Kategori Ahirzaman ve Kıyamet Alametleri Kategori

Ek Soru Soru

İsa as. ve Mehdi

İsa as. ve Hz. Mehdi arasında nasıl bir alakadarlık olacak?

Cevap Cevap

İsa as. ile Mehdi ra.ın, Ahirzamanda, aynı dönem içerisinde küfre karşı birlikte hizmet edecekleri hadislerdeki rivayetlerden anlaşılmaktadır.

Bediüzzaman Hazretleri bu rivayetlerden yola çıkarak, İsa as.ın Hıristiyanlar içerisinde hizmet ederek onları hem dinsizlikten kurtaracağını, hem de Hıristiyanlığı hurafelerden temizleyerek İslamiyet’e tabi olmasını temin edeceğini beyan eder.

İsa as.ın Hıristiyanlığı hurafelerden temizleyeceğine işaret eden hadislerden biri şöyledir:

“Hayatım elinde olan Allah'a yemin ederim ki, Meryem oğlu (İsa Aleyhisselam)'ın adil bir hâkim olarak sizin içinize inmesi muhakkak yakındır. O, haçı kıracak (haça tapınmayı kaldıracak), domuzu öldürecek (domuz eti yemenin haram olduğunu bildirecek), cizyeyi kaldıracaktır, mal o kadar çoğalıp taşacak ki, hiç kimse mal kabul etmez olacaktır.” (Sahih-i Müslim, 6/532)

Bediüzzaman Hazretleri, İsa as.ın Mehdi’nin arkasında namaz kılacağına dair rivayetlerin Hıristiyanlığın İslamiyet’e tabi olacağına işaret ettiğini şöyle anlatır:

“…Hristiyanlık dini o hakikata karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek; manen Hristiyanlık bir nevi İslâmiyete inkılab edecektir (dönüşecektir). Ve Kur'ana iktida ederek (uyarak), o İsevîlik şahs-ı manevîsi tâbi' (uyan) ve İslâmiyet metbu' (uyulan) makamında kalacak; din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır.

Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan İsevîlik ve İslâmiyet ittihad (birleşme) neticesinde, dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında (kabiliyette) iken; âlem-i semavatta cism-i beşerîsiyle (bedeniyle) bulunan şahs-ı İsa Aleyhisselâm (yeryüzüne inerek), o din-i hak cereyanının başına geçeceğini, bir Muhbir-i Sadık, bir Kadir-i Külli Şey'in va'dine istinad ederek haber vermiştir.” (15. Mektub)

İsa as.ın namazda Mehdi’ye uyacağı hakkındaki rivayetlerden biri şöyledir:

“Mehdi, bu ümmete imam olacak, Meryem oğlu İsa da onun arkasında namaz kılacaktır.”

(Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir zaman Alametleri, İmam Şaranî, s. 438)

Üstad Bediüzzaman namazda tabi olmasının hikmetini şöyle açıklar:

“Şahs-ı İsa Aleyhisselâm'ın kılıncı ile maktul olan (öldürülen) şahs-ı Deccal'ın teşkil ettiği (meydana getirdiği) dehşetli maddiyyunluk (maneviyatı inkar cereyanı) ve dinsizliğin azametli heykeli ve şahs-ı manevîsini öldürecek ve inkâr-ı uluhiyet (Allah’ı inkar) olan fikr-i küfrîsini mahvedecek ancak İsevî ruhanîleridir ki; o ruhanîler, din-i İsevî'nin hakikatını hakikat-ı İslâmiye ile mezcederek (kaynaştırıp) o kuvvetle onu dağıtacak, manen öldürecek.

Hattâ "Hazret-i İsa Aleyhisselâm gelir. Hazret-i Mehdi'ye namazda iktida eder, tâbi' olur." diye rivayeti bu ittifaka ve hakikat-ı Kur'aniyenin metbuiyetine ve hâkimiyetine işaret eder.” (5. Şua)

Mehdi ve İsa as. ile alakalı mühim rivayetlerden biri de birlikte Deccal’i öldürmeleridir. Rivayet şöyledir:

“Mehdi benim Ehl-i Beytimden ve benim neslimdendir. O yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Muhakkak ki o, İsa as. İle birlikte (yola) çıkarak Filistin arazisindeki Bab-ı Lût denilen mevkide Deccal’i öldürmesi için İsa’ya yardım edecektir.” (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir zaman Alametleri, İmam Şaranî, s. 438)

Bediüzzaman Hazretlerinin yukarıda izahlarından, Deccal tabirinin yalnızca tek bir şahsa işaret olarak değil, dinsizlik cereyanı ve dinsizliği yeryüzünde yayan güçler olarak anlamak gerektiği anlaşılıyor. Son rivayet ise, o dinsizlik cereyanına karşı birlikte hareket edeceklerini gösteriyor.

Burada akla şu sual geliyor: “Bu kadar büyük hizmetler yapacak olan İsa as.ı herkes görecek mi?” Asırlar önce dünyada yaşamış bir peygamberin, semaya yükseltildikten asırlar sonra tekrar dünyaya gelip açıktan açığa faaliyet göstermesi imtihan sırrına uygun görünmüyor. Bu yüzden Bediüzzaman şu tesbitte bulunur:

“Hazret-i İsa as. geldiği vakit, herkes onun hakikî İsa olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarreb ve havassı (yakınındaki seçkin kimseler), nur-u iman ile onu tanır. Yoksa bedahet derecesinde (apaçık bir şekilde) herkes onu tanımayacaktır.” (15. Mektub)

 
Yorum Yap
Yorum Gönder
Gönder
 
Yorumlar

YorumSerkan Biçer demiş ki:

Çok güzel bir site olmuş. Allah (c.c.) razı olsun...