldığında onun Risale-i Nur'un neşri ve sıhhatini korumak noktasında ne kadar hassas olduğunu gösteren pek çok numuneler bulmak mümkündür. Hüsrev Efendi'nin Üstad Bediüzzaman'a gönderdiği bir mektubundaki şu ifadeler onun Risale-i Nur'un sıhhatli bir şekilde günümüze ulaşmasında nasıl bir hassasiyet taşıdığını göstermektedir:

"Saniyen: Siz sevgili Üstadımız’ın tashihinden geçen Mektubat cildleri, vaktiyle hariçten çok istenildiği için harice gönderilmiş, burada Siz sevgili Üstadımız’ın tashihlerinden geçmiş nüshalar hiç kalmamış. Hatta bu kemter talebeniz Hüsrev, Siz sevgili Üstadımız için yazdığı tevafukatlı nüshaları da bir zaman gelir siz sevgili Üstadımız tashih ederler diye hiç tashih etmeden öyle bırakmıştım. Şimdi onlardan yazıyorum. Tashihli olmadıkları için itimad etmiyorum. Siz sevgili Üstadımız’da tashihli Mektubat cildleri varsa bize gönderilmesini siz sevgili Üstadımız’dan çok istiyoruz. ... El-Bâkî Hüve’l-Bâkî Çok Kusurlu Talebeniz Hüsrev"

 
Mektubun asıl nüshasında Afyon Hapsi'nden bahsetmesi ve buradaki kısmında cildli Mektubat nüshalarının zikredilmesi, bu mektubun 1950 sonrasında yazıldığını göstermesi noktasından mühimdir.

Demek Hüsrev Efendi Nur Hizmeti'ndeki (1) 20 yıllık tecrübesine, (2)Hazret-i Üstad'ın bazı risale ve mektublar için kendisine verdiği tâdil ve ıslah yetkisine ve (3)onun fikir ve firasetine son derece itimad ettiğini defalarca beyan etmesine rağmen yazdığı Risalelerin muhakkak Bediüzzaman Hazretleri tarafından görülüp tashih edilmesi için büyük bir hassasiyet taşıyor. Risalelerin sıhhatinin bozulmaması ve yanlışlıklar girmemesi için Üstad'ın nazarından geçmiş olmasını şart koşuyor.

 

Yine Hüsrev Efendi'nin hizmete başladığı ilk senelerde yazdığı ve Barla Lâhikası'na geçen şu ifadeleri, onun Hazret-i Üstad'a ve Risale-i Nur'a karşı nasıl tam bir teslimiyet ve Risale-i Nur'un aslını muhafaza duyguları içerisinde olduğunu gayet güzel bir şekilde göstermektedir:

"Muhterem mürşidim! Kimin haddi var ki, risalelerin birisine el uzatsın veyahut bir sahifesine dil uzatsın veyahut bir cümlesini tenkid etsin veyahut bir kelimesine, hattâ bir harfine ve belki bir noktasına itirazda bulunsun. Bilâ-istisna her ferd istihsan ederken, böyle bir şey yapmak için, bu cür'eti kimden alayım. Yok, sevgili Üstadım, müsterih olunuz; senelerden beri çekmekte olduğunuz, kal'abend cezasından pek şedid azabınıza, bir başka ve mühim elem katılmasına tarafdar olanlara bir parça meyletmek şöyle dursun, belki bu halin şiddetle ve belki fedaisi olarak aleyhte olduğuma, vicdanımın tasdiki kâfi bir şahiddir. Ahmed Hüsrev" (Barla Lâhikası)