Kategori Risale-i Nur Talebeliği Kategori

Ek Soru Soru

Şahs-ı maneviden istifade etme

Şahs-ı manevi sırrıyla bütün talebeler yapılan dualardan ve hasenelerden hisselerini alıyorlar. Bu hisse kişinin durumuna göre değişir mi?

Cevap Cevap

"İştirak-i emval düsturu a'mal-i uhreviyeye girse; zararsız azîm menfaate medardır. Çünki bütün emval, o iştirak eden her bir ferdin eline tamamen geçmesinin sırrını taşıyor. Çünki nasıl ki dört beş âdemden iştirak niyetiyle biri gazyağı, biri fitil, biri lâmba, biri şişe, biri kibrit getirip lâmbayı yaktılar. Her biri tam bir lâmbaya mâlik oluyor. O iştirak edenlerin her birisinin bir duvarda büyük bir âyinesi varsa, her birinin noksansız, parçalanmadan birer lâmba oda ile beraber âyinesine girer. Aynen öyle de: Emval-i uhreviyede sırr-ı ihlas ile iştirak ve sırr-ı uhuvvet ile tesanüd ve sırr-ı ittihad ile teşrik-ül mesaî.. o iştirak-i a'malden hasıl olan umum yekûn ve umum nur herbirinin defter-i a'maline bitamamiha gireceği ehl-i hakikat mabeyninde meşhud ve vaki'dir ve vüs'at-ı rahmet ve kerem-i İlahînin muktezasıdır."

 

İhlas risalesinde geçen bu tabirler yekün sevabın şahs-ı maneviye dahil her bir ferdin amel defterine tamamen geçeceğini, nur ve nurani şeylerde parçalanma, bölünme olmadığını, olmayacağını açıkça gösteriyor. Bundan istifade etmenin ihlas ile iştirak etmek, uhuvvet ve tesanüd ile birliktelik sağlamak ve mesai ortaklığı yapmak gibi şartların bulunduğunu gösteriyor.

Her ayna sahibine “Aynanda görünen nedir?” denilse: “ Bir lamba” diyerek cevap verecektir. Demek ki aynada Lambanın görünmesi noktasında aynanın büyüklüğü veya küçüklüğünün bir etkisi yoktur. Çünkü küçük- büyük bütün aynalarda görünen bir lambadır. Fakat fertlerin  istifadesi, feyz alması, nur alması noktasında büyüklük ve küçüklük etkili olabilir. İşte ayna hükmünde olan kalb, ruh, fikirin ihlası, istikameti, samimiyeti, teslimiyeti, yerine getirmeye çalıştığı talebelik şartları vs. ne kadar ictima ederse insan o nisbette nur alır, feyiz alır ve manen istifade eder.