Kategori Üstad Bediüzzaman Kategori

Ek Soru Soru

Bediüzzaman'ın Cumhuriyet Tarafdarlığı

Bediüzzaman Hazretleri diyor ki: "...ben dindar bir cumhuriyetçi olduğumu elinizdeki tarihçe-i hayatım isbat eder." (Şualar - 363) Üstadın cumhurriyetten kastı nedir? Buradan Üstadın zamanındaki rejimi destekliyor manası çıkar mı?

Cevap Cevap

Cumhuriyet, yönetimin bir saltanat ailesinin tekelinde değil de halkın ve onun seçtiği meclis ve hükümetin elinde olması demektir.

Bediüzzaman Hazretleri'nin tarafdar olduğu cumhuriyet ise gerçekten uygulanan bir cumhuriyettir. Yoksa adı var kendi yok bir sistem değil...

Üstad, kendi zamanındaki uygulama hakkındaki fikirlerini mahkemelerde yargılanırken şöyle tarif etmiştir:

"Muarızlarımız olan zındıklar ve münafıklar,

1- istibdad-ı mutlaka (tam bir baskı yönetimine) "cumhuriyet" namı vermekle,

2- irtidad-ı mutlakı (dinden dönmeyi) rejim altına almakla

3- sefahet-i mutlaka (haram helal tanımamaya) "medeniyet" ismini vermekle,

4- cebr-i keyfî-i küfrîye (küfürden kaynaklanan kanunsuz baskıya) "kanun" ismini takmakla

hem sizi iğfal, hem hükûmeti işgal, hem bizi perişan ederek,

hâkimiyet-i İslâmiyeye

ve millete

ve vatana

ecnebi hesabına

darbeler vuruyorlar." (1944 - Denizli Mahkemesi, Şualar)

 

Bediüzzaman Hazretleri asıl manasıyla cumhuriyete tarafdardır. Eskişehir Mahkemesi'nde söylediği ve sizin de yukarıya kısmen aldığınız ifadelerinin tamamı şöyledir:

"(1935 - Eskişehir Mahkemesi'nde) Orada benden sordular ki: Cumhuriyet hakkında fikrin nedir? Ben de dedim:

Yaşlı mahkeme reisinden başka daha siz dünyaya gelmeden, ben dindar bir cumhuriyetçi olduğumu elinizdeki tarihçe-i hayatım isbat eder. Hülâsası şudur ki:

O zaman şimdiki gibi, hâlî bir türbe kubbesinde inzivada idim, bana çorba geliyordu. Ben de tanelerini karıncalara veriyordum, ekmeğimi onun suyu ile yerdim. Benden sordular, ben dedim:

Bu karınca ve arı milletleri cumhuriyetçidirler. Cumhuriyetperverliklerine hürmeten taneleri karıncalara veriyorum.

Sonra dediler: Sen selef-i sâlihîne (bu fikrinle eski büyüklere) muhalefet ediyorsun? Cevaben diyordum:

Hulefa-i Raşidîn (dört halife) hem halife hem reis-i cumhur (cumhurbaşkanı) idiler. Sıddık-ı Ekber  (Hz. Ebu Bekir ra.) Aşere-i Mübeşşere'ye (Cennetle müjdelenen on büyük sahabeye) ve Sahabe-i Kiram'a elbette reis-i cumhur hükmünde idi.

Fakat manasız isim ve resim değil, belki hakikat-ı adaleti ve hürriyet-i şer'iyeyi taşıyan mana-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler." (Şualar)

Demek ki Hz. Üstad'ın tarafdar olduğu cumhuriyet:

1- Yönetimin halkta ve onun temsilcilerinde olduğu,

2- Adaleti hakiki olarak uygulayan,

3- İslam'ın insana tanıdığı hürriyetleri sağlayan,

4- Dindarlık manası taşıyan

bir cumhuriyettir.

 

Cumhuriyetten ne anladığı hakkında Hz. Üstad'ın başka bazı mühim cümleleri de şunlardır:

"Cumhuriyet idaresinde kanun herşeyin fevkindedir ve onun hükmü câri olur." (Emirdağ Lâhikası)

"Hürriyetin en geniş şekli cumhuriyettir." (Tarihçe-i Hayat)

"Hürriyet-i ilmiye, cumhuriyet zamanında elbette kayıd altına alınamaz." (Tarihçe-i Hayat)