Kategori Güzel Huylar ve Güzel Ahlak Kategori

Ek Soru Soru

Başarı ve Kıymet

Allah'ın bana verdiği nimetlerin kıymetini bilemiyorum. Nimetlerin kiymetini nasıl anlayabilirim ve başarıyı nasıl elde edebilirim?

Cevap Cevap

Genel olarak nimetlerin kıymetinin takdirini 3 tarzda yapabiliriz.
1.) Verilen nimetlere dil ile şükretmek, elhamdülillah demektir.
2.) Bu nimetleri kalben beğenmek, nimeti tenkid etmemek
3.) Nimetleri veriliş gayesine uygun olarak yerli yerinde kullanmak.

Allah'ın bizlere ihsan ettiği duyularımızı ve duygularımızı veriliş amacına uygun olarak kullanmak. Mesela: Dili doğru söylemekte, ellerimizi helal kazançta kullanmakla, gözlerimizi ilahi sanatın güzelliklerine çevirmekle, aklımızı ibret almakla, kalbimizi helal olan şeyleri istemek ve bunlara yönelmekte kullanmakla nimetlerin kıymetlerini takdir etmiş oluruz.

Bununla birlikte hayalimizde her şeyin kıymetini mükemmel bir şekilde taktir eden bir insan modeli oluşturup içinde bulunduğumuz şartları hiç dikkate almadan, "Ben neden böyleyim. Neden takdir edemiyorum. Elimdekilerin değerini bilmiyorum." gibi düşüncelere saplanmak doğru değildir. Çünkü bu noktada şeytan "Zaten sen de bir kabiliyet yok. Sen kötüsün. Nankörsün. Nimetlerin kıymetini bilmiyorsun. Senin bunu yapmaya ne iktidarın var ne de kabiliyetin. Artık ne olursa olsun, rast gele yaşa." diyerek günahların içine atabilir.
 
BAŞARIYI ELDE ETMENİN YOLLARI
1-Başarılı insan kendisine düşen vazifeyi en iyi şekilde yerine getirendir. İstediğimiz sonuçları vermek Allah'ın vazifesidir. Kendi yapmamız gereken işleri bırakıp Allah'ın vazifesine karışmak doğru değildir.
2-Başarılı hiç bir çalışma bedel ödenmeden gerçekleşemez. Sonuç elde eden insanlar bir kısım bedeller ödemişlerdir. Hem istediğimiz gibi gezecek, eğlenecek, dinleneceğiz hem de istediğimiz sonuçları alacağız. Bu çoğu zaman mümkün olmayacaktır. Bir takım zevklerini ve nefsinin tembelliklerini bırakıp ciddi çalışan bir insanla, istediği gibi yatıp gezen insana aynı sonuçları vermek her halde adil olmasa gerek. Öyle ise başarı için, gerektiğinde, rahatlık, tembellik, gezi, eğlence gibi şeylerimizi bedel olarak vermesini bilmeliyiz.
3-Bir şeyi elde etmek istiyorsak doğru yolları, metotları kullanmalıyız. Bütün büyük zatlar şu hakikatte ittifak etmişlerdir. "Bir şeyi elde edemiyorsan usulde, yolda, yöntemde hatan vardır."
4-İlahî rahmet bizim bütün ihtiyaçlarımız karşılayabilir ve bütün sıkıntılarımızı giderebilir olduğunu düşünmekle hiçbir şeyin ümidimizi kırmasına izin vermemeliyiz. İnsanı yaşatan ümid olduğunu ve öldürenin ümitsizlik olduğunu unutmamalıyız.
5-Çalışmanın sonucunda elde edilen ürüne, kâra kanaat etmeliyiz. Elimizden gelen bütün çalışmayı yaptıktan sonra sonucuna kanaat etmeliyiz. 6- yapacağımız işi ve bu işin ön hazırlıklarını Allah’a havale etmek tembelliktir. Tevekkül değildir. Bunlar bizim işimizdir. Sonucu Allah'tan beklemek tevekküldür.
7- Yalnızca kendi çıkarlarımızı düşünmek insanın gayretini, çalışma azmini olumsuz etkiler. Milletimizi küçülerek âdeta kalbimize girmiş küçük bir millet haline getirerek, bu düşünceyle çalışmayı sürdürmeliyiz." Ben susuzluktan ölsem dünyaya bir daha yağmur yağmasın. Yüzüm gülmezse dünya gülmüş bana ne" gibi çıkarcı düşüncelerden sıyrılmakla başarı elde edilebilir.  Hedefin büyüklüğü çalışma azminin kamçısıdır.
8- Allah'a dua etmek
9-Bu konuda yazılan kitaplardan istifade etmek.

Son olarak, hayatta hiç başarı elde edemediğinizi söylemeniz de isabetli değil. Çünkü muhakkak yazı yazmayı, bilgisayar kullanmayı ve internetle sual sormayı öğrenmişsiniz. Bunlar hiç şüphesiz birer başarıdır. Emin olun bu gibi yüzlerce başarınız olmuştur. Bunlar bizlere şükür duygusu vermeli.

Fakat başarıyı, bir işte herkesten önde olmak olarak anlıyorsanız, bu da doğru değil. Daha da başarılı olmak için yukarıda sayılan tavsiyelere uyabilirsiniz. Ama en önde olmak bir nasip meselesidir. Hem tek başına, insan için bir şeref de değildir. Önemli olan şükür üzere yaşamaktır. Ortalarda, hatta en geride olup şükür üzerine yaşamak, en önde olup nankör bir hayat yaşamaktan sonsuz kat daha kıymetlidir. Çünkü sonsuz bir hayatı ve sonsuz nimetleri ve Allah’ın rızasını kazananlar her halinde hamd ve şükredenlerdir. Bazı özellikleriyle önde göründükleri halde nankörlükle yaşayanlar değil.

Allah katındaki değerin dünyadaki görünüşe bakmadığına şu hadis-i şerif çok güzel ışık tutmaktadır: ““Nice saçı başı dağınık, üstü başı eski, toz toprak içinde olup ve bu durumlarından dolayı önemsenmeyen insanlar vardır ki, eğer Allah’a yemin etseler, Allah onların yeminlerini asla boşa çıkarmaz, yerine getirir. İşte Berâ b. Mâlik onlardan birisidir.” (Müslim)
Allah hepimizin şükrünü arttırsın ve bize verdiği kabiliyetleri en iyi şekilde çalıştırabilmemizi nasib etsin. Amin

 
Yorum Yap
Yorum Gönder
Gönder