Kategori Risale-i Nur Kategori Risale-i Nur Mütalaası Kategori

Ek Soru Soru

Kütlenin Korunumu Meselesi

Kütlenin korunumu kanununda geçen ''hiçbir şey yoktan var olamaz, var olan şey de yok olamaz'' ibaresini bazı feylosoflar ve bilim adamları Allah inancının aleyhinde bir argüman olarak kullanıyorlar. Bu meseleyi Üstad Hazretleri de soru-cevap şeklinde Tabiat risalesinde ele alıyor ve böyle bir düşüncenin olamayacağını aklen ispat ediyor. Lakin bu düşünce bilimsel bir yasa olarak görülüyor.

Nasıl izah edersiniz?

Cevap Cevap

Işığın yoktan var edildiğini açıkça görüyoruz. Daha basiti hareket de yokken var ediliyor. El haraketi, atılan taş gibi. O kanun çok dar kapsamlı, yani hususen kimyevi reaksiyonlar için kütlenin korunumunu ifade ediyor. ışık hareket enerji gibi şeyler kütlesiz var olabiliyorlar. 

Sualin cevabı çok ta uzmanlık gerektirmez. Zira bunu söyleyen feylosoflar/bilim adamaları dünyada, hadi kâinatta cari olduğuna kanaat getirdikleri bir “kanunu” esasında eksik bilgiyi kendi sınırının dışında da geçerli olduğunu iddia ederek cerbeze yapmaktadırlar.  Bu tutum eski yüzyılda kaldı diye düşünüyoruz. Zira aklı başında, işin ehli bilim adamları dindar olmasalar da ellerindeki şeyin sınırlarının farkındalar ve bu mevzuda daha temkinli/dikkatli iddiaları olacaktır.  Çünkü ilmi gelişmeler, bilim insanlarını daha ihtiyatlı olmaya sevk etti, hatta sual edilen kanun hakkında bile.

Bu kanun kimyacılarca fark edilerek, kütle korunumu şeklinde ifade edildi.   Daha çok var olan bir kütlenin tahrip edilip ademe(yokluğa) gitmediği ve ademden de herhangi bir kütlenin gelmediği defalarca müşahede edildi.  Bu sayısız müşehedata istinaden var yok olmaz, yok ise var edilemez gibi umumi bir kanun olarak ifade edildi.  Bu insan düzleminde geçerli olabilir, fakat İlahi düzlemde bu olmaz diye kesin bir sonuca varılamaz. Çünkü bütün zamanları, her yerde ve her şeyi test ettikten sonra ancak bu kesin yoktur denebilir. 

Öte yandan ilmin kanun dedikleri şeyler umumiyetle eksik bilgilerdir ve gelişmeye açıktır.  Mesela bu kanun, nükleer fizikteki tepkimelerde kütle korunumu gözlenmez.  Dolayısıyla bu kanun eksiktir. Kütle korunumundan enerji korunum kanunu formüle edilerek daha umumi bir kanuna geçiş yapıldı.  Bu enerji ve mahiyeti oldukça soyut bir mefhumdur.  Fakat bu soyut mefhum mahfuzdur, korunur elbette izn-i İlahi ile.  Enerji korunum prensibi henüz ihlal edilmiş değil. Fakat çok küçücük, an-ı seyyale gibi, zamanlarda ihlal edilebileceği söyleniyor.  Öte yandan kainatta önce karanlık madde sonra karanlık enerji bulundu.  Kainatta olan kütlenin % 10 gibi gözlenen ise, %30 gibi görünmeyen fakat varlığı çekiminden dolayı bilinen maddedir.   Kalan %60 karanlık enerji! Nedir bunlar henüz en ufak bir ipucu yok, bunlar ne zaman yaratıldı, eskiden beri var mıydı bilmiyoruz.

Ayrıca big bang hadisesi eğer hakikati varsa ki var deniyor, tam da yoktan var etmedir.  Öte yandan bu korunum mahfuziyet kanunları da başlı başına harikadır.  Neden bu mahfuziyet kanunu var, neden umumidir? Kainatın nizam ve intizamı açısından çok elzemdir!  Hatta bir hadise olduğunda ona eşlik eden bilgi dahi mahfuzdur.  O bilgiyi kara deliğe dahi soksanız yok edilemeyeceği anlaşılmıştır.