Kategori Vesvese Kategori Risale-i Nur Kategori Risale-i Nur Mütalaası Kategori İnsanın Mahiyeti Kategori Dünyadaki İmtihan Kategori

Ek Soru Soru

Vesveseden Kurtulmak İçin

Vesveseden kurtulma yolları nelerdir, bunun için hangi duaları okumalıyım?

Cevap Cevap

Vesveseden kurtulmak için,

1. Hangi konuda vesvese varsa o konu hakkında bilgi sahibi olmak. Çünki ilim onu tard eder kovar. Cehalet ise vesveseyi davet eder. Vesvesenin mahiyetini bilmek ve onu tanımak vesveseden kurtulmak için faydası vardır. 

2. Vesvesenin üzerinde ehemmiyet verip durmamak. Çünki ehemmiyet verdikçe şişer ehemmiyet verilmezse söner.

3. Onu gözde büyütmemek. Çünki büyük gördükçe büyür. Küçük gördükçe küçülür.

4. Korkmamak. Çünki korktukça ağırlaşır, hasta eder. Korkulmazsa hafifleşir ve gizli kalır.

Bunun için Fatiha, İhlas, Felak ve Nas sureleri gibi sureler ve Ayet'ül-kürsi gibi ayetler okunabilir. Ayrıca Büyük Cevşen kitabındaki dualardan bazıları seçilip okunabilir. 

Ayrıca 21. Sözün 2. Makamı olan Vesvese Risalesini bilenlerle mütalaa etmek faydalı olur İnşaallah.

Bu Risalenin başında şöyle geçmektedir:

"Ey maraz-ı vesvese ile mübtelâ! Biliyor musun, vesvesen neye benzer? Musibete benzer. Ehemmiyet verdikçe şişer. Ehemmiyet vermezsen söner. Ona büyük nazarıyla baksan büyür, küçük görsen küçülür. Korksan ağırlaşır, hasta eder. Havf etmezsen hafif olur, mahfî kalır. Mâhiyetini bilmezsen, devam eder, yerleşir. Mâhiyetini bilsen, onu tanısan, gider. Öyle ise, şu musibetli vesvesenin aksâm-ı kesîresinden kesîrü’l-vukū‘ olan yalnız “Beş Vechini” beyân edeceğim. Belki sana ve bana şifâ olur. Zîrâ şu vesvese öyle bir şeydir ki, cehil onu da‘vet eder, ilim onu tard eder. Tanımazsan gelir, tanısan gider."

Ayrıca Hastalar Risalesinde vehim cihetiyle faydalı olabilecek bir yer vardır. O da şöyledir:

"Yirminci Devâ: Ey derdine derman arayan hasta! Hastalık iki kısımdır:

Bir kısmı hakîkî, bir kısmıvehmîdir.

Hakîkî kısmı ise, Şâfî-i Hakîm-i Zülcelâl, küre-i arz olan eczâhâne-i kübrâsında, her derde bir devâ istif etmiş. O devâlar ise, derdleri isterler. Her derde bir derman halketmiş. Tedâvi için ilaçları almak, isti‘mâl etmek meşrû‘dur. Fakat te’sîri ve şifâyı, Cenâb-ı Hak’tan bilmek gerektir. Dermanı o verdiği gibi, şifâyı da o veriyor. Hâzık ve mütedeyyin hekimlerin tavsiyelerini tutmak, ehemmiyetli bir ilaçtır. Çünki ekser hastalıklar sû’-i isti‘mâlâttan, perhizsizlikten ve israftan ve hatîâttan ve sefâhetten ve dikkatsizlikten geliyor.Mütedeyyin hekim, elbette meşrû‘ bir dâirede nasîhat eder ve vesâyâda bulunur. Sû’-i isti‘mâlâttan, isrâfâttan men‘ eder, teselli verir. Hasta, o vesâyâ ve o teselliye i‘timâd edip hastalığı hafifleşir, sıkıntı yerinde bir ferahlık verir.

Ama vehmî hastalık ise; onun en müessir ilacı, ehemmiyet vermemektir. Ehemmiyet verdikçe o büyür, şişer. Ehemmiyet verilmezse küçülür, dağılır. Nasıl ki arılara iliştikçe, insanın başına üşüşürler, aldırmazsan dağılırlar. Hem karanlıkta gözüne sallanan bir ipten gelen bir hayâle ehemmiyet verdikçe büyür. Hatta bazen onu dîvâne gibi kaçırır; ehemmiyet vermezse, âdî bir ipin yılan olmadığını görür, başındaki telâşına güler. Bu vehmî hastalık çok devam etse, hakîkate inkılâb eder. Vehhâm ve asabî insanlarda fenâ bir hastalıktır. Habbeyi kubbe yapar; kuvve-i ma‘neviyesi kırılır. Hususan merhametsiz yarım hekimlere veyahud insâfsız doktorlara rast gelse, evhâmını daha ziyâde tahrîk eder. Zengin ise, malı gider; yoksa ya aklı gider veya sıhhati gider."