Kategori Sosyal Meseleler Kategori

Ek Soru Soru

Barışmayana Karşı Ne Yapmalı?

Biriyle sıkı kavga etmiş biri, daha çok haksızlığı karşı tarafın yapmasına rağmen, "gel kin tutmayalım barışalım helalleşelim" dese ve ısrar ettiği halde karşı taraf ikna olmasa, teklifi yapanın ve red edenin durumu dinimizde nasıl değerlendirilir?

Cevap Cevap

Böyle bir durumda dinimiz hemen sen şöylesin, o da böyle deyip kesip atmaz.

Barışalım deyip cevap alamayan kişinin yapması gereken şey, bu tavır karşısında kalbine kin sokmamaktır. Çünkü mümine karşı kin haramdır.

Zamana bırakmak, karşıdakinin içindeki soğukluğun geçmesini beklemek, bu zaman zarfında onun bakışını düzeltebilecek bazı teşebbüslerde bulunmak gerekir.

Sonra kendi hatamızı gözden geçirmek de lazımdır. Çünkü böyle çekişmelerde herkes kendini haklı, karşı tarafı haksız zanneder. Kendi hatasını görse bile iç dünyasında yaptığı tevillerle o hatayı küçük görür.

Yapılması gereken şey, kendi hatamıza karşıdakinin gözü ile bakıp görmeye çalışmaktır. Eğer biz hatamızı hakkıyla anlayamadan barışmaya çalıştı isek, karşı taraf bununla tatmin olup da barışmayabilir.

Belki de gerçekten hatamız olmayabilir. Fakat bu kararı veren nefsimiz değil vicdanımız olmalıdır.

Biz üzerimize düşen herşeyi yaptık ve zamana da bıraktık fakat o hala barışmıyorsa yapacağımız bir şey yoktur. Zorla güzellik olmaz...

Dinimiz üç günden fazla küs durmayı yasaklasa da buna uymayan için bir yaptırım koymuş değildir.

Bediüzzaman Hazretleri Uhuvvet Risalesi'nde böyle durumlarda nasıl davranılacağı hakkında güzel tavsiyelerde bulunur. Mesela;

"Eğer hasmını mağlub etmek istersen, fenalığına karşı iyilikle mukabele et. Çünki eğer fenalıkla mukabele edersen, husumet tezayüd eder (düşmanlık artar). Zahiren mağlub bile olsa, kalben kin bağlar, adaveti  (düşmanlığı) idame eder (devam ettirir).

Eğer iyilikle mukabele etsen, nedamet eder; sana dost olur. (...) mü'minin şe'ni (hâli),  kerim (değerli) olmaktır. Senin ikramınla sana müsahhar olur (emrine girer)." (22. Mektub)

Bütün kusuru karşıya yüklememek ve kalbine kin sokmamak için şunları tavsiye eder:

"Mü'min kardeşinden sana gelen bir fenalığı, bütün bütün ona verip, onu mahkûm edemezsin. Çünki evvelâ, kaderin onda bir hissesi var. Onu çıkarıp o kader ve kaza hissesine karşı rıza ile mukabele etmek gerektir.

Sâniyen, nefis ve şeytanın hissesini de ayırıp, o adama adavet değil, belki nefsine mağlub olduğundan acımak ve nedamet edeceğini beklemek.

Sâlisen, sen kendi nefsinde görmediğin veya görmek istemediğin kusurunu gör; bir hisse de ona ver. Sonra bâki kalan küçük bir hisseye karşı en selâmetli ve en çabuk hasmını mağlub edecek afv u safh ile ve ulüvvücenablıkla mukabele etsen, zulümden ve zarardan kurtulursun." (22. Mektub)

 

EtiketlerEtiketler: barışmak

Yorum Yap
Yorum Gönder
Gönder