Kategori Risale-i Nur Kategori Risale-i Nur Mütalaası Kategori İbadet Kategori Namaz Kategori

Ek Soru Soru

Namazın Vakitleri

Namazın beş vaktinin her bir vaktinin belirtilen vakitlerde farz kılınmasının herhangi bir hikmeti ve ya hikmetleri var mıdır?

Cevap Cevap

Namazın 5 vakit hikmetleri:

İslamiyet’te namaz beş vakte tahsis edilmiştir. İmandan sonra en önemli ibadet olan namazın belirli 5 vakitte kılınmasının temel nedeni Allah’ın bu vakitlerde namaz kılmamızı isteyip bunu Peygamberimiz (a.s.m.) vasıtasıyla Kur’an da emretmesidir: “Öyle ise, akşama girdiğinizde ve sabaha girdiğinizde Allah’ı tesbîh edin (akşam, yatsı ve sabah namazlarını kılın)!

Hâlbuki göklerde ve yerde hamd, O’na mahsustur. Akşama doğru ve öğlene girdiğiniz zaman da (Allah’ı tesbîh edin! İkindi ve öğle namazını kılın)! Rum Suresi, 17 ve 18. Ayetler.”

Zira İslamiyet’te ibadetler yalnız Cenâb-ı Hakk'ın emri olarak yapılır ve neticesinde de sadece Allah’ın rızası beklenir ve istenir. Bu nedenle namazı Sabah, öğle, ikindi, aksam, yatsı gibi belli zaman dilimlerinde kılmamızın asıl sebebi ve gerekçesi yalnız ve yalnız Allah’ın böyle emretmiş olmasıdır.

Lakin hikmet ve faydalar yönünden düşünüldüğünde ise namazın belirlenmiş bu 5 vakitte kılınmasının pek çok güzel neticeleri söz konusudur.
Bu vakitler çok önemli değişimlerin ve dönüşümlerin başıdır. Diğer yandan bu vakitler Allah’ın çok büyük icraatlarının göründüğü zaman dilimleridir. Ve çok büyük ikram ve ihsanların olduğu anlardır. İşte bu vakitlerde Rabbimiz bizlerden şükür ve hamd manasındaki namazı istemektedir.  Namazların vakitleri güneşin hareketlerine göre düzenlenmiştir. Güneşin karanlıkların içinden doğması sonra zirveye çıkması ardından batıya meylederek yavaş yavaş sönmesi ve sonunda da batması ve tamamen kaybolması çok önemli günlük değişimlerdir.

Şimdi güneşin günlük bu hareketleri bize çok farklı başka değişim ve dönüşümleri de çağrıştırdı. Günlük, senelik, asırlık ve kâinatın uzun dönemlerini hatırlatan değişim ve dönüşümleri ve onlardaki nimetleri ve ilahi tecellileri hatırlatıyor, çağrıştırıyor.

Mesela dört farklı zamanı gösteren bir saat düşünelim.

Bu saat günlük, senelik, asırlık ve daha uzun zamanları gösteren bir saat olsun.

Bu saatte bir gün, bir saniyeyi gösteriyor.

Dakikalar ise seneleri gösteriyor.

Saatler ise insan ömrünün tabakalarını, dönemlerini ifade ediyor.

Günler ise kâinatın ömrünü ifade eden yaratılış günlerine işaret ediyor, gösteriyor kabul edelim.

 

 


Şimdi mücmel bir surette namazın vakitlerinde bulunan hikmet ve hisse alınacak ksımları tarif edelim.

Sabah Namazı Vakti:

Sabah zamanı güneş doğana kadar baharın başlangıcına, insanın anne rahmindeki dönemine ve kâinatın altı günde yaratılışının ilk gününe işaret ediyor ve o dönemlerdeki Rabbimizin nimetlerini ve rahmetlerini bizlere hatırlatıyor. Dünyamızdan bir milyon kat daha büyük olan güneş o saatte bizim için hareket ediyor ve ona bağlı olarak hayvanlardan bitkilere her şeyde harekete geçiyor. İşte o esnada bizim de yatakta olmamız uyuyor olmamız istenmiyor. Madem dünyada böyle bir değişim ve dönüşüm var böyle bir elektriklenme var. Ey arkadaş! sen de ayağa kalkmalısın, sen de güneş gibi yavaş yavaş doğrulmalısın yatağından kalkmalısın. Çünkü bütün canlılar bitkiler hayvanlar bunların hepsi güneş doğmadan önce ayaktalar diye sabah namazı vakti bu haberi veriyor.

Öğlen Namazı Vakit: 

Güneş yavaş yavaş yukarıya zirveye doğru çıkmağa başlamasıdır. Güneşin zirvede olduğu bu anlar insanın gençlik dönemine mevsimlerden yaz mevsimine ve kâinatın yaratılışında insanın dünyaya teşrif ettiği zaman dilimine benziyor, bu zamanlardaki nimetleri ihsanları hatırlatıyor.

Evet, güneşin en zirveye geldiği an hepimizin kendimizi genç ve dinç ve güçlü hissettiğimiz anlardır. İşte öğle namazı bize gençliği hatırlatıyor. Gençliğin ve yaz mevsiminin tazeliğini, nimetlerini hatırlatıyor. Bu bakımdan öğlen namazı vakti gençlik nimetine bir şükür olarak manen “haydi bu nimete şükür vaktidir.” Diyor.

İkindi namazı vakit:

Nasıl ki güneşin gökyüzüne çıkması Rabbimizin çok büyük bir tecellisidir, kudretini gösteriyor, bize rahmetini gösteriyor, bütün dünyayı aydınlatıyor ama biraz sonra bize diyor ki ey insan işte nasıl ki bu güneş gökyüzünde ebediyen böyle durmuyorsa sen de bir gün kayacaksın.

Nereye doğru? İkindiye doğru. Yaşlanacaksın. Servetin, şöhretin, gençliğin varsa bunlar yavaş yavaş gidecek. Saçların gidecek. Dökülmezse beyazlaşacak. Artık dişlerin eskisi kadar kesmez olacak. Gözlerin görmez olacak. Yavaş yavaş ihtiyarlık güneşi kulaklarının arkasından doğmaya başlayacak. Saçların dökülmesi bize güz mevsimini hatırlatıyor.

Cenâb-ı Hak güneşi zirveye çıkardı. İkindi vaktinde de yavaş yavaş güneşi batmaya doğru yaklaştırıyor. Ve güneş batışa gidiyor. Yani 35 yaşından sonra herkesin ömür güneşi yavaş yavaş batmaya yaklaşıyor. İşte ikindi vakti bize diyor ki: ölmeyeceğin ve ebedi genç kalacağın ahiret için namaz ile hazırlık yap.

Akşam Namazı Vakti:

Akşam namazı ölümü hatırlatır. Zira güneş batmış, her taraf kararmış, gündüzün güzellikleri karanlıkla perdelenmiştir. İnsanın ömrü de böyledir. Vefat ettiği zaman dünyanın güneşine gözünü kapatır ve ahiretin Nur’una doğru bir seyahate başlar. İşte bu seyahati hatırlatan şey akşam namazı vaktidir.

Yatsı Namazı Vakti: 

Dünya bir askerlik hayatına benzer. Herkesin bir sefer askerlik yapma hakkı ve mecburiyeti vardır. Ve insan bu bakımdan talim etmek için dünyaya gönderilmiştir. Gelirsin vazifeni yerine getirirsin ondan sonra gidersin. Senden sonra başkaları gelir. Ve böylece sürer gider. Dolayısıyla Cenâb-ı Hakk gündüzün sayfasını nasıl örtüyor, aynı onun gibi simsiyah gece sayfasını da gündüzün üzerine örtüyor. Yatsıdan biraz sonra. Eğer gökyüzünde ay ve yıldızlarda yoksa ortalık tamamen zifiri karanlıktır. Sabah namazı vaktinde dünyamızdan bir milyon kat daha büyük olan bir güneşi çok kolay bir surette üzerimizden almağa gücü yeten Zât-ı Akdes bu defa da simsiyah bir karanlıkla yine bize kendisini hatırlatıyor. Ve bu vesile ile kuluna diyor ki “ey kulum, sen hem aciz hem de çok fakirsin. İhtiyacın olan güneşi ben aldım ve yine ben veriyorum. Bu karanlıktan çıkmak istiyorsan namazın manevi güneşine sarıl. Ölmeden evvel hazırlığını gör kendini mahşere hazırla.” buyuruyor.

Peygamberimiz (a.s.m.) “Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk ameli onun namazıdır. Eğer namazı düzgün olursa, işi iyi gider ve kazançlı çıkar. Namazı düzgün olmazsa, kaybeder ve zararlı çıkar. Şayet farzlarından bir şey noksan çıkarsa, Azîz ve Celîl olan Rabbi “Kulumun nâfile namazları var mı, bakınız?” der. Farzların eksiği nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer amellerinden de bu şekilde hesaba çekilir.” Nesai, Salat, 9.

İşte bu manada yatsı namazı vakti de bize ahireti hatırlatıp oraya göre hazırlık yap der!