Kategori Tasavvufî Meseleler Kategori

Ek Soru Soru

Velayet-i Kübra

Velayet-i kübra-vusta-suğra kavramlarını izah edip, örnek verirseniz sevinirim.

Cevap Cevap

Üstad Bediüzzaman Hazretleri Velayet-i kübrayı, tasavvuf sahasının en büyük otoritelerinden olan İmam-ı Rabbani'den yaptığı bir alıntıyla 5. ve 15. Mektub'larda izah eder.

Buna göre velayet-i kübra, tarikat yoluyla değil doğrudan ilim yoluyla elde edilen bir velayettir. İslam alimlerinin hususen ilk asırlarda yaşayan büyükleri bu velayete sahiptirler. Sahabelerin velayeti de bu velayettir.

Velayet-i kübra sahibi insanlar bu makamlarını Kur'an ve sünnet ilmine derinlemesine vakıf olmaları ve ilmi ihlasla birleştirmeleri sayesinde elde ederler. Yani ilim tahsilini yalnız bilgilerini arttırmak için değil, aksine o ilimle amel edip olgunlaşmak için tahsil ederler. Nasılki tarikate giren biri nefsini terbiye etmeyi gaye edinmişse onlar da ilmi onunla terbiye olmak ve ahlaken kemale ermek ve dine hizmet etmek için tahsil ederler. Bu makamda keramet ve harika haller az görünse de kıymetçe tarikat velayeti olan velayet-i suğradan çok üstün olduğunu Üstad Bediüzzaman gibi İmam-ı Rabbani de söyler.

Sahabelerden sonra dört mezheb imamımızı tarikate girmedikleri halde en büyük velayet olan velayet-i kübraya ulaşmış kimseler olarak gösterebiliriz. İmam-ı Rabbani Hazretleri Mektubatında tarikat yolculuğunu tamamlamış bazı ilim ehli zatların da bunun arkasından velayet-i kübraya geçebildiklerini söyler. Kendisi ve İmama-ı Gazali, Şah-ı Geylanî ve Şah-ı Nakşibend ve Mevlana Celaleddin gibi ehl-i tarikatin büyüklerini bunlardan sayabiliriz.

Velayet- suğra, tarikat yolu ile elde edilen meşhur velayettir.

Velayet-i vusta hakkında ise, Risale-i Nur'da ve Mektubat-ı İmam-ı Rabbanî'de herhangi bir tafsilat bulunmamaktadır.

Son olarak Üstad Bediüzzaman'ın 5, 15 ve 28. Mektub'da yaptığı bir kısım izahlar şunlardır:

"Silsile-i Nakşî'nin kahramanı ve bir güneşi olan İmam-ı Rabbanî (R.A) Mektubat'ında demiş ki: "Hakaik-i imaniyeden bir mes'elenin inkişafını, binler ezvak ve mevacid ve keramata tercih ederim."

Hem demiş ki: "Bütün tarîklerin nokta-i müntehası, hakaik-i imaniyenin vuzuh ve inkişafıdır."

Hem demiş ki: "Velayet üç kısımdır: Biri velayet-i suğra ki, meşhur velayettir. Biri velayet-i vustâ, biri velayet-i kübradır. Velayet-i kübra ise; veraset-i nübüvvet yoluyla, tasavvuf berzahına girmeden, doğrudan doğruya hakikata yol açmaktır." (5. Mektub)

"Sahabelerin velayeti, velayet-i kübra denilen, veraset-i nübüvvetten gelen, berzah tarîkına uğramayarak, doğrudan doğruya zahirden hakikata geçip, akrebiyet-i İlahiyenin inkişafına bakan bir velayettir ki, o velayet yolu, gayet kısa olduğu halde gayet yüksektir. Hârikaları az, fakat meziyatı çoktur. Keşif ve keramet orada az görünür. Hem evliyanın kerametleri ise, ekserîsi ihtiyarî değil. Ummadığı yerden, ikram-ı İlahî olarak bir hârika ondan zuhur eder. Bu keşif ve kerametlerin ekserisi de, seyr ü sülûk zamanında, tarîkat berzahından geçtikleri vakit, âdi beşeriyetten bir derece tecerrüd ettiklerinden, hilaf-ı âdet hâlâta mazhar olurlar. Sahabeler ise, sohbet-i nübüvvetin in'ikasıyla ve incizabıyla ve iksiriyle tarîkattaki seyr ü sülûk daire-i azîminin tayyına mecbur değildirler. Bir kademde ve bir sohbette zahirden hakikata geçebilirler." (15. Mektub)

" Sahabelerden ve Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiînden en yüksek mertebeli velayet-i kübra sahibi olan zâtlar, nefs-i Kur'andan bütün letaiflerinin hisselerini aldıklarından ve Kur'an onlar için hakikî ve kâfi bir mürşid olduğundan gösteriyor ki: Her vakit Kur'an-ı Hakîm, hakikatları ifade ettiği gibi, velayet-i kübra feyizlerini dahi ehil olanlara ifaza eder.

Evet zahirden hakikata geçmek iki suretledir:
Biri: Tarîkat berzahına girip, seyr ü sülûk ile kat'-ı meratib ederek hakikata geçmektir.

İkinci Suret: Doğrudan doğruya, tarîkat berzahına uğramadan, lütf-u İlahî ile hakikata geçmektir ki, Sahabeye ve Tâbiîne has ve yüksek ve kısa tarîk şudur. Demek hakaik-i Kur'aniyeden tereşşuh eden Nurlar ve o Nurlara tercümanlık eden Sözler, o hâssaya mâlik olabilirler ve mâliktirler." (28. Mektub)


 
Yorum Yap
Yorum Gönder
Gönder