Kategori İman Kategori Allah Kategori Allah’ın Varlığının ve Birliğinin Delilleri Kategori

Ek Soru Soru

İnsan Niçin İnanmaya Muhtaçtır

İnsanın inanmaya ihtiyacı var mıdır?

Cevap Cevap

İNSAN İNANMAYA MUHTAÇTIR

      İnançsız bir millet yaşayamaz. Tarih boyunca en ilkel topluluklar bile bir yaratıcıya inanmaya ihtiyaç duymuşlardır. Bundan dolayı, bütün toplumlarda ibadethâneler bulunmaktadır. Bu da, insan fıtratında yüce bir zâta inanmanın çok güçlü bir şekilde var olduğunu göstermektedir.

      Her insan kendine baksa, son derece âciz olduğunu anlar. Çünkü insan, yaradılışı itibariyle âcizdir, güçsüzdür. Bununla beraber dünya hayatında karşılaştığı belaları, düşmanları pek çoktur. Büyük küçük her şey ona ilişir, onu etkiler ve huzursuz eder. Mesela insan, bir kuyruklu yıldızın dünyaya çarpmasından korktuğu gibi, bir mikroptan da korkar. Şiddetli bir depremden etkilendiği gibi basit bir hastalıktan da etkilenir.

      İnsan, yaradılışı itibariyle bütün kâinatla ilgilidir. Bu ilgiden dolayı da pek çok şeylere kalben bağlanır. Halbuki sevdiği, bağlandığı şeylerin zarar görmesi ve ondan ayrılması ise insanı devamlı incitir, huzursuz eder.

Bu etkilendiği, korktuğu ve endişe ettiği şeylerden kendini korumaya gücü yetmez. Hiçbir insan, başına bir belâ ve musibetin gelmesini istemez. Fakat, gelen belâ ve musibetlere de engel olamaz. Meselâ deprem, sel felâketi gibi âfetlere karşı elinden bir şey gelmez. Kendisine hastalık veya ölümün gelmesini engelleyemez.

İşte böyle çaresiz haldeki bir insan; âcizliğini giderecek ve kendisini korktuğu şeylerden kurtaracak bir zâta muhtaçtır.  Böyle bir zât ise, her şeye gücü yeten ALLAH’tır (c.c.).

      İnsan aynı zamanda, son derece muhtaç bir varlıktır. Onun dünyada mal, mülk ve servet sahibi olması gerçek bir zenginlik değildir. Çünkü insanın ihtiyaçları sonsuz ve istekleri sınırsızdır. İnsan, bu yönüyle fakirdir. Mesela, insan bir çiçeği sevdiği gibi, koca bir baharı da sever. Bir bahçeyi arzu ettiği gibi ebedî Cenneti de arzu eder. Başka bir memlekete göçmüş bir dostunu ziyaret etmek istediği gibi, kabir tarafına göçmüş sevdiklerine de kavuşmak ister.  Bütün bunlar, insan aklının, ruhunun ve duygularının şiddetle arzuladığı ihtiyaçlardır.     

      İşte insan, isteklerinin hepsini elde edebilmek için nihayetsiz kudret ve rahmet sahibi birine muhtaçtır. Böyle bir zat ise, zenginliği sonsuz olan ve hiçbir şeye muhtaç olmayan ALLAH’tır.

Rabbimiz, Kur’ân’da bu konuyla ilgili şöyle buyurmaktadır: “(Hem) bilmez misin ki, göklerin ve yerin mülkü şübhesiz ki ancak Allah’ındır! Ve sizin için Allah’dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.”[1]

Âciz olan insan, dayanacak ve sığınacak bir yer arar. Sınırsız ihtiyaçları olan bir kişi, kendisine yardım edecek bir nokta arar. Bundan dolayı, kudretine sığınmak ve rahmetinden yardım istemek için Allah’a inanmaya muhtaçtır. Allah’a inanan insan, mutlu ve huzurlu bir hayata ulaşır.



[1] Bakara, 107