Bu sayfa şu linkten yazdırılmıştır: [http://www.risaleonline.com/soru-cevap/seair-ve-sahsi-farzlar]

Kategori Şeair-i İslamiye ve Bid’alar Kategori

Şeair-i İslamiye ve Bid’alar Kategori

Ek Soru Soru

Şeair ve Şahsi Farzlar

Sünnet-i Seniye risalesinde, şeairden bahisle "şahsi farzlardan daha ehemmiyetlidir" deniyor. Başka yerlerde bu konu açıklanırken şeairin tatbiki ''Farz-ı kifayedir'' denmektedir. Ancak Farz-ı kifayede bir kişinin yapmasıyla toplumun umumu o mesuliyetten kurtulur. Fakat şahsi farzı işlememek azabı gerektirir sizce bu bir çelişki değil mi? Bizlerin üzerine düşen şahsi farzlar nelerdir?

Cevap Cevap

Önce şeairin ne olduğu üzerinde duralım: Şeair şa’r kökünden türemiş alamet manasında bir kelimedir. İslamiyetin alametleri sembolleri demektir.

Elmalı şeairi şöyle açıklar:

"İlm" maddesinden "alem", "alâmet" ve "alâim" gibi; "şuur" maddesinden şeâir, "Şaîre"nin veya "şiâre"nin yahut da "meş'ar"ın çoğuludur ki bu özel isim bildiren alâmet, belirti mânâsına gelir. Nitekim savaşta iki tarafın tanışması için kullanılan alâmet ve işarete de "şiar parola" denir. Şeâir; bazan ibadetin kendisine, bazan da yerine denir. Ezan, cemaat ile namaz, bu cümleden alarak cuma ve bayram namazları ve Hac dinin şeâirinden yani alâmetlerindendirler. Aynı şekilde camiler, minareler, hacdaki ibadet yerleri de alâmet ve işaretlerdendir ki, Safa ile Merve de bunlardandır".

Sualinize gelince, mesela ezan gibi sünnet olan bir şeair, nasıl namaz gibi bir şahsi farzdan daha ehemmiyetli olabilir? diyorsunuz.

Şeairin ehemmiyetinin sebebi ondan herkesin bir hissesi olmasıdır. Bunlar açıkça yapılan ibadetler olduğundan herkesin ondan alacağı bir ders, bir feyiz vardır. Bu cihetle yapılmayınca herkesin hakkı geçer. Mesela ezan okunmayınca; ondan feyz almaya, tevhidi, Allah ve peygamberi hatırlamaya hakkı olan bütün ehl-i islam mahrum kalır, hakları geçer.

Üstad Bediüzzaman bunu Mektubat'ta şöyle anlatır:

"Nasıl "hukuk-u şahsiye" (özel hukuk) ve bir nevi hukukullah sayılan "hukuk-u umumiye" (kamu hukuku) namıyla iki nevi hukuk var; öyle de: Mesail-i şer'iyede (şer'î meselelerde) bir kısım mesail, eşhasa taalluk eder (şahıslarla alakalıdır); bir kısım, umuma (genele), umumiyet itibariyle taalluk eder ki; onlara "Şeair-i İslâmiye" tabir edilir.

Bu şeairin umuma taalluku cihetiyle umum onda hissedardır. ...O şeairin en cüz'îsi, sünnet kabilinden bir mes'elesi, en büyük bir mes'ele hükmünde nazar-ı ehemmiyettedir. Doğrudan doğruya umum âlem-i İslâma taalluk ettiği gibi; Asr-ı Saadetten şimdiye kadar bütün eazım-ı İslâmın bağlandığı o nuranî zincirleri koparmaya, tahrib ve tahrif etmeye çalışanlar ve yardım edenler düşünsünler ki, ne kadar dehşetli bir hataya düşüyorlar. Ve zerre miktar şuurları varsa, titresinler!.."

Yani bir insanın şahsi farzı olan kendi namaz borcu yalnız kendiyle alakadar iken, ezan umum toplumla alakadardır.

Burada bir çelişki yok mu demişsiniz. Elbette yok. Çünkü şeairi yapmak için şahsi farzları terk edebilirsiniz dememiş ki çelişki olsun. Zaten fiilen de böyle bir durumla hiç karşılaşılmaz. Örnek olarak; diyelim ki birisi akşam ezanına beş dakika kala fark etti ki ikindi namazını kılmamış ve köyde ikindi ezanı da okunmamış. Hemen namazı mı kılayım, yoksa ikindi ezanını mı okuyayım? diyemez. Çünkü artık o saatte, vaktin tam sonuna gelinmişken ikindi ezanı okunmaz.

Yani kısacası yaşayışta ikisinden birini tercih etmek gibi bir zorunlulukla karşılaşılmaz. Demek ki kasd olunan mana, bir yerde okunan ezanın İslam dünyasına faydası, kişinin şahsına ait farzlardan daha fazladır demektir.

Şahsî farzlar nelerdir sualine iki ihtimalle cevap verilebilir:

Birincisi ve ilk akla geleni, insanın namaz, oruç gibi kendi ibadet vazifeleridir.

İkincisi ise, namaz, oruç, hac gibi ibadetler de şeairden sayıldıklarından bunlar dışında olan kişinin kendine ait bazı farz vazifeleri olabilir. Fakat bu şık biraz zayıf görünüyor. Çünkü fıkıh kitaplarında şahsi farzlar diye ayrı bir sınıflandırmayla karşılaşmıyoruz.

Namaz ve orucun da şeairden olması bir çelişki oluşturmaz. Çünkü bunlar zaten bütün müslümanlar tarafından yapıldığı için bir kişinin yapmaması ile şeairin ilan edilmemesi gibi bir durum olmaz. Fakat ezan gibi bir sünnetin bir kişi tarafından okunmaması ile şeair ihmal edilmiş olabilir.