Sorular Risale-i Nur Mütalaası kategorisindeki sorular

Soru Hayrın Sureten Menfi ve Ademi Olması

Evet, ekseriyet-i mutlaka ile, hayır ve mehâsin ve kemâlât, vücuda istinad eder ve ona râci olur. Sureten menfi ve ademî de olsa, esası sübutîdir ve vücudîdir. Dalâlet ve şer ve musibetler ve mâsiyetler ve belâlar gibi bütün çirkinliklerin esası, mayası ademdir, nefiydir. Onlardaki fenalık ve çirkinlik, ademden geliyor. Çendan suret-i zâhirîde müsbet ve vücudî de görünseler, esası ademdir, nefiydir. (Lem’alar,13. Lema, osmn. 73) Burada geçen “hayrın sureten menfi ve ademi olması” ile “şerrin de sureten vücudi esasının da ademi olmasını” nasıl anlayabiliriz”

Soru Hem Şuurî olmaksızın, Hem de Şuurî Oldukları Halde

"Ve keza, şuurî olmaksızın, senin lehine ve aleyhine çok fiiller cereyan etmektedir. O fiiller şuurî oldukları halde, şuurun taallûk etmediğinden sâbit olur ki, o fiillerin fâili bir Sâni-i Zîşuurdur. Ne sen fâilsin ve ne senin esbabın!" (Mesnevi Nuriye, Katre, Osmn. 60) Burada geçen “hem şuuri olmaksızın” “hem de şuuri oldukları halde” ifadeleri çelişkili gibi gözüküyor. Bunu nasıl izah edebiliriz?

Soru Taam İse Aç Olana Verilir

"Evet, nasıl ki hüsün elbette bir âşık ister. Taam ise aç olana verilir."

29.sözde geçen bu ifadeyi konuyla bağlayamadık halbuki üstad kainattaki bu tezyinatın, mehasinin ve kemalatın enzarı için meleklerin insanların ve cinlerin gerekliliğinden bahsederken yukarıdaki cümlede sanki bizim enzarımız için de kainatın varlığı gerekli görülmüş gibi bir mana çıkıyor. 

Soru Zalike Zamiri

“Keza zalike’nin “lam” vasıtasıyla ifade ettiği buud Kur’an’ın kemaline delalet eden ulüvv rütbesine işarettir.”(İşaratü'l-İ’caz)

Burada 'zalike' zamiri Kur’an’ın kemaline nasıl işaret ediyor. Cevaplarsanız memnun oluruz?

Soru Musibet Taammüm Ettiğinde

Ve keza, "Musibet taammüm ettiğinde elem hafif olur. Ben de emsalim gibiyim" diye yine yük altından kaçar. Fakat, musibet âmm olduğunda, elemi muzaaf olur, kat kat ziyade olur. Çünkü, kendisi gibi akrabası, ahbâbı da o musibete dahildir. Çünkü, insanın ruhu, ebnâ-yı cinsiyle alâkadardır. Ne kadar umumî olursa, o kadar da elemi fazla olur. ( Mesnevi Nuriye, Zeylü’z-Zeyl, osmn. 139)

Üstadımız bu paragrafın ilk başında musibetin umumi olması halinde kişinin herkes gibiyim diyerek musibetin hafifleşmesinden bahsederken sonrasında da yine eğer musibet umumileşirse bu sefer de musibetin kat kat ziyade olacağını ifade ediyor. Yani musibet umumi olduğunda hem hafifleşmesini hem de ziyadeleşmesini anlayamadık, bir tezat mı var acaba, izah edebilir misiniz?

Soru Ubudiyet Mukaddemei Mükafatı Lahika Değil

24. sözün 5. dalının ikinci kinci Meyvesinde geçen "Ey nefis! Ubudiyet, mukaddeme-i mükâfat-ı lâhika değil, belki netice-i nimet-i sâbıkadır. " ifadesini genel olarak anlamaktayız. Fakat cümlenin tam olarak çevirisini yapamıyoruz. Bu cümlenin izahını yapabilir misiniz?

Soru Zalike İşaret Zamiri

"Keza zalike(ذَلِكَ) zat ile sıfatı gösteren bir işaret olduğu itibariyle hem Kuranın azametine, hem azameti isbat eden sıfat-ı kemâliyeye işaret eder. Zalike(ذَلِكَ), işaret-i hissiyeye mahsus (hususi olma, sat harfi ile) iken, işaret-i akliyede kullanılması, tazim ve ehemmiyeti ifade ettiği gibi, makul olan Kur'an’ı mahsus (his yani beş duyu organına hitap eden, sin harfi ile yazılır) suretinde göstermesi, Kur’an’ı enzar ve ezhanın nazarı dikkatine arzetmekle tesettürü icab eden (hile zafiyet ve sair çirkin) şeylerden münezzeh olduğunu izhar ve itiraf ettirmektir. "(İşaratü'l-İ'caz )

İşaratü'l- İ'caz'da geçen bu kısmı açıklayabilir misiniz? 

Soru Yezide Lanet

Yazide lanet okunur mu?

Soru Pencerelerden Seyret İçlerine Girme

"... pencerelerden seyret içlerine girme" üstadın bu ifadesinde pencerelerden kastı ne olabilir?

Soru Şefkati Rububiyetin Müteessir Olması

...ve küfür ve isyan ile ve seni va‘dinde tekzîb etmekle senin azamet-i kibriyâna dokunan ve izzet-i celâline dokunduran ve ulûhiyetinin haysiyetine ilişen ve şefkat-i rubûbiyetini müteessir eden ehl-i dalâleti ve ehl-i küfrü, haşrin inkârında onları tasdîk etmekten yüz binler derece mukaddessin. Buradaki şefkat-i rububiyetin müteessir olmasını nasıl anlamalıyız? Cenab-ı Hakk kendi yarattıklarından müteessir olur mu?