Kategori Ahirzaman ve Kıyamet Alametleri Kategori

Ek Soru Soru

İsa (as)'ın Ahirzamanda Semadan İnmesi

İsa (as)'ın ölmeden göğe yükseltildiğine ve ahirzamanda tekrar yeryüzüne indirileceğine son zamanlarda bazı kimseler itiraz ediyorlar. Bu konunun İslam inancındaki delilleri nelerdir?

Cevap Cevap

Hz. İsa (as)’ın ölmeden semaya yükseltildiği ve kıyamete yakın tekrar yer yüzüne indirilip hak dine hizmet edeceği bütün İslam âlimlerinin ittifak ettikleri bir konudur. İslam inanç esaslarına dair bütün kelam kitaplarında kıyamet alametlerinden biri olarak zikredilmiştir.

İsa (as)’ın ahirzamanda ineceği inancının temelinde ayetler ve tevatür derecesine ulaşmış pek çok hadisler vardır. Hadis-i şeriflerde hususen on büyük kıyamet alametinden biri olarak sayılmıştır.

 

İsa (as)’ın ölmeden göğe yükseltildiğine ve bir kıyamet alameti olarak tekrar ineceğine işaret eden bazı Kur’an ayetleri:

“…Onu kesinlikle öldürmediler. Hayır; Allah onu (İsa’yı) Kendine yükseltti…” (Nisa, 157-158)

“…Şüphesiz o (Hz. İsa), kıyamet saati için bir alamettir...” (Zuhruf, 61)

“Hani Allah, İsa'ya demişti ki: Ey İsa, doğrusu senin (dünyadaki) hayatına Ben son vereceğim, seni Kendime yükselteceğim.” (Âl-i İmran, 55)

 

Hz. İsa’nın Tekrar Yeryüzüne İndirileceğine Dair Hadisler:

"Sizler on alameti görmedikçe hiçbir zaman Kıyamet kopmaz... Biri de İsa (as)'ın inmesi..." (Müslim, Kitabü-l Fiten: 39)

“Meryem oğlu İsa adil bir hâkim ve adaletli bir imam olarak inmedikçe kıyamet kopmayacaktır...” (Sünen-i İbni Mace)

"Nefsim kudret elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin ederim! Meryem oğlu İsâ'nın, aranıza adâletli bir hâkim olarak ineceği, istavrozları kırıp, hınzırları öldüreceği, cizyeyi kaldıracağı vakit yakındır." (Buhari, Müslim, Ebu Dâvud, Tirmizi)

 “Onunla (Hz.İsa ile) benim aramda hiçbir peygamber yoktur. O şüphesiz inecektir. Onu gördüğünüz zaman tanıyın! O, orta boylu, beyaza çalar kırmızı renktedir. Sarıya boyalı iki elbise içinde olacak. Yağmur yağmasa da saçından su damlayacaktır.” (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tırmizi)

"İmamınız kendinizden (Mehdi) olduğu halde Meryem oğlu (İsa) içinize indiği zaman acaba nasıl olursunuz?" (Müslim)

Hz. İsa'nın (as) İnmesi Mütevatirdir:

İbn-i Hacer, Taberi ve İbn-i Kesir gibi bir kısım büyük hadis âlimleri İsa (as)’ın nüzulü meselesinin mütevatir bir konu olduğunu söylemişlerdir. Bir rivayet mütevatir derecede çokça rivayet edilmişse artık ona inanmak imani bir mecburiyet halini almaktadır.

İmam-ı Azam, Maturidi, Eş’ari, Taftazani, Fahr-i Razi, Suyuti gibi bütün hadis, kelam ve tefsir allameleri bu konuyu kitaplarında ahirzaman alametlerinden olarak zikretmişlerdir. Hatta Şia ve Mutezile imamlarının dahi bu konuda ittifakı vardır.

 

Üstad Bediüzzaman’ın Bu Konudaki izahları:

“Evet, hadis-i şerifin ifadesiyle Hazret-i İsa’nın semavi nuzulü kat’i olmakla beraber…” (Kastamonu Lahikası)

“... sema-i dünyada cesediyle bulunan ve hayatta olan Hazret-i İsa, belki alem-i ahiretin en uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi, yine şöyle bir netice-i azime (büyük netice) için ona yeniden cesed giydirip dünyaya göndermek, o Hakim’in (Allah’ın) hikmetinden uzak değil...” (15. Mektup)

“Hazret-i İsa Aleyhisselam geldiği vakit, herkes onun hakiki İsa olduğunu bilmek lazım değildir. Onun mukarreb ve havassı (derin imanlı yakın talebeleri), nur-u iman (iman gücü) ile onu tanır. Yoksa bedahet (aşikarlık) derecesinde herkes onu tanımayacaktır.” (15. Mektup)

Hatta Hazret-i İsa Aleyhisselam’ın nuzulü (gökten inişi) dahi ve kendisi İsa Aleyhisselam olduğu, nur-u imanın dikkatiyle bilinir; herkes bilemez. (5. Şua)

“(Hadiste) Hazreti İsa Aleyhisselam gelir, Hazret-i Mehdi’ye namazda iktida eder, tabi olur” diye rivayeti bu ittifaka (Hıristiyanlar’ın İslamiyet’e gireceğine) ve hakikat-ı Kur’aniyenin metbuiyetine ve hakimiyetine (Kuran’a tabi olunacağına) işaret eder.” (5. Şua)

“…İsa Aleyhisselam, o din-i hak cereyanının başına geçeceğini, bir Muhbir-i Sadık (Hz. Muhammed), bir Kadir-i Külli Şey’in (Allah’ın) va’dine istinad ederek (dayanarak) haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır; madem Kadir-i Külli Şey (Allah) va’detmiş, elbette yapacaktır.” (15. Mektubat)




 
Yorum Yap
Yorum Gönder
Gönder