Kategori Kur'ân-ı Kerîm Kategori Muhtelif Kategori

Ek Soru Soru

İbrahim Suresi 12. Ayet

İbrahim Suresinin 12.ayetini açıklar mısınız?

Cevap Cevap

“Hem bize yollarımızı dosdoğru göstermişken, neden Allah’a tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız eziyetlere de mutlaka sabredeceğiz. Tevekkül edenler ise, artık ancak Allah’a tevekkül etsin.” (İbrahim Suresi, 12)

Taberi tefsirinde şöyle izah edilmiştir:

Peygamberler, ümmetlerinin inkarcılarına cevap vermeye devam ederek şöyle dediler: "Bizler neden Allaha güvenmeyelim ki? Çünkü o bizi, üzerinde bulunduğumuz doğru yola iletti. Bizler, sizin bize vermiş olduğunuz eziyetlere karşı mutlaka sabredeceğiz. Ve sizi, tevhid inancına davet etmeye devam edeceğiz. Güvenenler, Allaha güvensinler, başka şeylere değil.

Fahreddin Razi hazretlerinin Tefsir-i Kebirinde ise şöyle izah edilmiştir:

Resullerin Sebat ve Metanetleri 

Daha sonra Allah Teâlâ o peygamberlerinin bütün bunların peşi sıra, "Mü'minler ancak Allah'a güvenip dayanmalıdır" dediklerini haber vermiştir. Görünen odur ki, o peygamberler kâfirlerin şüphelerine karşı bu cevapları verince, kavimleri onları akılsızlıkla itham edip onları korkutmak istemişlerdir. İşte bu anda peygamberler (a.s.). "Biz sizin korkutmanızdan çekinmeyiz ve tehdidlerinize aldırmayız, Çünkü biz, Allah'a tevekkül etmişiz ve O'nun lütfuna sırtımızı dayamışız" demişlerdir. Belki de Hak Subhânehû ve Teâlâ o peygamberlere, kâfirlerin, kendilerine hiçbir kötülük ve belâ getiremiyeceklerini vahyetmiştir. Böylece bir vahiy olmasa bile, peygamberlerin, kavimlerinin sefihliklerine (akılsızlıklarına) iltifat etmemiş olmaları da uzak bir ihtimal değildir. Çünkü peygamberlerin ruhları ilahî bilgilerle ve gayb âleminin ışıklarıyla aydınlanmıştır. Ruh, ne zaman böyle sıfatlara (özelliklere) sahib olursa, maddî (dünyevî) hallere pek az aldırır, sıkıntılı veya sevinçli, bolluk veya darlık hallerinde, bu şeylere pek değer vermezler, işte bu sebebten ötürü, Allah'a tevekkül etmiş. Allah'ın lutfuna sarılmış, arzu ve isteklerini Allah'ın dışında kalan herşeyden kesip, sadece Allah'a bağlamışlardır.

Ayetteki "Hem biz niçin Allah'a güvenip dayanmayalım ki? Bize dosdoğru yolları O göstermiştir" ifadesi de, geçen ifâdede" kastedilen mananın, söylediğimiz mana olduğuna delâlet eder, yani, "Allah Teâlâ bu ruhî dereceleri, rabbanî, ilâhî bilgileri bize nasîb edince, Allah'a güvenmememiz bize nasıl yakışır? Aksine bize yakışan O'na tevekkül edip, işlerimizin olması içip ancak O'na güvenmemizdir. Çünkü kulluk şerefini elde edip, ihlas ve mükaşefe makamına ulaşan kimsenin, ister mülkü, ister milki, ister ruhu, ister cismi olsun. herhangi bir iş hususunda Hak'dan başkasına güvenip dayanması çirkin bir iş olur" demektir. Bu ayet Allah Teaâlâ'nın, kendisine kulluk etmede ihlaslı olan dostlarını düşmanlarının hile ve tuzaklarından koruduğuna delâlet etmektedir.

Daha sonra o peygamberler "Bize yaptığınız eziyetlere elbette sabredeceğiz" çünkü sabır, ferahlığın anahtarı ve hayırların doğuşunun vesilesidir. Hakk mutlaka gâlib ve kahir, batıl da mutlaka mağlûb ve makhûr olur" demişlerdir. 

Tevekkülün Önemi 

Daha sonra da, tekrar 'Tevekkül edenler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler" demişlerdir. Bu tevekkülün tekrar zikredilmesinin hikmeti şudur: Peygamberler, "Hem biz niçin Allah'a (tevekkül etmeyelim), güvenip dayanmayalım ki..." ifadeleri ile, kendileri için Allah'a tevekkülün gerekli olduğunu belirtmişlerdir.

Daha sonra, kendileri ile ilgili şeyleri tamamlayınca, kendilerine uyan kimselere de bunu emrederek, "Tevekkül edenler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler" demişlerdir ki, bu ifâde iyiyi ve güzeli emreden kimsenin, ancak o şeyi önce kendisi yaparsa tesirli olacağını gösterir.