Kategori Risale-i Nur Mütalaası Kategori

Ek Soru Soru

Muğayyebât-ı Hamse

16. Lem'a'da, "çocuğun umum efrad-ı beşeriyeye karşı birer alâmet-i farikası bulunan yalnız hakikî sîma-yı vechiyesini keşfedemez." denilmiş. Hakikî sîma-yı vechiyeden kasıt nedir? İkinci olarak: "Çocukların sîma-yı maddî ve manevîlerinde iki cilvesi var: Birisi vahdetini..." diye başlayan bahsi açıklar mısınız?

Cevap Cevap

Bahsettiğiniz 16. Lem'a Risalesi'nde Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Kur'an'da, Lokman Suresi'nin sonunda, insanlar tarafından bilinemeyeceği bildirilen "Beş bilinmez şey"in neden bilinemeyeceğinin izahlarını yapmakta ve sorduğunuz kısım ise ana rahmindeki ceninin bilinmezliği ile ayetin neyi kasdettiğini açıklamaktadır.

Cümledeki hakiki simayı vechiye: Yüzündeki hakiki siması demektir.

16. Lem'a'daki o cümlenin tamamı şöyle:

"Yüzbin röntgen-misal fikr-i beşerî birleşse, yine o çocuğun umum efrad-ı beşeriyeye karşı birer alâmet-i farikası bulunan yalnız hakikî sîma-yı vechiyesini keşfedemez."

Yani kasd olunan mana, o çocuğun siması, hususen doğduktan sonra görülecek olan ve onu diğer tüm emsallerinden ayıran kendine mahsus siması tüm ayrıntılarıyla görülemez demektir.

Yani bir aletle ceninin ana karnındaki ahvali az çok görünebilirse de tam manasıyla görülemez deniyor.

Bu risalenin izahını yaptığı ayet ise, "rahimlerde olanı Allah bilir" diyor. Ana rahmindeki çocuğun erkek mi dişi mi olduğunu Allah bilir demiyor.

Ayette bilmek ifadesi ilim masdarıyla ifade edilmiştir. Bu ise bir şeyi tamamen bilmek manasındadır. Marifet ise, tamamıyla bilinmeyen şeyler için kullanılır. Mesela insanlar Allah'ı hakkıyla bilemeyecekleri için onların bilgisine "marifetullah" denilir, "İlmullah" denmez.

Yani ayettte, ana karnında olan ceninin halini hakkıyla ancak Allah bilir denilmiş oluyor. Dolayısıyla insanların ceninin cinsiyetini veya simasının genel hatlarını görmeleri cenin hakkında ilim manasında bir bilgi olmaz, ancak noksan bir marifet olur.

Bu sebeble Bediüzzaman Hazretleri ceninin insanlar tarafından bilinemeyecek özelliklerini sayarken  hakiki simasını saymakla bırakmamış, onun kişiliğinin de, yani nasıl bir insan olacağının da bilinemeyeceğini ayetin manasından çıkarmıştır.

Sualinizin ikinci kısmı ise; ceninde görünen vahdet tecellisi insanlar tarafından görülebilir. Bu da onun vücudunun genel hatlarıdır. Bütün diğer çocuklarla aynı olan bu hatlar bir vahdet, yani birlik tecellisidir. Yani hepsini de aynı Halık'ın yarattığını gösterir.

O çocuğu diğer çocuklardan ayıran farklı sima özellikleri ile farklı kişilik özellikleri ise, Allah'ın iradesini ve dilemesini gösteriyor.

Yani Allah hiç bir canlıyı sabit bir kalıba bağlı kalarak yaratmak zorunda değildir. Her canlının simasını ve kabiliyetini farklı farklı yaratır. Her bir farklılık onun her yaratmayı dileyerek, seçerek, bir mecburiyet altında kalmadan yarattığını gösterir. Her insana veya canlıya verilen bu farklı özellikler Allah'ın onlara hususi bir rahmet tecellisidir. Onu diğerleriyle karışmaktan kurtarır. Herkese dünyada ayrı bir kimlik tanır, ayrı bir yer açar, ayrı nimetlerle donatır.

İşte ana rahmindeki cenin, vahdet tecellisi yönünden bilinirse de, Allah'ın radesini gösteren, ceninin kendine mahsus özellikleri cihetiyle bilinemez.