Kategori Güzel Huylar ve Güzel Ahlak Kategori

Ek Soru Soru

Kalp Temizliği

Kalp temizliği nedir? Bir insanın kalbinin temiz olması için ne yapması lazım? Benim kalbim temiz diyenlere bunu nasıl izah edebiliriz?

Cevap Cevap

Kalb temizliği, kalbin manevi kirlerden ve hastalıklardan arınmış olması demektir. Bu temizliğin en büyüğü, kalbin küfür karanlıklarından temizlenerek, iman nuruyla aydınlanmış olmasıdır.

Sonra, Allah’a karşı ibadet ve kulluk şuuru taşımak, O’na asi olup nankörlük etmekten şiddetle sakınmak, Kısacası Rabbine karşı olan vazifelerinde titiz davranmaktır.

Daha sonra, kalbin kötü duygu ve niyetlerden arınarak İslam ahlakının gerektirdiği güzel duygularla donanmasıdır. Bu duygulardan en mühim bazılarını alt alta sıralayalım.


1- Gurur, kibir ve kendini beğenmişlik duygularından arınmak, tevazu sahibi ve alçak gönüllü olmak.

2- Hakperest ve başkalarının haklarına saygılı olup haksızlık ve yanlışlıktan taraf olmamak.

3- Şefkat ve acıma duygusuna sahip olup zalimlikten uzak olmak.

4- Gösterişi terk edip Allah rızasını her şeyin önünde görmek.

5- Bencillik ve cimrilik duygularını terk edip yardımseverlik ve cömertlik duyguları taşımak.

6- Su-i zan ve kötüye yormayı terk edip, hüsnü zan ve hoşgörü sahibi olmak.

Başka bazı maddelerin de bunlara ilave edilmesi mümkündür. Biz ilk anda en çok hatıra gelmesi gerekenleri yazmaya çalıştık.

Özetle, iman, ibadet ve güzel ahlakın üçünü birden taşımadıkça insanın kalbi temizlenmiş olmaz.

Benim kalbim temiz diyen kişiye, hayır senin kalbin temiz değil manasına gelecek bir tarzda konuşmak da doğru değildir. Bunun yerine ona şöyle bazı sorular sorulabilir:

1- Kalb temizliğinin ölçüsü nedir?

2- Kalbi yaratan Allah, bizden nasıl bir kalb temizliği beklemektedir?

3- Kişinin kendi kendini temize çıkarması, gerçek durumu yansıtır mı?

4- Kişinin kendini bu şekilde övmesi kalb temizliğine uygun bir davranış mıdır?

Allahu Teâlâ Hazretleri insana, Allah’ı yüceltmeye ve onu sevmeye ve ona tapmaya yarayacak; beğenmek, takdir etmek, kusursuz bulmak, sevmek, tapmak gibi bazı güzel duygular vermiştir.

Fakat insan nefsi bu kabiliyetlerini Allah’a yönlendirmesi gerektiği halde nefsine yönlendirir ve kendine tapmaya başlar. Kendinin çok değerli ve üstün bir insan olduğuna ve kusursuz, tertemiz olduğuna inanır. Eğer kendisine, ibadeti terk etmek ve büyük günahlara girmek gibi bazı önemli yanlışları gösterilirse, bu sefer kendini şöyle yüceltir: “Sen benim dışarıdan böyle göründüğüme bakma. Benim kalbim temiz.” Yani her hâlukârda kendini kusursuz görmeye şartlanmıştır. İnsanın bu halini Üstad Bediüzzaman şöyle anlatır:

“Fıtratında tevdi edilen (yaratışında emanet bırakılan) ve Mabud-u Hakikî'nin (Hakiki ibadete layık olan Allah’ın) hamd ve tesbihi için ona verilen cihazat ve istidadı (ruhundaki manevi cihaz ve kabiliyetleri), kendi nefsine sarfederek “Hevâsını ilah edineni gördün mü” (ayetinin)   sırrına mazhar olur. Kendini görür, kendine güvenir, kendini beğenir.” (17 ve 26. Söz’ün zeyli)

Allah’ın bizden istediği, nefsimizi avukat gibi savunmak değil, bunun tam aksini yapmaktır. Ayette şöyle emrediyor: “nefislerinizi temize çıkarmayın!” Yani bizlere düşen vazife, “benim kalbim temiz gibi” sözlerle nefsimizi temize çıkarmak değil, nefsimizin, göremediğimiz ve görmek istemediğimiz kusurlarını teşhis ederek, onlar için istiğfar ve bağışlanma dilemek ve tedavi etmek için çareler aramaktır.

Kulun kendi kendini temize çıkarması ahrette hiçbir fayda vermez. Çünkü orada insanlar, kendi lehlerindeki şehadetleriyle değil, defterlerinde yazılan amelleriyle muamele göreceklerdir. Önemli olan bu dünyada, kendini ve başkalarını nefsin hileleriyle kandırmak değil, orada temize çıkabilmektir. Bakın Kur’an, hesab günü defterlerinde yazılı olan amelleri gördüklerinde günahkâr kimselerin yaşayacakları şaşkınlıklarını nasıl tasvir ediyor!

“Ve (mahşer günü)kitab (amel defteri, ortaya) konulmuştur. Artık günahkârları görürsün ki onda (yazılı) olanlardan korkarak: “Vay hâlimize! Bu defter nasıl olmuş da küçük büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş?” derler. Böylece yaptıklarını hazır olarak bulmuşlardır. Rabbin ise hiç kimseye zulmetmez.” (Kehf, 49)

Allahu Teala cümlemizi ahiret gününde temize çıkanlardan eylesin. Amin.

 
Yorum Yap
Yorum Gönder
Gönder