Kategori Üstad Bediüzzaman Kategori

Ek Soru Soru

İlm-i Ledün ve Bediüzzaman

İlm-i ledün ne demektir? Bediüzzaman'ın İlmi, ledün ilmi midir?

Cevap Cevap

Elmalı tefsirinde ledün ilmi şöyle tarif edilmiştir:

"Ledünnî ilim, kafa çalıştırmakla elde edilmeyip Allah tarafından, sırf Allah vergisi olan bir mukaddes kuvvetin tecellisidir."

Bu tarifin aynısı, Üstad Bediüzzaman'ın tahsil hayatında tarihte emsaline rastlanmayacak bir şekilde görülmüştür. Kendi ifadesinden aynen alıyoruz:

"Tarihçe-i hayatını okuyanlar ve hemşehrileri bilirler ki, 'İzhar' kitabından sonraki medrese usulünce onbeş sene ders almakla okunan kitabları Resâil-in-Nur müellifi (yazarı) yalnız üç ayda tahsil etmiş." (Sikke-i Tasdik)

On beş senelik ilmin üç ayda tahsil edilmesi ancak ledünnî bir yol ile, yani Allah'ın ihsanı ile olabilir. Zaten Üstadın ilmi hakkında daha çok Allah'dan ihsan manasında vehbî ilim tabiri kullanılır.

Ayrıca daha sonraki yıllarda risalelerin yazılması da ilham yoluyla ve Allah'ın ihsanı ile olmuştur. Buna dair Üstadın beyanları şöyledir:

"Çok tedkikat ve taharriyatın (inceleme ve araştırmaların) neticesiyle ancak husul bulan (ortaya çıkan) o çeşit risaleler, fevkalâde bir sür'atle, hem idrakimi ve fikrimi müşevveş eden (karıştıran) sıkıntılı inkıbaz (ruhen daralma) vakitlerinde yazılması dahi, bir eser-i inayet ve bir ikram-ı Rabbanîdir.

Evet ekser kardeşlerim ve yanımdaki umum arkadaşlarım ve müstensihler (yazanlar) biliyorlar ki; Ondokuzuncu Mektub'un beş parçası, birkaç gün zarfında hergün iki-üç saatte ve mecmuu oniki saatte hiçbir kitaba müracaat edilmeden yazılması; ...ve Otuzuncu Söz gibi mühim ve dakik bir risale, altı saat içinde bir bağda yazılmış; ve Yirmisekizinci Söz, Süleyman'ın bahçesinde bir, nihayet iki saat içinde yazılması gibi, ekser risaleler böyle olması; ve eskiden beri sıkıntılı ve münkabız olduğum zaman, en zahir hakikatları dahi beyan edemediğimi, belki bilemediğimi yakın dostlarım biliyorlar. Hususan o sıkıntıya hastalık da ilâve edilse, daha ziyade beni dersten, te'liften men'etmekle beraber; en mühim Sözler ve risaleler, en sıkıntılı ve hastalıklı zamanımda, en sür'atli bir tarzda yazılması; doğrudan doğruya bir inayet-i İlahiye ve bir ikram-ı Rabbanî ve bir keramet-i Kur'aniye olmazsa nedir?"

Ayrıca Üstad bir kısım talebelerin risaleler hakkında ledün ilmi olduğuna dair beyanlarını değiştirmeden risalelere alması da tasdik manasına gelir.

Mesela;

"Sözler'in tebyizinde kıymetdar hizmeti sebkat eden muallim Ahmed Galib'in fıkrasıdır.
   
    Sözün özdür ey can, tekellüf değil
    Ledün ilminin zübde-i pâkidir
    Bu, sümmettedarik tasannuf değil" (Mektubat)

"Evet o zât (Üstad) daha hal-i sabavette (çocukluğunda) iken ve hiç tahsil yapmadan zevahiri (görünüşü) kurtarmak üzere üç aylık bir tahsil müddeti içinde ulûm-u evvelîn ve âhirîne ve ledünniyat ve hakaik-i eşyaya ve esrar-ı kâinata ve hikmet-i İlahiyeye vâris kılınmıştır ki, şimdiye kadar böyle mazhariyet-i ulyaya kimse nail olmamıştır."

Netice olarak Hazret-i Üstad'ın ilmi ve yazdığı risaleler ledün ilmindendir diyebiliriz.

 
Yorum Yap
Yorum Gönder
Gönder