Kategori Ölüm ve Kabir Alemi Kategori Risale-i Nur Mütalaası Kategori

Ek Soru Soru

Gençlik Rehberi'ndeki Haps-i Münferidin Manası

Gençlik Rehberi'nde, "(Kabir) Âhireti tasdik eden, fakat sefahet ve dalâlette gidenlere, bir haps-i ebedî ve bütün dostlarından bir tecrid içinde bir haps-i münferid, yalnız başına bir hapis kapısıdır. Öyle gördüğü ve îtikad ettiği ve inandığı gibi hareket etmediği için öyle muamele görecek." diyor. Bu anlatılan durum kabir için mi geçerli, yoksa bütün ahiret için mi geçereli? Ahirette olsa, -Kalbinde zerre miktar iman bulunan bir insan, eninde sonunda cennete gidecek- hadisi ile bir uyumsuzluk olmaz mı?

Cevap Cevap

Burada kasd olunan ahirette ebedi cehennem hapsine düşmektir. Çünkü sonrasında da "haps-i ebedi" diyor. Ebedi hapis kabirde değil, ahirettedir.

Yalnız burada kasd olunan kişiler ehl-i iman değil, son nefeste imansız giden kimselerdir. Baştaki "ahireti tasdik eden" ifadesi bizi yanıltmasın. Çünkü devamında diyor ki, "sefahet ve dalalette gidenler". Yani ahiretin varlığına inanıyor ama ömrü boyu haramlar ve dalaletler içinde yaşıyor. Böyle bir insanın imanla kabre gitmesi çok zordur. Üçüncü Söz'de böyleleri şöyle anlatır:

"Fısk ve sefahet yolu ise; -hattâ fâsıkın itirafıyla dahi- menfaatsız olduğu halde, ondan dokuz ihtimal ile şekavet-i ebediye helâketi bulunduğu; icma ve tevatür derecesinde hadsiz ehl-i ihtisasın ve müşahedenin şehadetiyle sabittir. Ve ehl-i zevkin ve keşfin ihbaratıyla muhakkaktır." (3. Söz)

Demek ki, haramlara dalmış bir şekilde ömür süren kimselerin %90 imansız gittiğini bütün ehl-i keşif evliyalar, ittifakla haber veriyorlar.

Belki bizim burada fark etmemiz gereken durum şu: İman yalnızca Allah'ın, ahiretin ve peygamberin hak olduğunu kabul etmekle olan akıldaki bir fikirden ibaret bir şey değil.

İman kalbde olan bir nurdur ve insanın yaşantısı o nuru ya parlatır veya söndürür. Hz. Peygamber (asm) bunu şöyle haber veriyor:

"Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz ve nasıl ölürseniz öyle haşrolursunuz."

Bediüzzaman Hazretleri günahlarla iman arasındaki bu olumsuz ilişkiye şöyle işaret eder:

"İnkâr etmemek başkadır, iman etmek bütün bütün başkadır. (...) Yoksa, büyük günahları serbest işleyip istiğfar etmemek ve aldırmamak, o imandan hissesi olmadığına delildir." (Emirdağ Lahikası)