Kategori Risale-i Nur Kategori Risale-i Nur Mütalaası Kategori

Ek Soru Soru

Avam İnsanlar ve İman

"Avâm-ı nâstan hakāik-i dîniyeyi ta‘bîr eden ancak yüzde birdir." ne demektir?

Cevap Cevap

Bahse konun yer şöyledir:

"Suâl: Avâm-ı nâstan hakāik-i dîniyeyi ta‘bîr eden ancak yüzde birdir. 

 Elcevab:Ta‘bîr etmemesi, bilmemesine delil olamaz. Evet, çok def‘a lisân, insanın tasavvurâtından incelerini ta‘bîrden âciz olduğu gibi, kalbindeki ve vicdanındaki inceler de insanın aklına görünmez. Hatta belâgat dâhîlerinden Sekkâkî gibi bir zât, İmrüü’l-Kays veya başka bir bedevînin ibrâz ettiği belâgatincelerini kavramamıştır. Maahâzâ, îmânın var olup olmadığı sorgu ile anlaşılır. Meselâ âmî bir adama, bütün cihetleri ile, eczâsıyla, kudretinde ve tasarrufunda bulunan Sâni‘in yarattığı bu âlemin, bir cihette Sâni‘i olup olmadığı hakkında bir sorgu yapıldığı zaman, “Hiçbir cihette değildir, olamaz” dese, kâfîdir. Çünki nefiy cihetinin, yani Sâni‘siz olamayacağının onun vicdanında sâbit olduğuna delâlet eder. 

Îmân, Sa‘d-i Taftâzânî’nin tefsîrine göre, “Cenâb-ı Hakk’ın istediği kulunun kalbine, cüz’-i ihtiyârının sarfından sonra ilkā ettiği bir nûrdur” denilmiştir. Öyle ise îmân, Şems-i Ezelî’den vicdân-ı beşere ihsân edilen bir nûr ve bir şuâ‘dır ki, vicdanın iç yüzünü tamamıyla ışıklandırır. Ve bu sâyede bütün kâinât ile bir ünsiyet, bir emniyet peydâ olur. Ve her şeyle kesb-i muârefe eder. Ve insanın kalbinde öyle bir kuvve-i ma‘neviye husûle gelir ki, insan o kuvvet ile her musibete, her hâdiseye karşı mukāvemet edebilir. Ve öyle bir vüs‘at ve genişlik verir ki, insan o vüs‘atle geçmiş ve gelecek zamanları yutabilir." (İşarat'ül-İcaz)

 

Bir şeyi anlamak başkadır, anlatmak başkadır. Bir kimsenin imana dair şeyleri anlatamaması onu bilmediğini veya anlamadığını göstermez. İman hakikatleri noktasında kendisine lazım olan tasdik olsun ve inkar olmasın yeterlidir. Alimlerin yaptığı izahı kabul ediyorsa itiraz etmiyorsa bu yeterlidir. Ondan alim gibi izah etmesini beklemek gerekmez. Çünkü insan bildiği herşeyi tabir ve izah edemez. Mesela elektriği bilir, ama tabir edemez.

İşte avam müminlerin imana dair meseleleri bir alim gibi tarif ve izah edememeleri onların imanları olmadığını göstermez. Kendisine lazım olan tasdiki varsa ve ayrıca inkar etmiyorsa bu yeterlidir. Ona bütün bu yerleri ve gökleri yaratan kimdir diye sorulsa Allah'tır diyecektir. Veya Allah'tan başka yaratan olabilir mi? diye sorulduğunda olamaz, ancak Allah yaratmıştır dese onun imanı var olduğu anlaşılır.