Kategori Dünyadaki İmtihan Kategori Mezhebler Kategori Dünya Hayatı Kategori Sosyal Meseleler Kategori

Ek Soru Soru

Din Anlayışındaki Farklılıklar Zenginlik midir

Din anlayışındaki farklılıklar zenginlik olarak görülebilir mi?

Cevap Cevap

Öncelikle din anlayışında değil, dinin esaslarında da değil, dinin temel prensiplerinde değil, belki dinin esasa ait olmayan tali konularındaki yorum farklılıkları elbette bir zenginliktir. Çünkü zaman ve mekanın farklı ihtiyaçları, insan tabiatı bunu gerekmektedir. Zira insan bu tali konularda farklılıklar göstermektedir. İhtiyaçlar değişkendir. Coğrafyalar farklıdır. Hayat şartları değişiktir. Din ise herkesi kuşatmaktadır. Eğer insanların ihtiyaçları, tabiatları bir ve değişmeyen bir yapı gösterseydi o zaman tali konulardaki yorum farklılıkları bir zenginlik olarak görülmezdi. Din anlayışında farklılık yoktur. Tali konularda farklılıklar vardır.

"Ümmetimin ihtilafı rahmettir" hadisine binaen, başkasını yıkmaya ve yok etmeye değil; belki olgunlaştırmak ve ıslah için çalışırsa, aynı zamanda kendi mesleğinin ta‘mîr ve yayılması için gayret gösterirse o zaman farklılıklar bir zenginlik olur. Mesela hak olan dört mezheb gibi ki, onların farklılığı İslam ümmeti için bir rahmet ve zenginlik olmuştur.

Fakat hak namına olmayan menfi ihtilaf bir zenginlik değildir. Çünkü bu tarz farklılıkların temelinde kin, düşmanlık, taraftarlık ve menfaat gibi şeyler vardır. Bu da ümmete zarar vermiştir.

 

EtiketlerEtiketler: din , din anlayışı , ihtilaf , fırka , bida

Alakalı SorularAlâkalı Sorular:

Yorum Yap
Yorum Gönder
Gönder
 
Yorumlar

Yorumyusuf toprak demiş ki:

Mezheplerin ihtilaf ettiği kısım, dinin muhkem ve esas kısmı değil dinin teferruat ve detay kısımlarıdır. Kur’an ve sünnetin yüzde doksanlık kısmı muhkem ve esas olup yoruma kapalıdır, burada ihtilaf ve farklılık caiz olmaz. Bunlar ekseri iman ve farz olan kısımlardır. Kimse bu alanda fikir yürütemez herkes bu alanda ittifak etmek zorundadır. Faizin haram zekatın farz olması gibi. İhtilafın ve farklılaşmanın olduğu kısım ise, daha çok Kur’an ve sünnetin yüzde onluk mütaşabih ve yoruma açık olan teferruat kısmı içindir. Mezheplerin gezindiği noktalar Kur’an ve sünnetin yoruma açık bu yüzde onluk teferruat kısmıdır. Bu sebeple dinin teferruat olan bölümlerini muhkem sınıfına sokmak ve mezheplerin bu noktalardaki ihtilaflarına yanlış bakmak doğru olmaz. Allah ve Resulü (asv) kasıtlı ve bilinçli bir şekilde bu yüzde onluk teferruat kısmı yoruma açık bırakmıştır ki her coğrafya, iklim ve kültür erbabı kendine uygun esnekliği bulabilsen ve ona göre hayatını dine uyarlayabilsin. Bu ciheti ile İslam evrensel bir dindir bütün iklim, coğrafya ve kültürel farklılıkları ve kimlikleri bünyesinde hazmedebilir. Mezheplerin asıl ihtilaf noktasına yukarıda bir parça değindik. İhtilafın felsefesi insanlığın teferruatta cem olmasının imkânsızlığıdır. Bu mana ve felsefe anlaşıldıktan sonra, ihtilafın teknik kısmı ve detayları o kadarda önemli değildir. İhtilafın teknik kısmını bütünü ile burada izah etmemiz mümkün değildir. Müteşabih ayetlerin yoruma açık olması, hadislerin senedindeki ihtilaflar, tefsir usulündeki farklılıklar, içtihattaki kabiliyetler ve bunların derece ve mevkilerinin muhtelif olması gibi, bir çok teknik detaylar ihtilafa gerekçe olmuştur. Usul kitaplarında bu ihtilaflar uzunca izah edilir.