Kategori Risale-i Nur Kategori Risale-i Nur Mütalaası Kategori

Ek Soru Soru

Aklın Azap Aleti Olması

"İstikameti bırakıp ifrat ve tefritle aklı bir vesile-i azap ve elemler toplayıcı bir âlete çevirmesinden,..." Akıl nasıl oluyor da bir vesile-i azap ve elemler toplayıcı bir âlete dönüşebiliyor? 

Cevap Cevap

Bahse konu yer şöyledir:

"Evet, Âdem(as) zamanından beri beşeriyette iki cereyân-ı azîm, birbiriyle çarpışarak gelmiş.

Biri istikamet yolunu takîb ile nimet ve saadet-i dâreyne mazhar olan ehl-i nübüvvet ve salâhat ve îmândır. Bunlar kâinâttaki, kâinâtın hakîkî güzelliğine ve intizâm ve kemâline mutâbık olarak istikamette hareket ettiklerinden, hem kâinât sâhibinin lütuflarına, hem iki cihanın saadetine mazhar olup, beşeri melekler derecelerine, belki fevki­ne terakkî ettirmeye vesîle olarak dünyada îmân hakîkatleriyle manevî bir cennet, âhirette bir saadet kazanmışlar ve kazandırmışlar.

İkinci cereyân, istikameti bırakıp ifrât ve tefrît ile, aklı bir vesîle-i azâba ve elemler toplayıcı bir âlete çevirdiklerinden, insaniyeti en bedbaht bir hayvaniyetten aşağı düşürüp dünyada zulümlerine mukābil, gazab-ı İlâhîyi ve musibet tokatlarını yemekle beraber, dalâletleri cihetinde akıl alâkadârlığıyla kâinâtı bir hüzüngâh ve mâtemhâne-i umûmî vezevâlde yuvarlanan zîhayatlar için bir mezbaha ve bir selhhâne ve gayet çirkin ve karışık görür. Ruhu ve vicdanı, dünyada bir manevî cehennemde olur. Âhirette dâimî bir azab çekmeye kendini müstehak eder." (15. Şua)

Eğer akıl, İslam ve istikamet dairesinde kullanılırsa o zaman insan için mutluluk ve saadet vesilesi olur. Çünkü herşeye iman gözüyle baktığı için herbir şeyde var olan güzellikleri, rahmet ve merhameti görür. Cenabı Hakk'ın hikmetine ve rahmetine dayanır.  

Eğer Dosdoğru yol olan istikamet ve hidayet yolunu bırakır veya terk ederse o zaman akıl insana bir azap aleti olur. Çünkü geçmiş zamanın elemleri ve gelecek zamanın endişeleri insanın lezzetini acılaştırır. Günahlar ve isyanı dolayısıyla akıl daima ölümü ve ahireti hatırlatır. Dünyadaki zahiren rahmete zıt gibi görünen şeylerin hakiki güzel taraflarını göremediklerinden ve ellerinden bir şey gelmediği için acı ve elem çekerler. Bu da insanın huzurunu kaçırıp aklı bir azap aletine çevirir.

Bu noktada 6. Sözde geçen bir izah şöyledir:

"Meselâ, akıl bir âlettir. Cenâb-ı Hakk’a satmayıp, belki nefis hesabına çalıştırsan, öyle meş’ûm(uğursuz) ve müz‘ic ve muacciz(taciz ve rahatsız eden) bir âlet olur ki, geçmiş zamanın âlâm-ı hazînânesini(hzüzünlü elemlerini) ve gelecek zamanın ehval-i muhavvifânesini(korkulan belalarını) senin bu bîçâre başına yükletecek, yümünsüz ve muzır bir âlet derekesine iner. İşte bunun içindir ki, fâsık adam, aklın iz‘âc ve ta‘cîzinden kurtulmak için gāliben ya sarhoşluğa veya eğlenceye kaçar. Eğer Mâlik-i Hakîkî’sine satılsa ve onun hesabına çalıştırsan, akıl öyle tılsımlı bir anahtar olur ki, şu kâinâtta olan nihâyetsiz rahmet hazinelerini ve hikmet definelerini açar. Ve bununla sâhibini saadet-i ebediyeye müheyyâ eden bir mürşid-i Rabbânî derecesine çıkar."