Kategori İbadet Kategori Namaz Kategori

Ek Soru Soru

Vecelle Senaüke Namazda Niçin Okunmuyor

"vecelle senaüke" neden sadece cenaze namazında okunup normal namazlarda okunmuyor?

Cevap Cevap

El- Asıl, En-Nevadir gibi kaynak kitaplarda Cenaze namazının dışında bu cümlenin okunmaması oradaki dua makamına ve onun esrar ve hikmetine daha uygundur. Cenaze namazında  dua ederken, namazın başlangıcında yine subhaneke  içinde ‘VE CELLE SENAUK’ burada okumanın bir çok hikmetleri vardır.

1- Hanefi mezhebine göre Hz. Peygamberden menkul olan rivayetlerin namazda okunabilmesi için, onun hadis kriterlerine göre en azından "meşhur hadis" olması gereklidir. "Meşhur hadis" ölçüsünden daha aşağı seviyedeki rivayetler "beşer sözü olabilir, namazı ifsad eder" düşüncesiyle kabul edilmemiştir. Nitekim, " sübhaneke" içindeki " ve celle senaüke," kaydının farz namazlarda okunmamasının sebebi bu düşünce ve bu anlayıştır. Diğer mezheplerin bu konuda böylesi bir düşüncesi yoktur. Onlar Allah Rasulünden menkul olduğu şekliyle namazda da, namaz haricinde de bunları okurlar.

2- Her duanın ve duada yer alan kelime ve cümlenin bir makamı vardır ki onun başka bir yerde okunması aynı feyiz ve rahmete kapı açmaz O halde VE CELLE SENAUKE’nin feyiz ve rahmet makamı, cenaze namazındadır

3- Ölen kişi  için Allahın rahmet ve mağfiretini dilerken O’nun yüceliğini, azamet ve kudretini, rahmet ve inayetini önce SÜBHANEKE ile anlatmaya yada dile getirmeye çalışıyoruz Bu açıdan O’nun geniş rahmet ve mağfiretini diliyoruz VE CELLE SENAUKE diyerek O’nun rahmet ve mağfiretinin, azamet ve kibriyasının yüceliğine erişmenin mümkün olmadığını, en üstün övgüye ancak Onun layık bulunduğunu kalbimizde dilimize getirmeye çalışıyor ve VE CELLE SENAUKE cümlesiyle bunu ifade ediyoruz

4- Bu cümlenin Cenaze namazında okunduğunda kalbe verdiği şifayı başka yerde okunmasıyla elde etmek o ölçüde tesirli değildir Bu bakımdan dualarda rivayet edilen şekle bağlı kalmakta büyük yarar vardır VE CELLE SENAUKE cümlesinin vereceği şifayı birazda bu açıdan değerlendirmek gerekir

Kaynak: İslam Fıkhı, Celal Yıldırım