Sorular Risale-i Nur kategorisindeki sorular

Soru Zerreyi İcad Eden Yıldızın İcadından Aciz Kalamaz

"Göz ve beyindeki acip vazifeleri gören bir zerre, bir yıldızdan; ve bir cüz, küll mecmuundan; meselâ dimağ ve göz, insanın tamamından; ve cüz'î bir fert, hüsn-ü sanatça ve garabet-i hilkatça umum bir neviden; ve bir insan, acip cihazlarıyla küllî cins hayvandan; ve bir fihriste ve program ve kuvve-i hafıza hükmünde olan bir çekirdek, mükemmel masnuiyeti ve mahzeniyetçe koca ağacından; ve bir küçük kâinat olan bir insan, kemâl-i hilkati ve cemiyetli harika cihazlarının binler acip vazifeleri görecek bir tarzda mahlûkiyeti kâinattan aşağı değiller. Demek zerreyi icad eden, yıldızın icadından âciz kalamaz. Ve lisan gibi bir uzvu halk eden, elbette insanı kolayca halk eder. Ve bir tek insanı böyle mükemmel yaratan, herhalde bütün hayvanatı kemâl-i suhuletle yaratabilecek ve gözümüz önünde yaratıyor. Ve çekirdeği bir liste, bir fihriste, bir defter-i kavânin-i emriye, bir ukde-i hayatiye mahiyetinde yaratan, elbette bütün ağaçların Hâlıkı olabilir. Ve âlemin bir nevi mânevî çekirdeği ve cemiyetli meyvesi olan insanı halk edip bütün esmâ-i İlâhiyeye mazhar ve âyine ve bütün kâinatla alâkadar ve zeminin halifesi yapan Zâtın, elbette ve elbette öyle bir kudreti var ki, koca kâinatı, insan icadının kolaylığı ve suhuleti derecesinde halk edip tanzim eder. Öyle ise, zerrenin ve cüz ve cüz'î ve çekirdek ve bir insanın Hâlıkı, Sânii, Rabbi kim ise, elbette, bedahetle yıldızların ve nevilerin ve küll ve külliyatların ve ağaçların ve bütün kâinatın Hâlıkı, Sânii, Rabbi aynen Odur. Başka olması muhal ve mümtenidir."

Yukarıdaki bahsin özetini yapar mısınız?

Soru İman ve Marifetullah

"bütün ulûm-u hakikiyenin esası ve madeni ve nuru ve ruhu; marifetullahtır ve onun üssü'l-esası da iman-ı billahtır." (Sözler) Marifetullahın üssü'l-esası iman-ı billah ne demek? İman-ı billah içinde marifetullah diyor, buna bazıları şu manayı getriyorlar. Allah'a inandıktan sonra Allahı tanımak mı? yoksa Allah'ı tanıyarak Ona iman etmek mi? yani Allahın varlıgını kabul ettirmek için marifetullah lazım mı, yoksa Allah'a inandıktan sonra isim ve sıfatlarını anlar marefetullahı kazanır mı?

Soru Allahı İnkar Etmek

"Allah'ı inkâr etmek, kâinatı inkâr etmek kadar akıldan uzaktır. Umum değil, belki ekser insanlarda dahi vukuunu akıl kabul etmez. Kâfirler Allah'ı inkâr etmiyorlar, yalnız sıfâtında hata ediyorlar." (Şualar)

Bazı ateisler "Ben Allah'a inanmıyorum" diyor ve Allah'ı inkar ediyor, yukardaki cümleyi nasıl anlayabiliriz?

Soru Peygamberimizin Hristiyanlara Anlatılması

Hristiyanlar Hz. İsa'nın Haşa Allah'ın oğlu olduğunu söylüyorlar. Ve İslam'ı tebliğ ederken Peygamber Efendimizi(sav) kabullenmekte zorlanıyorlar. Tebliğ yaparken Peygamber Efendimizi nasıl anlatmalıyız? Nasıl ispat edebiliriz?

Soru Cennette Hayvanlar

Cennetde hayvanların ruhlarının bir bedende toplancağı ve bazı hayvanların cennete giremiceği doğru mu?

Soru Nil Nehri

"Cebel-i Kamer denilen bir dağdan, mütemadiyen küçük bir deniz gibi tükenmeden akıyor. Altı aydaki sarfiyatı dağ şeklinde toplansa ve buzlansa, o dağdan daha büyük olur. Halbuki o dağdan ona ayrılan yer ve mahzen, altı kısımdan bir kısım olmaz. Varidatı ise, o mıntıka-i hârrede pek az gelen ve susamış toprak çabuk yuttuğu için mahzene az giden yağmur, elbette o muvazene-i vâsiayı muhafaza edemediğinden, o Nil-i mübarek âdet-i arziye fevkinde bir gaybî cennetten çıkıyor diye rivayeti gayet manidar ve güzel bir hakikati ifade ediyor."  

Yukarıda geçen bölümü açıklar mısınız?

Soru Kader Mistar Kudret Masdar

Kaderin mistar ve kudretin masdar olması ne demektir?

Soru Husumet ve Adavetteki Vicdan Azabı

"Mü’minler mabeyninde husumet ve adavet bir seyyiedir. O seyyie içinde kalb, ve ruhu sıkıntılarla boğacak bir azab-ı vicdanîyi, âlîcenap ruhlara hissettirir." Namaz kılmayan veya fasık olan birisi de ettiği adaveti ruhunda hissedebilir mi?

Soru Risalelerdeki Tefekkür

Kur’ân’ın âyetü’l-kübrâsının iki tefsiri olan iki Âyet i Kübrâ risalelerinde hadiste belirtilen bir saat tefekkür var mıdır? Varsa nasıldır?

Soru Şamı Şerif

"Demek yirmibeş bin seneye karib bir daire-i muhitanın içinde, rivayete binaen Şam-ı Şerif kıt'ası bir çekirdek hükmünde olarak o daireyi dolduracak bir meydan-ı haşir bastedilecektir."  (Mektubat)

"Şam-ı Şerif kıt'ası bir çekirdek hükmünde" bunun hikmeti nedir?

Als kategorideki sorular Alt kategorilerde sorulmuş son 10 soru

Soru Şahide Anne (Risale-i Nur Talebeliği)

Bediüzzamanın talebelerinden Şahide abla hakkında kısa bilgi verir misiniz?

Soru Şahide Anne (Risale-i Nur Hizmeti)

Bediüzzamanın talebelerinden Şahide abla hakkında kısa bilgi verir misiniz?

Soru Tesbihatı Niçin Yapıyoruz (Risale-i Nur Talebeliği)

Tercüman-ı ism-i azam ve dua-yı ism-i azam sünnet midir? Neden yapıyoruz?

Soru 13. Lema Hakkında Bilgi (Risale-i Nur’un Hususiyetleri)

13. Lema Hangi tarihlerde yazıldı? Bu risalenin metodu, Üstadın risaleye verdiği kıymet ve bakışı açısı nedir?

Soru 13. Lema Hakkında Bilgi (Risale-i Nur Mütalaası)

13. Lema Hangi tarihlerde yazıldı? Bu risalenin metodu, Üstadın risaleye verdiği kıymet ve bakışı açısı nedir?

Soru Mercuh Racihe Tereccuh Edebilir (Risale-i Nur Mütalaası)

'Mercuh racihe tereccuh edebilir' ne demektir?

Soru Kader Kaza Ata (Risale-i Nur Mütalaası)

Kader ve kazada, atânın hükmü nedir? Levhi mahfuzda var olan bir şey atâ ile değişir mi? Mesela sadaka belayı def eder. Hadisinde sadakanın kaderde var olan bir belayı değiştirdiği söylenebilir mi? Eğer levhi mahfuzda bir değişme olduğunu söylersek, bu durum Cenabı Hakkın her şeyi bilmesi gerçeğiyle zıt düşmez mi?

Soru Kurandaki Tevafuk Niçin Bu Zamanda Ortaya Çıktı? (Risale-i Nur Yazısı ve Kur’an Harfleri)

Kurandaki tevafuk, ilk olarak Kayışzade hafız osman efendinin ve akabinde Hüsrev Efendinin Kuran'ı yazmasıyla inkişaf etmiştir. Peki bu tevafukun bunca zaman sonra görünür hale gelmesinin hikmeti nedir? neden Kuranın nazil olduğu zamanlarda veya o zamana daha yakın bir vakitte bu tevafuklar aşikar olmadı ve gizli kaldı?

Soru Kurandaki Tevafuk Niçin Bu Zamanda Ortaya Çıktı? (Risale-i Nur Hizmeti)

Kurandaki tevafuk, ilk olarak Kayışzade hafız osman efendinin ve akabinde Hüsrev Efendinin Kuran'ı yazmasıyla inkişaf etmiştir. Peki bu tevafukun bunca zaman sonra görünür hale gelmesinin hikmeti nedir? neden Kuranın nazil olduğu zamanlarda veya o zamana daha yakın bir vakitte bu tevafuklar aşikar olmadı ve gizli kaldı?

Soru İhsanı İlahi (Risale-i Nur Mütalaası)

"İhsan-ı İlâhîden fazla ihsan, ihsan değildir. Herşeyi olduğu gibi tavsif etmek gerektir." Bu cümleyi, buradaki anlamından başka; Cenab-ı Allahın sana ihsan ettiği nimetlerin fazlası fazl-ı İlahi den olmayabilir şeklinde anlamak mümkün mü, değil mi?