Kategori Risale-i Nur Mütalaası Kategori

Ek Soru Soru (!! Bu konuya ait ek sorular için tıklayın)

Dört Şerli İnkılap

Şualarda bir bölüm var: "Bu sûre, beş cümlesinden dört cümlesi ile bu asrımızın dört büyük şerli inkılâblarına ve fırtınalarına mana-yı işarî ile bakar." ve "belki binyüz altmışbir (1161) ve sekizyüzon (810) ederek, o zamanlarda ehemmiyetli maddî manevî şerlere işâret eder." Bu sözde bahsedilen bu asrımızın dört büyük şerli inkılabı nelere işaret ediyor? Miladi 1161 ve miladi 810 yıllarında yaşanan Üstadın işaret ettiği bir şer var mıdır?

Cevap Cevap

Bu asrın dört şerli inkılabı, Şualardan, Meyve’nin On Birinci Meselesi’nden alıntı yaptığınız yerin hemen üstünde teker teker sayılıyor. Birer birer izah etmeye çalışalım:
1- “Meselâ: Başta ‘Kul euzü birabbil felak’ cümlesi, bin üçyüz elliiki veya dört (1352-1354) tarihine hesab-ı ebcedî ve cifrîyle tevafuk edip nev'-i beşerde en geniş hırs ve hasedle ve birinci harbin sebebiyle vukua gelmeye hazırlanan ikinci harb-i umumîye işaret eder.”
1354 tarihi; rumî tarihe göre olsa, miladî 1938 yılına işaret eder. Ayetlerin işaretlerinde hicri, rumi ve milâdî tarihlerin üçü de olabiliyor. Hangi tarih uyuyorsa o tarihle işaret ettiği anlaşılıyor. Burada 1938 tarihi, 1939’da başlayan 2. Dünya Savaşı gibi tarihin gördüğü en şerli savaşın gelmek üzere olduğuna işaret ediyor.
2- “Hem meselâ: ‘min şerri ma halak’ cümlesi -şedde sayılmaz- bin üçyüz altmış bir (1361) ederek bu emsalsiz harbin merhametsiz ve zalimane tahribatına rumi ve hicri tarihiyle parmak bastığı gibi…”

1361 tarihi, rumi olsa 1945’e işaret ediyor ki, o tarihte  harbin en merhametsiz ve zalimce yıkımı olan 1945’te Japonya’da iki şehrin atom bombalarıyla toptan imha edilmeleri tarihine işaret etmesi muhtemeldir.

Hicri olsa, 1942 ediyor ki o tarih de beş sene kadar süren harbin tam ortasına ve en kızıştığı bir döneme işaret ediyor.

3- “Hem meselâ: ‘enneffasati fil ukad’ cümlesi -şeddeler sayılmaz- bin üçyüz yirmisekiz (1328); eğer şeddedeki (lâm) sayılsa, bin üçyüz ellisekiz (1358) adediyle bu umumî harbleri yapan ecnebi gaddarların, hırs ve hased ile bizdeki Hürriyet İnkılabı'nın Kur'an lehindeki neticelerini bozmak fikri ile tebeddül-ü saltanat ve Balkan ve İtalyan Harbleri ve Birinci Harb-i Umumî'nin patlamasıyla maddî ve manevî şerlerin, siyasî diplomatların radyo diliyle herkesin kafalarına sihirbaz ve zehirli üflemeleriyle ve mukadderat-ı beşerin düğme ve ukdelerine gizli plânlarını telkin etmeleriyle bin senelik medeniyet terakkiyatını vahşiyane mahveden şerlerin vücuda gelmeye hazırlanmaları tarihine tevafuk ederek…”

1328 tarihi hicri olsa 1910, rumi olsa 1912 ederek; 1909’da 2. Abdülhamit’in tahttan indirilmesi, 1911’de İtalyan’larla Trablusgarb savaşı, 1912 ve 13’te cereyan eden iki balkan savaşı ve 1914’te başlayıp 18’e kadar devam eden 1. Dünya savaşına arkasından kurtuluş savaşı ve Osmanlı Devletinin sona ermesine kadar 12 sene boyunca devam eden şerler silsilesinin başlangıç tarihine işaret eder.
1358 hicri tarihi ise 1939 ederek, ya o yıllarda bu şerlerin en ileri tecavüzünün sona erdiğine, ya da 39’da 2. Dünya savaşı şerrinin başlangıcına işaret etmesi muhtemeldir. 
4- “Ve min şerri hasidin iza hesed” cümlesi -şedde ve tenvin sayılmaz- yine bin üçyüz kırkyedi (1347) edip, aynı tarihte, ecnebi muahedelerin icbarıyla bu vatanda ehemmiyetli sarsıntılar ve felsefenin tahakkümüyle bu dindar millette ehemmiyetli tahavvüller vücuda gelmesine ve aynı tarihte, devletlerde ikinci harb-i umumîyi ihzar eden dehşetli hasedler ve rekabetlerin çarpışmaları tarihine bu mana-yı işarî ile tam tamına tevafuku ve manen tetabuku, elbette bu kudsî surenin bir lem'a-i i'caz-ı gaybîsidir.”

1347 hicri tarihiyle 1929 ederek ecnebilerle yapılan bazı gizli anlaşmaların neticesi olarak yapılan manevî tahribatın zirveye çıkmasına işaret ediyor gibidir. Aynı zamanda 2. Dünya Savaşına götüren şerli sebeblerin başlamasına da işaret ettiği izah edilmektedir.

1161 ve 810 tarihine dair Üstad’a ait.
“Ğasıkin” binyüz altmışbir (1161) ve ‘iza vekab’sekizyüzon (810) ederek, o zamanlarda ehemmiyetli maddî manevî şerlere işaret eder.” cümlesinden başka bir ifade bilinmiyor.
Yalnız miladî 1161 tarihi İslam dünyasını 1200’lü yıllarda tarumar eden moğol istilasının başlatıcısı olan Cengiz’in doğum tarihi olması çok enteresandır.

Hicrî 810 tarihi, miladi 1407’ye karşılık geliyor. Bu tarih ise Timur’un Osmanlı ordusunu Ankara Çubuk savaşında 1402 yılında mağlub etmesiyle başlayıp 1413’e kadar devam eden ve Osmanlı’nın başsız kaldıp karışıklığa düştüğü şerli fetret dönemine denk düşüyor. Yaş ve kuru herşeyi içinde bulundurduğu Allah tarafından haber verilen Kur’an’ın, harfleriyle  bu tarihlere işaretlerde bulunması onun şanına yakışır yüksek bir meziyettir.

 

Ek Soru Ek Soru

Hicri ve rumi tarihler miladiye nasıl çevrilir? Aralarındaki fark nereden kaynaklanıyor. Pratik bilgiler verir misiniz?

Cevap Cevap

Hicri takvim ile Rumî takvimlerin miladiye çevrilmeleri bazı hesaplamaların sonucu elde edilebildiğinden herkes için kolay bir iş değildir. O yüzden çevirmede kolaylık sağlayan pratik bir yoldan bahsetmek istiyoruz.  Yalnız bu hesapta hicri tarihin hangi miladi asırda olduğunun bilinmesi gerekir. Mesela, 1900’lere ya da 2000’lere ait olduğunu önceden bilmemiz gerekir. Rumi takvim ise, 1840’da başlayan bir uygulama olduğu için 1800, 1900, 2000’lere baktığı bilinmesi yeterlidir.
Rumi Takvimin Hesaplanması
Rumi takvim, miladi takvim gibi güneş yılı hesabına dayandığı için aralarındaki fark 584 olarak sabittir. Fakat bunu kafadan toplamak o kadar kolay değildir. Hesap makinesi gerekebilir. Bunun yerine daha kolay olan şu yol takip edilebilir: Elimizdeki Rumi tarihin son iki rakamından 16 çıkarırsak, miladi tarihin son iki rakamını bulmuş oluruz.
Meselâ, Üstad Bediüzzaman Rumî 1293 doğumludur.  Son iki rakamından 16 çıkaralım:  93-16=77 Üstadın 1800’lerde doğduğu malumdur. Demek Üstad 1877’lidir.
Mesela, 1338 senesinde Ankara’ya gittim diyor. 38-16=22 Demek ki Üstad 1922’de Ankara’ya gitmiş. Tarihen de böyle olduğundan anlıyoruz ki Üstad Rumî takvimle söylemiş.
Mesela, Mart ayında Rumî 1425 senesine gireceğiz. 25-16=09 demek ki 2009 yılındayız.
Mesela büyük dedelerimizin doğum tarihleri Rumi ile yazılmış olabilir. Son iki rakamında 16 çıkarırsak miladi karşılığını buluruz. Diyelim ki 1327’li olsun. 27-16=11 demek 1911’li imiş.
Eğer miladiyi Rumiye çevirmek istiyorsak işlemin tersini yaparız. Yani miladinin son iki rakamına 16 ekleriz, Ruminin son iki rakamı çıkar. Mesela 1972’de doğan birisi 72+16=88 demek Rumi 1388’lidir.
Hicrî Takvimin Hesaplanması
Hicrî takvimin miladiye çevrilişi daha zor ve karışıktır. Çünkü birincisi ay hesabıyla, ikincisi güneş hesabıyla olduğundan aralarında sabit bir fark yoktur. Son iki rakam arasındaki fark sürekli açılmaktadır.
Bununla birlikte, bazı dönemleri dikkate alarak Rumîdeki kolay yolu burada da bir derece uygulayabiliriz.
Meselâ,  Ocak 1910’den önce Hicri tarihin son iki rakamı ile miladi tarihin son iki rakamı arasında 17 fark varken sonrasında 18 fark vardır. 1943’e kadar böyledir.
Ocak 1943’ten Ocak 1976’ye kadar 19 fark
Ocak 1976’dan Ocak 2008’e kadar 20 fark vardır.
Mesela; hicri 1430 yılındayız. 30-21=09 demek 2009’dayız.  Hicriden miladiye çevirmek için çıkarıyorduk. Ya da 1430’un miladi karşılığını bulmak için tersini yapmak için toplamamız gerekiyor. 09+21=30 şu an 1430 yılındayız. Misalleri çoğaltmak mümkündür.
Ayrıca şunu da ilave etmemiz gerekir: Rumi takvimde yılbaşı 14 Marttır. Bu yüzden rumi yıl ile miladi yıl 3,5 aylık bir farkla büyük oranda örtüşür. Fakat hicri yılbaşı her sene on gün geri kaydığından 33 senede bir miladi takvime göre tam bir tur yapar. Bu sebeple hicri yıl ile miladi yılın örtüşmeleri 33 senede bir olur.

Yorum Yap
Yorum Gönder
Gönder