Kategori Dünyadaki İmtihan Kategori

Ek Soru Soru

Günümüzde Fetret Ehli

Günümüzde fetret ehli var mıdır? Tv gibi araçlarla islamiyet her yerde kolaylıkla biliniyor. Bunu nasıl anlamalıyız?

Cevap Cevap


Üstad Bediüzzaman “Zaman-ı fetrette, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın ecdadı bir din ile mütedeyyin mi idiler?” sualini cevaplarken şu izahlarda bulunur:

“Zaman-ı fetrette “Peygamber göndermedikçe azab edici değiliz” (İsra, 15) sırrıyla; ehl-i fetret, ehl-i necattırlar (ahrette kurtulurlar). Bil'ittifak, teferruattaki hatiatlarından (hatalarından) muahazeleri (hesaba çekilmeleri) yoktur. İmam-ı Şafiî ve İmam-ı Eş'arîce; küfre de girse, usûl-i imanî de (imanın asılları da) bulunmazsa, yine ehl-i necattır. Çünkü teklif-i İlahî (dinî sorumluluk) irsal (peygamber göndermek) ile olur ve irsal dahi, ıttıla' (haberdar olmak) ile teklif takarrur eder (sorumluluk başlar). Madem gaflet ve mürur-u zaman (zamanın geçmesi), enbiya-i salifenin (önceki peygamberlerin) dinlerini setretmiş (gizlemiş); o ehl-i fetret zamanına hüccet (delil) olamaz. İtaat etse sevab görür, etmezse azab görmez. Çünkü mahfî (gizli) kaldığı için hüccet olamaz.” (Mektubat)

Burada iki şey dikkat çekiyor. 1- Mesuliyetin peygamberin davetinden haberdar olmakla başlayacağı. 2- Bu davetin gizli değil açık, anlaşılır olması gerektiği.

Buradan yola çıkarak şunu söyleyebiliriz: Dünya çok büyük bir sahadır. Âlem-i İslam’a çok uzak ve İslamiyetin çok çok zayıf olduğu yerler vardır. Dolayısıyla, İslamiyet hakkında asgari de olsa yeterli bir bilgiye hiç ulaşamamış insanlar bulunabilir.

Ayrıca, İslamiyetin sadece adını duymak, ya da aleyhte propagandaları duymak tebliğ almış olmak manasına gelmez.

İmam-ı Gazalî Hazretleri, İslam’da Müsamaha adıyla Türkçe’ye çevrilen eserinde, tebliğin doğru bilgilerle ve yeterli miktarlarda ulaşmış olması gerektiğini söyler. Kimin doğru ve yeterli bilgi aldığını ise ancak Allah bilir. Önemli olan da budur.

Kur’an-ı Kerim’de cehennemlik insanlar hakkında, onların kendilerine tebliğ ulaştığı halde hakkı yalanladıkları ve bu sebeple cehenneme müstehak olduklarını bildiren ayetler vardır.

Mesela, “Şübhesiz sana âyetlerim gelmişti de, onları yalanladın; büyüklük tasladın ve kâfirlerden oldun!” (Zümer, 59)

“Ne zaman oraya (Cehenneme) bir topluluk atılsa, bekçileri onlara: “Size (bu azâbı haber veren) bir korkutucu gelmedi mi?” diye sorar. (Onlar) derler ki: “Evet! Gerçekten bize bir korkutucu geldi, fakat biz yalanladık ve (onlara): ‘Allah hiç bir şey indirmemiştir; siz ancak büyük bir dalâlet içindesiniz!’ dedik.” (Mülk, 8-9)

Netice olarak şunu söyleyebiliriz: Önemli olan bu asırda ehl-i fetret vardır veya yoktur diye bir hükümde bulunmak değildir. Önemli olan, mahşer günü kendisine tebliğ ulaşmamış herkesin kurtulacağını bilmektir. Bu ise Rabbimiz’in nihayetsiz merhametinin bir gereğidir.


 
Yorum Yap
Yorum Gönder
Gönder