Kategori Ahlak Kategori Güzel Huylar ve Güzel Ahlak Kategori Kötü Huylar ve Kötü Ahlak Kategori Takva ve Amel-i Salih Kategori

Ek Soru Soru

İyi Biri Olmak

Ben yaklaşık 3 aydır etrafımda bulunan herkese çok ama çok iyi davrandım. Hiçbirine kötü söz söylemedim, hep yardımcı oldum, yardım isteyene koşarak gittim. Hiç bir karşılık beklemedim. İşin açıkçası ve dürüstçesi; ben iyi biri olmak istiyorum. Ama ne zaman böyle olmak istesem biri karşıma çıkıyor ve birşey diyor ve ben de iyi biri oldum da ne oldu diyorum kendime.Bunu niye diyorum kendime bilmiyorum. Ne zaman çok aşırı kızacağım birşey olsa kötü biri olmak istiyorum. İçimdeki şeytana kulak vermek onu dinlemek geliyor,ama bunu yaparsam da yanlış olanı yapmş olacağım biliyorum. Kötü biri olmak istemiyorum. Kızınca şeytana uyup kötü işler peşinde olmak istemiyorum.

Cevap Cevap

Öncelikle yaptığımız şeyleri Allah için yapacağız. Sonra da O'nun rızasını bekleyeceğiz. İnsanlardan beklersek bu hem ihlaslı olmaz. Hem de hayal kırıklığına uğrayabiliriz. Çünki insanların hepsi vefalı olmayabilir. Nankörlük edebilir. Sen yap iyiliği at denize balık bilmezse Halık bilir. İşin özü budur. Bunu başarabilirsek zaten hem iyi biri oluruz, hem de yaptığımız iyiliklerden pişman olmayız. 

Bir de bazı kimseler kendileri nasılsa karşıyı da öyle görürler. Onun için sizin yaptığınız bir iyiliği bir menfaat karşılığı yaptığınızı düşünebilirler. 

Kendileri iyilik yapmayı enayilik gördüğü için size de enayi misin niye böyle yapıyorsun, kendini ezdirme veya kendini kullandırma veya fedakarlık yapma diyorlar veya demek istiyorlar. Onun için kendinizi yaptığınız iyilik veya fedakarlık için enayi psikolojisine sokmayın. Allah için yapılan iyilik veya fedakarlık enayilik değildir. Karşılığını Allah verecektir.Yapılan iyilikten pişman olmak veya iyiliği başa kakmak iyiliğin sevabını götürür ve iyiliği iyilik olmaktan çıkarır. 

Bunlarla birlikte önemli ve hayırlı işlerin çok engelleri olur. Şeytanlar hayırdan vazgeçirmek için çok uğraşır. Nefis ve şeytana uymamak gerektir. Çünki insan nefis ve şeytana uymadığı sürece iyi biri olabilir. Zaten en büyük cihad da budur.

Güzel ahlaklı olmak ve başkalarına iyilik etmek noktasında en güzel örnek olan Sevgili Peygamberimizi (s.a.v) kendimize örnek almamız lazımdır.

AFFEDİCİLİK VE İYİLİK ETME İLE ALÂKALI BAZI ÂYETLER 
1. (Ey Habibim!) Af (ve kolaylık) yolunu tut. İyiliği emret ve câhillerden yüz çevir. (A'raf, 199)
2. Onlar ki bollukta ve darlıkta (mallarını Allah yolunda) sarf ederler; (kızdıkları zaman) öfkelerini yenerler ve insanları affederler. Allah ise iyilik edenleri sever. (Âl-i İmran, 134)
3. İşte Allah'tan bir rahmet iledir ki sen onlara yumuşak davrandın. Hâlbuki kaba, katı kalpli olsaydın, elbette (onlar) etrafından dağılırlardı. Artık onları affet, onlar için mağfiret dile... (Âl-i İmran, 159)
4. Kim de hakikaten sabreder ve affederse şüphesiz bu, elbette azmedilecek işlerdendir. (Şûra, 43)
5. İçinizden faziletli ve servet sâhibi kimseler akrabalara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere bir şey vermemeye yemin etmesin; affetsinler, aldırmasınlar! Dikkat edin, (sizin onları bağışlamanıza mükâfaten) Allah'ın (da) sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Çünkü Allah Gafur'dur, Rahîm'dir. (Nur, 22) 
6. ... Eğer affeder, kusurlarına bakmaz ve bağışlarsanız, artık şüphesiz ki Allah, Gafur ( çok bağışlayan)'dır, Rahîm (çok merhamet eden)'dir. (Tegâbün, 14)

 

EtiketlerEtiketler: İyilik , kötülük , nankörlük , vefa , vefasızlık , güzel ahlak , kötü ahlak

Alakalı SorularAlâkalı Sorular:

Yorum Yap
Yorum Gönder
Gönder
 
Yorumlar

Yorummustafa oflaz demiş ki:

iyi biri olmak çevrende ki insanlara iyi davranmak demek değildir bence hem herkese iyi davranmak zorunda da değilsin. Yapmamız gereken kime nasıl davranacağımızı iyi teşhis etmek ve Cenab ı hakk nazarında iyi bir kul olmaya çalışmak. Bunlar için de risale i nurları her daim okumak şart. Hem cenab ı hakk hemde insanlar nazarında iyi bir insan olabilmenin evvel ahir şartı bu..

YorumYaşar Kullanıcı Adı demiş ki:

Sual: Çok affediyorum, bu yüzden ahmak muamelesi gördüğüm de oluyor. Affedici olmak iyi bir şey midir? CEVAP Af, hak ettiği bir şeyi almayıp sahibine bağışlamak demektir. Allahü teâlâ affedicidir, affedenleri sever. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Affet, marufu emret ve cahillerden yüz çevir!) [Araf 199] Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki: (Affedin ki, Allahü teâlâ da sizi affetsin ve şerefinizi yükseltsin!) [İsfehani] (Allah rızası için affedeni, Allahü teâlâ yükseltir.) [Müslim] (Kendinden uzaklaşanlara yaklaşmak, zulmedenleri affetmek, kendini mahrum edenlere [Kendine bir şey vermeyenlere] ihsan etmek, güzel huylu olmaktır.) [İ.Süyuti] (Sana zulmedeni affet, sana gelmeyene git, sana kötülük edene sen iyilik et, aleyhine de olsa mutlaka doğru konuş.) [Ruzeyn] (Musa aleyhisselam, "Ya Rabbi, senin indinde en aziz kimdir?" diye sordu. Allahü teâlâ da, "İntikam almaya gücü yeterken affedendir" buyurdu.) [Harâiti] (Allahü teâlâ merhameti olmayana merhamet etmez, affetmeyeni affetmez.) [İ.Ahmed] (Affedin ki affa kavuşasınız!) [İ.Ahmed] Af taraftarı olmak daha iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Ceza vermekteki hata, affetmekteki hatadan daha kötüdür.) [Hakim] Sual: Haksızı affetmenin mahzuru olur mu? CEVAP Haksızı da affedenler, dünya ve ahirette saadete kavuşurlar. Kendisini içkiden kurtaramayan bir müslüman, hizmetçisine dört dirhem verir. İçki almasını söyler. Hizmetçi giderken Mansur bin Ammar isimli bir zatın, bir fakire yardım topladığını görür. Mansur, (Bu fakire 4 dirhem verene 4 dua ederim) der. Hizmetçi, fakire 4 dirhemi verir. Mansur der ki: - Hangi duayı etmemi istersin? - Hizmetçilikten kurtulmak istiyorum. - İkinci isteğini söyle! - Fakire verdiğim dört dirhem benim değildi. Benden bunu isterler. Dört dirhem isterim. - Üçüncü isteğin nedir? - Efendimin tevbe edip içkiyi bırakmasını istiyorum. - Dördüncü arzun nedir? - Allahü teâlânın beni, efendimi, seni, kavmimizi affetmesini istiyorum. Mansur bin Ammar, hepsi için gerekli duayı yapar. Hizmetçi evine gidince, efendisi, geç kalmasının sebebini sorar. Hizmetçi durumu anlatır. Efendisi sorar: - Sen neler istedin? - Hizmetçilikten, kölelikten kurtulmayı istedim. - Peki seni azat ettim. Başka ne istedin? - Dört dirhem istedim. - Al şu dört dirhemi. Başka ne istedin? - Tevbe edip içkiyi bırakmanı istedim. - Tevbe ettim. Başka ne istedin? - Allahü teâlânın hepimizi affetmesini istedim. Efendisi duraklar, (İşte bu benim elimde değildir) der. O gece rüyasında, (Sen elinde olanı yaptın da, biz elimizde olanı yapmaz mıyız? Seni de, hizmetçini de, Mansuru da ve orada bulunan hepinizi affettik) denir. Her müslüman da elinde olanı esirgememeli, daima affedici olmalıdır! Sual: Tam kesin değilse de, suçlu birisini cezalandırmak mı, yoksa affetmek mi daha uygun olur? CEVAP Suç kesin olmadıkça cezalandırmak caiz olmaz. Af taraftarı olmak daha iyidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Ceza vermekteki hata, affetmekteki hatadan daha kötüdür.) [Hâkim] Düşmana iyi muamele Sual: Bize kötülük yapanlara, düşmanlık edenlere, aynısını yapmak caiz midir? CEVAP Tam onların yaptıkları kadar yapmak zulüm olmaz, fazlası zülüm olur. Ancak adaletli hareket etmenin ölçüsünü bilemeyiz, zulüm yapmış oluruz. En iyisi affetmektir. Bir âyet-i kerime meali şöyledir: (Kötülüğü, en güzel şekilde önle! [Öfkeyi sabırla, cahilliği yumuşaklıkla, kötülüğü afla önle ki] o zaman düşman sana, yakın dost gibi olur.) [Fussilet 34] Demek ki, düşmanı dost yapmanın yolu, onu affetmek, ona iyilik ve ihsanda bulunmaktır. RİSALE-İ NUR'DAN Acaba bir gün adâvete değmeyen bir şeye, bir sene kin ve adâvetle mukābele etmeyi hangi insaf kabul eder? Bozulmamış hangi vicdana sığar? Halbuki mü’min kardeşinden sana gelen bir fenâlığı bütün bütün ona verip onu mahkûm edemezsin. Çünki: Evvelâ: Kaderin onda bir hissesi var. Onu çıkarıp, o kader ve kazâ hissesine karşı rızâ ile mukābele etmek gerektir. Sâniyen: Nefis ve şeytanın hissesini de ayırıp o adama adâvet değil, belki nefsine mağlûb olduğundan, acımak ve nedâmet edeceğini beklemek. Sâlisen: Sen kendi nefsinde görmediğin veya görmek istemediğin kusurunu gör. Bir hisse de ona ver. Sonra bâkî kalan küçük bir hisseye karşı, en selâmetli ve en çabuk hasmını mağlûb edecek af ve safh ile ve ulüvv-ü cenâblıkla mukābele etsen, zulümden ve zarardan kurtulursun. Yoksa sarhoş ve dîvâne olan ve şişeleri ve buz parçalarını elmas fiyatıyla alan cevherci bir Yahûdî gibi, beş paraya değmeyen fânî, zâil, muvakkat, ehemmiyetsiz umûr-u dünyevi­yeye, güya ebedî dünyada durup, ebedî beraber kalacak gibi şedîd bir hırs ile ve dâimî bir kin ile mütemâdiyen bir adâvetle mukābele etmek, sîga-i mübâlağa ile bir zalûmiyettir. Veya bir sarhoşluktur ve bir nevi‘ dîvâneliktir. 22. MEKTUB UHUVVET RİSALESİ