Kategori Risale-i Nur Kategori Risale-i Nur Mütalaası Kategori Melekler ve Ruhaniler Kategori Meleklerin Varlık Delilleri Kategori

Ek Soru Soru

Taam İse Aç Olana Verilir

"Evet, nasıl ki hüsün elbette bir âşık ister. Taam ise aç olana verilir."

29.sözde geçen bu ifadeyi konuyla bağlayamadık halbuki üstad kainattaki bu tezyinatın, mehasinin ve kemalatın enzarı için meleklerin insanların ve cinlerin gerekliliğinden bahsederken yukarıdaki cümlede sanki bizim enzarımız için de kainatın varlığı gerekli görülmüş gibi bir mana çıkıyor. 

Cevap Cevap

Kainattaki muhteşem güzelliklerin varlığı elbette mütefekkir tahsin ve mütehayyir takdir edicilerin enzarını ister. Bunun için de Allah bunları idrak edecek insanları, melekleri ve cinler gibi varlıkları yaratmıştır. Bu güzellikler elbette onları sevecek onlara hayretle bakıp “maşallah barekallah” diyecek ve onlara aşık olup o kudretin karşısında muhabbetinden dolayı secde edecek varlıkları iktiza eder. Çünkü idrak sahibi bu varlıkların en önemli vazifesi tefekkürdür. Bu vazifeyi gördürmek adına yüce Allah bize bir aşk, muhabbet, şevk ve arzu vermiştir. Yani bizde aşk varsa elbette ona karşılık gelecek güzellikler de olacaktır.

“Taam ise aç olana verilir” cümlesi genel bir kaide olmakla birlikte idrak sahibi bu varlıkların manevi bir gıdaya ihtiyaç arzettiklerini gösteriyor. Çünkü Allah onları tefekküre muhtaç olarak yaratmıştır. Bu idrak sahibi varlıklar fıtraten bu tefekkürü arzu ederler. Onların hakiki gıdası ve enerjisi tefekkürdür. Nasıl ki dünyaya gönderilen insanların maddi yaşamlarını idame etmeleri için Allah gıdaları ihsan etmiş ise, manevi yaşamları içinde eşsiz sanat-ı ilahiyeyi halk ederek onları tefekküre davet etmiştir. 

Mesela insan için olaya baktığımızda her devirde onun manevi açlık çektiği görülür. İnsanın manevi duygularını doyuracak onları tatmin edecek vazifelerinden biri de tefekkürdür. Allah bizi bu tefekküre muhtaç ve aç olarak yaratmıştır. Biz bu açıdan manen açız, bu açlığımız da ancak Allah'ın varlık ve birliğini gösteren sanatına bakıp tefekkür etmekle giderilir. Çünkü kalb ve ruhun gıdası ve ihtiyacı bu tefekkürdür.

İnsanın maddi ve manevi gıdaları olduğu gibi, melaike ve ruhaniyatın da gıdaları Cenabı Hakkın İsim ve sıfatlarının tecellileri olan mükemmellikleri, güzellikleri, nakışları görüp temaşa etmek, manalarını refekkür etmek de onların gıdalarıdır.