Kategori Sosyal Meseleler Kategori

Ek Soru Soru

Tembellikten kurtulmak

Tembelliğin çaresi nedir.? Tembellik bir vesvese midir.?

Cevap Cevap

Nefsin özelliği tembel olması ve tembelliği sevmesidir. Bundan dolayı şeytan nefsin bu damarını vesveseleriyle işletmek ister.

                                                       Tembelliğin sebepleri ve çıkış yolları:

Yanlış dünya algısı: Yalnızca dünyaya odaklanan, dünya için çalışan insanlar yaşlandıklarında veya doyum noktasına ulaştıklarında veya büyük bir musibet karşısında “ nasılsa ben gideceğim, öleceğim, neden bu kadar zahmete katlanayım” diyerek kendisini tembellik yatağına atar. İslam dini “ dünyayı ahretin tarlası olarak görür. Kabirde ve Ahrette muhtaç olunan nur, dünyadan götürüleceği inancı verilir. İslam dininde Bu dünyada ibadetleri aksatmadan meşru işlerde ne kadar çok çalışılırsa ahirette de o kadar saadete nail olur düşüncesi vardır.

Ümitsizlik: Hayat meydanına çıkan insanların bineği, rüzgarı heyecendır, şevktir. Şeytan ve nefis insanları yapacakları işler hakkında ümitsizliğe düşürerek bu rüzgarlarını keserler. Tembelliğe atarlar. Bundan kurtulmanın çaresi ise hazinesi sonsuz olan Allah’ın rahmetine güvenerek çalışmaktır. Allah ise istediklerimizi bize verebilecek bir güçtedir.

Özgüven eksikliği ve işi birbirine havale etmek: nefis kendisine bakıp, acizliğini bahane ederek iş konusunda yetersizliğini düşünerek tembellik etmek ister. kendisindeki ilahi vergi olan yetenekleri görmek istemez. Bundan dolayı işleri başkasına havale etmek ister. Onların yapmasını diler. Bundan kurtulmanın çaresi ise bizim başarılarımızda başkalarının yaptığı yanlışlarının zarar veremeyeceği düşüncesini taşımak

Faaliyetteki lezzet ve saadetin farkına varmamak: Çalışmaya elverişli bir biçimde yaratılan insan saadetini ancak faaliyette bulabilir. Alemde tembel insandan başka bütün varlıklar sürekli bir faaliyet içindedir. Tembellik yokluğun ikiz kardeşidir. Yokluktan gelir yokluğa gider. Çalışmak ise vücuddur. Varlıktır. Bir şeyleri ortaya çıkarmaktır. Varlığa hizmettir. İşsiz, tembel ve istirahat ile yaşayanlar ve rahat döşeğinde uzananlar, çoğunlukla çalışanlardan daha çok zahmet ve sıkıntı çekerler. Çünki işsizler daima ömürlerinden şikâyet ederler; ömürlerinin  eğlencelerle çabuk geçmesini isterler. Gayret edenler ve çalışanlar ise; şâkirdirler, hamdederler, ömürlerinin geçmesini istemezler. “Rahat, zahmette; zahmet, rahattadır"  sözü atasözü haline gelmiştir.

 

Tembelliğin sonuçlarını okuyamamak: Çalışmamakla gelen sıkıntılar, faaliyetteki meşakkatten daha ağırdır. Çalışmakla gelen yorgunluk, tembellik sonucu başa gelen sıkıntılara katlanmaktan daha kolaydır. Tembellikle kendimize, ailemize, çevremize verdiğimiz zararlar düşünülmelidir.

Tevekkülü yanlış anlamak: İslam dininde tevekkül etmek övülmüştür. Asrımızın insanları tembelliğe tevekkül ismi takmışlardır. Sonuçta tembelleşmişlerdir. Tevekkül işleri Allah’a havale ederek gezmek, boş durmak demek değildir. İşin ön hazırlıklarını yapmak, sebeblere müracaatta bulunmak bizlere aiddir. Sonucu Allah’tan beklemek, sebeblerin sonucu yaratamayacağını bilmek tevekküldür.

Kanaati yanlış değerlendirmek: İslamiyet’te övülen kanaat sonuca, mahsule, neticeye, meyveye kanaat etmektir. Yoksa emeğe, işe, çalışmaya kanaat kötülenmiştir. İbadetleri aksatmadan çalışmayı dinimiz övmüştür. Bu dünya hizmet yeridir. Ücret ve mükafat yeri değildir. Müslümanlar emeğe kanat ederek tembelleştiler. Neticeye kanaat etmeyerek ertesi gün işe gitmemek veya gevşek çalışmakla yine tembelleştiler. Öyle ise emekte, gayrette, faaliyette kanaat edilmeyecek. Bir işten yorulduğu taktirde başka bir işe geçmekle dinlenilecek.

İsraf etmek: Müsrif insan çoğu zaman hırsa kapılır. Hırs kanaatsizliği sonuç verir. Kanaatsizlik ise işe ve çalışmaya olan eğilimi azaltır veya kırar. Tembelliğe atar.

Ferdlere sunulan imkanlar: Yapılan yardımlar, edilen ikramlar, verilen ihsanlar insanları tembelliğe sevk edebilir. Özellikle çocukların her işini yapan aileler çocuklarını tembelliğe alıştırmaları buna güzel bir örnektir.

Yanlış özür beyan etmek: Tembel, lakayt ve gevşek insanları görüp kendini mazur zannederek “Neme lâzım, Herkes benim gibi berbaddır” diyerek tembelleşmek.  Halbuki çalışmakla milyonlar ehl-i imana manen fayda verilebilir. Hayat-ı maneviye ve maddiyesinin rabıtasına kuvvet verebilir. Onun için Neme lâzım deyip kendini tembellik döşeğine atmak zamanı değil!..

 

Büyüklere güvenmek: Evet çoklar var ki, büyüklerine ve mürşidlerine itimad edip tembellik eder. Büyüklerine baktıklarında onların çalışmalarıyla yetinirler. Kendileri bu çalışmaları daha ileri götürmezler. Tembellik zindanına düşerler.

 

Gizlilik: Nefis, tembellik saikasıyla çalışmayı terk ettiğinden gizlenmek ister. Yani, onu görecek bir rakibin gözü altında bulunmasını istemez.

 

Medeniyetin etkisi: şimdiki bu medeniyetin hârikaları, beşere birer nimet-i Rabbaniye olmasından, hakikî bir şükür ve menfaat-ı beşerde istimali iktiza ettiği halde, şimdi görüyoruz ki: Ehemmiyetli bir kısım insanı tembelliğe ve sefahete ve sa'yi ve çalışmayı bırakıp istirahat içinde hevesatı dinlemek meylini verdiği için sa'yin şevkini kırıyor.

 

Mevsimin etkisi: Muvakkat bir fütur, bir tembellik sizde ârız olduğunu yazıyorsunuz. Baharda kanın galeyanından gelen ve gecelerin kısalmasındaki uykusuzluğundan neş'et eden ve müstemi'lerin kalbleri işlere teveccüh etmelerinden tevellüd eden rehavet ve füturdan başka, meyanımızdaki münasebet-i ruhiyenin rabıtasıyla, musibetin eseri olarak bendeki sarsıntının size in'ikası ve sirâyet etmesi mümkündür.

 

 

 

EtiketlerEtiketler: tembellik , gevşeklik , çalışma , gayret , faaliyet

Alakalı SorularAlâkalı Sorular:

Yorum Yap
Yorum Gönder
Gönder
 
Yorumlar

Yorumfurkan yılmaz demiş ki:

ALLAH razi olsun.........