Kategori Yaratılış Sırları Kategori

Ek Soru Soru

Bu Kainattan Daha Güzel Olabilir mi

Cenabı hak (haşa) bu kainattan daha güzel bir kainat yaratabilir miydi? İnsan eşref-i mahlukat olduğuna göre insanın bu halinden daha güzel bir mahluk yaratılabir mi idi? Cenabı Hakk'ın ilminde her şey mevcuttur. Peki bu kainatın veya insanın daha güzel bir surette yaratılması da mevcut mudur? Mevcut ise (haşa) cenabı hak neden bu kainatı ve insanı bu şekilde yarattı? Daha üstün meziyetlerde yaratamaz mı idi (haşa)?

Cevap Cevap

Bu kâinattan daha güzelinin olması imkân dâhilinde değildir. Buna ifade için Üstad Bediüzzaman Hazretleri, İmam-ı Gazalî’nin bir sözünü şöyle nakleder:

Nihayet derecede hüsün ve cemalleri (güzellikleri) bulunan esma-i hüsnanın güzel cilveleriyle, kâinatın herbir nev'i, hattâ herbir ferdi, kabiliyetine göre öyle bir hüsne (güzelliğe) mazhar olmuşlar ki; Hüccet-ül İslâm İmam-ı Gazalî demiş: "Daire-i imkânda bu mükevvenattan daha bedi' daha güzel yoktur."(1) Yani bu kâinattan daha güzeli ihtimal dâhilinde değildir.

Kelam kitablarının bildirdiğine göre, Allah’ın ilmi bütün mümkün olanları da imkânsız olan şeyleri de kuşatır.

Eğer Allah’ın ilminde bu kâinatın daha güzelinin yaratılması mümkün olsaydı Allah muhakkak onu yaratırdı. Demek ki en güzel kâinat modeli bu ki, böyle yaratıldı.

Eğer, ‘hayır daha güzelinin olmaması Allah’a yakışmaz’ denilirse zincirleme bir teselsül lazım gelir. Yani ondan da daha güzeli olabilir, ondan da ve ondan da derken sonsuza kadar bu şekilde uzaması muhaldir. Muhakkak bir son noktası olacaktır. Çünkü sonsuz güzellik sahibi ancak Allahu Teala’dır.

Olabilecek en güzel kâinat modellerinin zirvesi bu kâinattır. Yalnız şunu dikkate almazsak mevzu eksik kalır. O da kâinatın bu dünyadan ibaret olmadığıdır. Bu dünya bir başlangıçtır. Kıyametten sonra ebedî bir âlem başlayacaktır. Ebedî Cennet’in ebedî güzellikleri ve korkunç cehennemin “eşya zıttıyla bilinir” kaidesiyle cennetin güzelliğini hadsiz derecede arttırması da hesaba katılmalıdır. Demek ki gaye, dünyasıyla, ahretiyle bu âlemden daha güzeli olamaz demektir.

Allah’ın ilmi sonsuz olduğu için bu kâinatın, dünya-ahiret birlikte olarak, insana göre ve dış görünüş itibariyle daha güzel modelleri ilm-i ilahide bulunabilir. Fakat Allah katında ve hikmet noktasında gerçekten en güzeli olmaz.

Bu kâinatın en güzel olmasını şu açıdan değerlendirmek herhalde faydalı olacaktır. Allahu Teala’nın bu kainatla alakalı pek çok isimleri ve o isimlerin nihayetsiz muktezaları ve tecellileri vardır. Bazı isimlerin gerekleri birbirinden farklılıklar gösterir. Mesela rahmet ve kahır gibi, celal ve cemal gibi, affedici ve şiddetli azab edici olmak gibi…

İşte celalî ve cemalî olarak iki kısma ayrılan hadsiz isimlerin gereği olan ve nihayetsiz miktarlara ulaşan, tecelliler, hikmetler, manalar ve işler en güzel bir biçimde bu kainatta görünmekte ve en zirve noktada bu alemde (ahretle beraber)  kesişmektedir.

Kısacası bu alem, hadsiz isimlerin hadsiz farklı farklı güzelliklerinin kesiştiği en güzel nokta olarak yaratılmıştır.

İnsan da bu en güzel kâinatın en güzel meyvesi ve çekirdeği olarak ve kâinatta tecelli eden bütün her şey onun ruhunda da tecelli edebilecek bir fıtratta yaratılmıştır. “Muhakkak ki biz insanı en güzel bir surette yarattık.” (2) ayeti de bunu açıkça ifade ediyor. Bu yönüyle insanı tarif ederken Üstad Hazretleri ona, “kainatın bir misal-i musağğarı”, yani kainatın küçültülmüş bir numunesi der.


(1) 3. Şua
(2) Tin Suresi

 
Yorum Yap
Yorum Gönder
Gönder