Kategori Risale-i Nur Yazısı ve Kur’an Harfleri Kategori

Ek Soru Soru

Risaleleri İslam Harfleriyle Okumak

28. Lem'anın başında Hz. Ali'nin İslam harfleri hakkında bir sözü alınıp gerisi Sikke-i Tasdik kitabına havale edilmiş. Bu konuda Hz. Ali neler diyor? Risaleleri islam (Kur'an) harfleriyle okumanın ehemmiyetini açıklar mısınız?

Cevap Cevap

Hazret-i Ali (ra), Gümüşhanevî Hazretleri’nin Mecmuatu’l-Ahzab adındaki meşhur dua ve zikir kitabında geçen Ercûze ismindeki kasidesinde Resulullah (sav)’den aldığı dersle, gelecekte meydana gelecek iki büyük olaydan haber veriyor. Biri altı yüz sene sonra olacak olan Moğol istilasını, diğer bin üç yüz sene sonra meydana gelecek olan Arab harflerinin kaldırılarak, Arabca olmayan harflerin kullanılacağını haber veriyor. Hatta bu yeni harflerin gece dersleriyle, zengin fakir ayırt etmeden ve zorla ders verileceğini dahi tarif ediyor.

Üstad Bediüzzaman, bu kasidenin tahlilini yaptığı 18. Lem’a ismindeki risalesinde “(arabca olmayan harfler) yazdırılacak” manasına gelen “suttirat testîrâ” cümlesinin ebced hesabının, yani harflerinin rakam değerleri toplamının 1349 ettiğini söyler.

Hesab şöyledir: Suttirat = 60+9+200+400   =    669
                           Testira = 400+60+9+10+200+1=680                       669+680=1349
1349 hicri tarihinin miladî karşılığı 1930’dur ve Latin harflerinin yeni kabul edilip halka gece dersleriyle ders verildiği tarihe tam denk gelmektedir. Gelecekten çok açık bir tarihle haber vermek ilâhî hikmete uygun olmadığından Hz. Ali (ra) böyle şifreli bir şekilde Kur’an harflerinin bırakılarak Latin harflerinin kabul edileceğini tarihiyle haber vermiştir.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri Kur’an harflerinin günlük okuma yazmada kullanılmasının unutulmaması için büyük çaba sarf etmiştir. Risale-i Nur’un bir vazifesinin de Kur’an yazısını korumak olduğunu tekrarla vurgulamıştır. Bunu temin için 1960’dan vefatına kadar geçen sürede bütün yazdığı risale ve mektublarını Osmanlıca denilen Kur’an harfleriyle yazdırmıştır. Talebelerinin de risaleleri Kur’an harfleriyle okumalarını ve yazmalarını emrederek o yazıyı unutmamalarını ve bilmeyenlerin de öğrenmelerini temine çalışmıştır. Talebelerinin kolaylarına gidecek olan yeni yazıyı tercih etmemelerini istemiştir. Bu endişesini Emirdağ Lahikası mektublarında şöyle anlatır:

“Risale-i Nur'un mühim bir vazifesi, âlem-i İslâmın ekseriyet-i mutlakasının yazısı ve hattı olan huruf-u Arabiyeyi (Arab harflerini) muhafaza etmek (korumak) olduğundan, tab' (matbaada basmak) yoluyla işe girişilse, şimdi ekser halk yalnız yeni hurufu (harfleri) bildikleri için, en çok risaleleri yeni hurufla tab'etmek (basmak) lâzım gelecek. Bu ise Risale-i Nur'un yeni hurufa bir fetvası olup, şakirdleri de o kolay yazıyı tercih etmeğe sebeb olur.”

Mesela bir mektubunda asıl vazifenin Kur’an harflerini korumak olduğunu, yeni harflere zaruret miktarınca müsaade olabileceğini şöyle ifade eder: “Risale-i Nur'un bir vazifesi; huruf-u Kur'aniyeyi muhafaza (Kur’an harflerini korumak) olduğundan, yeni hurufa zaruret derecesinde inşâallah müsaade olur.” (Kastamonu Lahikası)

Hazret-i Üstadın, Kur’an harflerini koruma hedefini ortaya koyduğu pek çok cümlelerinden bazıları şöyledir:

“Risale-i Nur şakirdleri bütün kuvvetleriyle hatt-ı Kur'âniyi (Kur’an yazısını) harika bir surette neşir ve tamim (yayıp umumîleştirmek) ile muhafazasına çalıştıkları bir zamanda….” (Sikke-i Tasdik, 18. Lem’a)

“Risale-i Nur kendi şakirdleri ile lâakal (en az) yüzer kalemle yüzer parça Risale-i Nur'un eczalarıyla ve intişar eden yirmi bin nüshasıyla lâakal yüz bin âdemi huruf-ı Kur'âniye (Kur’an harfleri) lehine ve sünnet-i seniyeye ittibaa ve imanlarının takviyesine ve Hazret-i Ali Radıyallahü Anh'ın hiddet ettiği iki cereyana (dinsizler ve onlara yardım eden kötü âlimlere) karşı tamamıyla mukavemet ettiklerinden (direndiklerinden) elbette Hazret-i Ali Radıyallahü Anh'ın (Ey Kardeşlerim) tabir ettiği ihvanları (kardeşleri) içinde hususî bir surette onlara bakıyor.” (Sikke-i Tasdik, 18. Lem’a)

"Sual: En mühim hakaik-i Kur'aniye ve imaniye ile meşgul olduğun halde neden onu muvakkaten (geçici olarak) bırakıp en ziyade manadan uzak olan huruf-u hecaiyenin (Kur'an'daki harflerin) adedlerinden bahs ediyorsun?

Elcevap: Çünkü: Bu meş'um (uğursuz) zamanda Kur'an'ın bir temel taşı olan hurufuna (harflerine) hücum edilir. Ve onların tebdiline (değiştirmeye) çalışıyorlar.” Said Nursi (Rumuzat-ı Semaniye)

Bu sualin cevabı için ayrıca şu linki de okuyabilirsiniz.

Yukarıda bahsettiğimiz Ercûze kasidesinin tahlili yapılan 18. Lem’a’nın özetini aşağıya alıyoruz. Bu risale Üstad’ın ve Nur talebelerinin ve Hz. Ali’nin Kur’an harflerine ne kadar büyük değer verdiğini, başka söze hacet bırakmayacak dercede, çok açık bir şekilde göstermektedir.                                                   

Ercüze'nin mevzuu ve içindeki maksad-ı aslı:

İsm-i Âzamı tazammun eden altı ismin ehemmiyetini beyan etmek, hem, o münasebetle istikbaldeki bir kısım umur-ı gaybiyeye ve tesis-i İslâmiyet'teki bir kısım mücahedatına işaret etmektir.

* Hazret-i İmam Ali Radıyallahü Anh, üstadı olan Habibullah Aleyhisselâtü Vesselâmdan aldığı dersinbir kısmını işarî bir surette zikrediyor.

* Dokuz karın sonra (Fürs), yani akvam ı Şarkiye (moğollar), Â'râb üzerine hücum edecek, galebe edip Â'râbı hayvan gibi kesecek. Öyle müthiş fitneler ve karanlıklı musibetler ki; en karanlıklı gecelerden daha ziyade karanlık olacak. İşte Hazret-i Ali Radıyallahü Anh'ın bir keramet-i bahiresi ki kendinden beş yüz sene sonra gelen ve Arab Devlet-i Abbasiyesini mahveden ve hadsiz kütüb-i İslâmiyeyi nehr-i Fırat'a döken ve Â'râbı gâyet zâlimane katleden Hülagû vakıa-i meşhuresini (Moğol istilasını) haber veriyor.

*Hazret-i Ali Radıyallahü Anh diyor: …"Evvel-i dünyadan kıyamete kadar ulum-ı esrar-ı mühimme (mühim gizli ilimler) bize şûhûd derecesinde (görür gibi) inkişaf etti. Kim ne isterse sorsun, sözümüze şüphe edenler zelil olur.”

*Hülagû asrından bu asrımıza bakıyor ve ikinci bir keramet-i gaybiyeyi izhar ediyor. Ve diyor ki:… Rûmice bin üç yüz kırk yedide (1931) Arabî hurufunu (Arab harflerini) terk edip, ecnebi ve acemi hurufuna İslâm içinde başlanacak. Hem umum, fakir, zengin, emir ve işçi, çoluk çocuk gece dersleri ile o hurufu cebren öğrenecekler…. “Ucmin” ise o zamanın istılahınca Arabın gayrı Lâtince ve Frengî huruf (harfler) demektir.

* "Kim inâyet-i ilahiyeye mazhar ise Hazret-i Cebrail'in tabiriyle bu Sekine-i Kudsiye olan İsm-i Âzamı Cenab-ı Hak ona hediye eder. Onunla o zamanın şer ve fitnelerinden kurtarır."

* "Kim saadete mazhar ise...said ise... şaki değilse... o İsm-i Âzam onun boynunda mübarek bir gerdanlık hükmünde bir nüsha (muska) olur."

* "O bid'alar ve acemî ve ecnebi hurufunun (harflerinin) intişarı, zamanı olan o âhirzamanın fena âdemleri bir kısım ülemaü`s-su'dur (kötü âlimlerdir) ki; hırs sebebiyle batınlarını haramla doldurmak için (ecnebî hurufu gibi) bid'alara yardım edenler ve fetva verenlerdir."

* "O zamana yetişen ve alimlerden olan insan! Cenab-ı Haktan o fitnenin şerrinden muhafaza için sana ders verdiğim İsm-i Âzamla dua et."

*Hazret-i Ali (ra) şu kasidesinin bir kısmında Risale-i Nur şakirdlerine bilhassa baktığına müteaddit emareler var. O da Gavs-ı Geylanî (Abdulkâdir-i Geylânî) gibi Risale-i Nur'un makbuliyetini imza ediyor ve alkışlıyor.

*[Birinci Emare] Latin hurufunun İslâmlar içinde cebren kabul ettirileceğini teessüfle bahsedip ve ulema-üs su'u tokatladığı yerde birdenbire birisiyle irşadkârane konuşuyor ve diyor ki, (Ey o zamana yetişen kişi) "Sana verdiğim ders ile hıfz duasını et."…

Demek o zamana yetişenlerin arasında Hazret-i Ali Radıyallahü Anh'ın hitabına mazhar çok efrad içinde Risale-i Nur naşirine hususi bir iltifatı vardır.

[İkinci Emare] Hazret-i İmam-ı Ali Radıyallahü Anh hırs ve tama' yolunda bid'alara tâbi olan bir kısım ulemaü's-su'u tokatladığı vakit ulema içinde birisiyle merhametkârane konuşmaya başlıyor. Üstadımızı bilenlere malumdur ki; Ankara rüesası onun İstanbul'da İngilizlere karşı mücahedatını takdir ederek onu istediler. Ankara'ya gitti…. sırf sünnet-i seniyeye muhalif hareket etmemek için o teklifleri kabul etmeyerek on dokuz sene, belki yirmi iki sene işkenceli esareti kabul eden Üstadımıza elbette Hazret-i İmam-ı Ali Radıyallahü Anhın ulemaü's-su'a hiddet ettiği zaman ona karşı hususi iltifatı olacak ve o manevî mecliste onu okşayacak.

[Üçüncü Emare]… "Kim inâyete ve saadete mazhar ise o âhirzamanın fitnelerinden bu altı ismi verdiğim ders tarzında vird edenler mahfuz kalır."Hazret-i İmam Ali Radıyallahü Anh huruf-ı ecnebiyi (ecnebî harflerini) İslâmlar içinde kabul ettirmek hadisesi ile ulemaü's-su'un bid'alara yardımlarından teessüfle bahsedip o iki hadise ortasında irşadkârane bazılarından bahsediyor ki, o Sekine olan İsm-i Âzam ile ecnebi hurufuna karşı mukabele ediyor. Ve hem ulemaü's-su'a karşı muhalefet ediyor.

İşte bu zamanda o âdemler Risale-i Nur şakirdleri ve naşirleri oldukları şüphesizdir. Çünki onlardır ki hatt-ı Kur'ân'ı muhafaza ediyorlar ve bid'akâr bir kısım ulemalara karşı mukavemet ediyorlar.

[Dördüncü Emare] Hazret-i Gavs-ı Geylani fitne-i âhirzamanda sünnet-i seniyeyi ve esrar-ı Kur'âniyeyi muhafazaya ve neşre çalışan bir mürîdine on beş emare ile iltifat eder. Ve onunla konuşursa, …Gavs-ı Âzam'ın ceddi ve üstadı olan Hazret-i İmam Ali Radıyallahü Anh … hiç mümkün müdür ki, evladından olan Gavs-ı Geylani'den geri kalsın. Şeceat-ı Haydaranesiyle Risale-i Nur şakirdlerinin imdadına yetişmesin. Elbette bu suretle yetişir ve yetişti. … en ziyade Hazret-i Ali Radıyallahü Anh'ın maksadı lehinde hareket eden Risale-i Nur şakirdleridir. Elbette o zat istikbale bakıp (Ey Kardeşlerim) tabiriyle konuştuğu cemâat içinde en ziyade müteharrik ve en ziyade kuvve-i maneviyenin takviyesine muhtaç olanlara hususiyetle bakar.

[Beşinci Emare] Ecnebi hurufatını (harflerini) ehl-i İslâmın en mühim hükümeti resmi bir surette kabul ve neşir ve cebrettiği halde Risale-i Nur şakirdleri bütün kuvvetleriyle hatt-ı Kur'âniyi 
harika bir surette neşir ve tamim ile muhafazasına çalıştıkları bir zamanda Hazret-i Ali Radıyallahü Anh tarihiyle ondan haber vermekle gaybî keramatı beyan ettiği yerde ulema içinde birisine iltifat gösteriyor. Elbette bu iltifatın gerçi çok efradı olabilir. Fakat bu karine-i hal gösteriyor ki Risale-i Nur şakirdleri bir hususiyet kesbetmiş ki Hazret-i Ali Radıyallahü Anh iltifatıyla Risale-i Nur'u alkışlıyor.

[Altıncı Emare]............................... Kuvvetlidir, fakat yazamayız.

[Yedinci Emare]............................... Zahirdir (açıktır), fakat gösteremiyoruz. (Ercuzeyi okuyanlar görür)

[Elhâsıl] Hazret-i Ali  keremallahü vechehü ecnebi hurufuna karşı şiddetli teessüf ve hiddet ettiği ve bid'alara taraftarlık eden bir kısım ulemaü's- su'a karşı şiddetli nefret ve hiddet ettiği yerde irşadkârâne bazılarla konuşuyor.

Ve Hazret-i Cibril'in tabiriyle Sekine ismi verilen ve İsm-i Âzam sandukçası olan Esma-i Sitteye devam edeni irşad ediyor, taltif ediyor. İşte o Esma-i Sittenin devamından tereşşüh eden ve o Esmanın lemeatı olan Risale-i Nur;

ve o Risale-i Nur kendi şakirdleri ile lâakal (en az) yüzer kalemle yüzer parça Risale-i Nur'un eczalarıyla ve intişar eden yirmi bin nüshasıyla lâakal yüz bin âdemi huruf-ı Kur'âniye lehine ve sünnet-i seniyeye ittibaa ve imanlarının takviyesine ve Hazret-i Ali Radıyallahü Anh'ın hiddet ettiği iki cereyana (zındıka ve ulema-i su) karşı tamamıyla mukavemet ettiklerinden elbette Hazret-i Ali Radıyallahü Anh'ın (Ey Kardeşlerim) tabir ettiği ihvanları içinde hususî bir surette onlara bakıyor.

 
Yorum Yap
Yorum Gönder
Gönder
 
Yorumlar

Yorummetehan hamza demiş ki:

Maşallah, bin barekallah. "Risale-i Nur şakirdleri bütün kuvvetleriyle hatt-ı Kur'âniyi harika bir surette neşir ve tamim ile muhafazasına çalıştıkları bir zamanda Hazret-i Ali Radıyallahü Anh tarihiyle ondan haber vermekle ... Hazret-i Ali Radıyallahü Anh iltifatıyla Risale-i Nur'u alkışlıyor." (18. Lem'adan)