Kategori Risale-i Nur Kategori Risale-i Nur Mütalaası Kategori Dünyadaki İmtihan Kategori Dünya Hayatı Kategori

Ek Soru Soru

Zelzele ve Depremin Korkusu

Bu zelzelenin hususen gece gelip ekser insanların rahatlarını kaçırması ve korku ve ümitsizliğe boğması nedendir?

Cevap Cevap

İnsanların başına gelen deprem, sel ve yangın gibi musibetler genellikle insanların hata ve günahlarından ötürü meydana gelmektedir. Bu konuda Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır. “Sana ne iyilik gelirse Allah’tandır. Sana ne kötülük gelirse kendindendir.” (Nisa,4/79).

Başka bir ayet-i kerimde ise: "Size gelen musibet, işlediğiniz (günahlar) yüzündendir..." (Şura, 42/30)

Yine başka bir ayet-i kerimede ise: "İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, ki Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırsın; belki de (tuttukları kötü yoldan) dönerler. "(Rum 30/41)

Bu üç ayetten açık bir şekilde anlaşılıyor ki çoğu zaman insanlar kendi elinin cezasını çekmektedir.

Tarihte birçok kavim vardır ki; Allah’ın emir ve yasaklarına uymayıp nefislerine yenilip rezil bir şekilde günahlara daldığı için dünyada iken bela ve musibetlerle helak olmuşlardır. Bu konuda bazı ayet-i kerimeler şöyledir.

“Eğer, o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler (in kapılarını) açardık. Fakat onlar yalanladılar, biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik." (A'raf,7/96)

“Rabbin fil sahiplerine neler etti, görmedin mi?  Onların kötü planlarını boşa çıkarmadı mı? Onların üstüne sürü sürü kuşlar gönderdi. O kuşlar, onların üzerlerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu. Böylece Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi.."(Fil, 105/1-5)

“Hataları (küfür ve isyanları) yüzünden suda boğuldular ve cehenneme sokuldular da kendileri için Allah’tan başka yardımcılar bulamadılar.” (Nuh,71/25).

Bu kavimlerin birçoğuna peygamber gönderilmiş ve günahlarından dolayı uyarılmışlardır. Ancak onlar daha da azgınlık yapıp günahlarına devam edince Rabbimiz onları helak etmiştir.

Sonraki zamanlarda da bu kavimler gibi toptan bir helak şeklinde olmasa da bazı toplumlarda umumi günahlar ve zulümler arttığı vakit, bazen kıtlık bazen hastalık bazen de başka bir zalimi onlara musallat edilerek o toplum uyarılmıştır. Bu Rabbimizin bir kanunudur.

1939 Erzincan ve İzmir depremi münasebetiyle Bediüzzaman Hazretleri de şunları kaydetmektedir: “Birinci Sual: Bu büyük zelzelenin maddî musibetinden daha elîm manevî bir musibeti olarak, şu zelzelenin devamından gelen korku ve me'yusiyet ekser halkın ekser memlekette gece istirahatını selbederek dehşetli bir azab vermesi nedendir?

Yine manevi cevap; Şöyle denildi ki: Ramazan-ı Şerifin teravih vaktinde kemal-i neşe ve sürur ile sarhoşasına gayet heveskârane şarkıları ve bazen kızların sesleriyle radyo ağzıyla bu mübarek merkez-i İslamiyet’in her köşesinde cazibedarane işittirilmesi, bu korku azabını netice verdi. (Sözler,Shf:41)

Yani hususen Mübarek Ramazan-ı Şerif, Cuma ve bayram günlerinde O’na karşı bir nevi isyan olan zina, namazsızlık, faiz, haram kazanç, yalan, gıybet ve kadınların heveskar şarkıları söylemesi ve bununda her tarafta dinlettirilmesi gibi günahların aleni bir şekilde işlemesi Gadab-ı İlahiyeyi galayana getirip bu musibetleri netice vermektedir. İşte insanlar korkusuzca ve ahireti düşünmeden günah işledikleri vakit Rabbimiz yine tam da onların kalbine korku verecek ve ölümü düşündürecek şekilde deprem ve felaketle onları ikaz eder. Bu suretle onlara acizliklerini ve zayıflıklarını hatırlatır. Gafletlerini dağıtıp onları günahlardan kaçınmaya, ibadet ve taate sevk eder. Kendinize geliniz, Rabbinizi hatırlayınız ve günahları işlemeyiniz diye uyarır.

Rabbimiz özellikle insandaki korku damarını işleterek onları günahlardan sakındırmaktadır. Kur’an-ı Kerimde bazen cehennem azabından bazen de geçmişte bazı helak edilen kavimlerden bahsederek sürekli insanları uyarmaktadır. İnsandaki bu korku damarını işleten bazı ayet-i kerimler şöyledir:

“Ey iman edenler! Allah’tan hakkıyla korkup sakının! Yalnızca Müslimler/şirki terk ederek tevhitle Allah’a yönelen kullar olarak can verin.” (Âl-i İmran 3/102)

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve şayet müminlerseniz faizi terk edin.” (Bakara 2/278)

Neticede anlıyoruz ki iyilikler, ibadetler ve sadaka benzeri Rabbimizin hoşuna giden ameller belaların define sebep iken günahlar, azgınlıklar ve çirkinlikler belanın artmasına ve musibetlere sebep vermektedir. Bu sebeple bir memleketi bela ve musibetlerden muhafaza etmek için oralarda ibadeti, hayrı ve iyiliği ziyadeleştirip günah ve melaneti de azaltmak elzemdir.