Kategori Sünnet-i Seniyye Kategori

Ek Soru Soru

Ahir Zamanda Şehitlik

Yazı mektubunda geçen, "Ümmetimin bozulduğu zaman sünnetime yapışan yüz şehid sevabını kazanabilir" hadisinde geçen yüz şehit sevabını yalnız sevap cihetiyle mi anlamalıyız, yoksa makam olarak da o derece yüksek mi olacaktır? Mesela bir şehit 70 kişiye şefaat edebilecekken, bu şekilde 7000 kişiye şefaat hakkı doğar mı?

Cevap Cevap

İnsanın ahiretteki makamı, kazandığı sevab miktarına göre olur. Yani yüz şehid sevabı kazanmakla müjdelenen kişi şehidlik makamını elde eder ve bu makamın bütün nurlarına, sorgusuz sualsiz cennete girmek ve yetmiş kişiye şefaat etmek lütuflarına kavuşur.

İlim ehli kimselerin manevî şehid olarak vefat etmesi ve öldüğünü bilmediğine dair Risale-i Nur'da geçen şu rivayet de buna işaret eder:

"Meşhur bir ehl-i keşf-el kubur, vefat eden ve ilm-i Sarf ve Nahiv okuyan bir talebenin kabrinde, Münker Nekir'e nasıl cevab verecek diye murakabe etmiş ve müşahede edip işitmiş ki: Melek-i sual ondan sordu:  "Men Rabbuke" "Senin rabbin kimdir?" dediği zaman o Nahiv dersiyle iştigal ederken vefat eden talebe, o meleğin cevabında demiş: "men mübtedadır, «Rabbuke onun haberidir." Nahiv ilmince cevab vermiş, kendini medresede zannetmiş." (13. Şua)

Şehidler ölüm sekeratını tatmadıkları için kendilerini ölmüş bilmezler ve kabir ehlinden farklı bir hayat tabakasındadırlar. Onların farklı hayat tabakaları 1. Mektub'da şöyle izah edilir:

"Dördüncü Tabaka-i Hayat: Şüheda hayatıdır. Nass-ı Kur'anla şühedanın, ehl-i kuburun fevkinde bir tabaka-i hayatları vardır. Evet şüheda, hayat-ı dünyevîlerini tarîk-ı hakta feda ettikleri için, Cenab-ı Hak kemal-i kereminden onlara hayat-ı dünyeviyeye benzer, fakat kedersiz, zahmetsiz bir hayatı Âlem-i Berzahta onlara ihsan eder. Onlar kendilerini ölmüş bilmiyorlar.. yalnız kendilerinin daha iyi bir âleme gittiklerini biliyorlar.. kemal-i saadetle mütelezziz oluyorlar.. ölümdeki firak acılığını hissetmiyorlar. Ehl-i kuburun çendan ruhları bâkidir, fakat kendilerini ölmüş biliyorlar. Berzahta aldıkları lezzet ve saadet, şühedanın lezzetine yetişmez. Nasılki iki adam bir rü'yada Cennet gibi bir güzel saraya girerler. Birisi rü'yada olduğunu bilir. Aldığı keyf ve lezzet pek noksandır. "Ben uyansam şu lezzet kaçacak" diye düşünür. Diğeri rü'yada olduğunu bilmiyor. Hakikî lezzet ile hakikî saadete mazhar olur."