Kategori Üstad Bediüzzaman Kategori

Ek Soru Soru

3. Said

Bediüzzaman Said Nursi Hz.nin, hayatında, Eski Said ve Yeni Said diye tabir ettiği iki dönemden başka bir dönemi var mıdır?

Cevap Cevap

Üstad Hazretleri hayatını, esasen iki devre ayırmıştır. Eski ve Yeni Said... Fakat sadece bir yerde 3. Bir Said’den şöyle bahseder:

“Aziz sıddık kardeşlerim!

İki üç-defadır ehemmiyetli bir halet-i ruhiye (ruh hâli) bana ârız oluyor . Aynen otuz sene evvel İstanbul'da beni Yuşa Dağı'na çıkarıp İstanbul'un ve Dârü'l-Hikmet'in cazibedar hayat-ı ictimaiyesini (toplum hayatını) bıraktıran hattâ İstanbul'da bulunan Nur'un birinci şakirdi ve kahramanı olan merhum Abdurrahman'ı dahi zarurî hizmetlerimi görmek için de yanıma almağa müsaade etmeyen ve Yeni Said mahiyetini gösteren acib inkılab-ı ruhînin (rûh dönüşümünün) bir mislini şimdi mukaddematı (başlangıçları) bende başlamış. Üçüncü bir Said ve bütün bütün târik-i dünya (dünyayı terk eden) olarak zuhuruna (ortaya çıkmasına) bir işaret tahmin ediyorum. Demek Nurlar ve kahraman şakirdleri benim vazifelerimi yapacaklar. Daha bana hiç ihtiyaç kalmamış. Zâten Nur'un her bir câmii (mecmuası) yani cem olunmuşu ve cüzleri ve sarsılmayan hâlis şakirdlerinin her birisi benden daha mükemmel ders veriyorlar.  Said Nursî ” (14. Şua- Afyon Hapsi Mektubları)

Üstad Hazretleri, bu mektubu Afyon Hapsi döneminde yazdığına göre 1948 yılına ait olması gerekir. Dikkat edilirse, Üçüncü Said tabiri ile kasdedilen mana, aslında Yeni Said’e girerken görülen ve hatta Yeni Said devrinde devam eden hâlin, yani toplum hayatını terk etme halinin daha bir artması olarak düşünülebilir. Yani Eski Said ve Yeni Said arsındaki kadar bir fark söz konusu değildir.

1949’da Afyon Hapsinden tahliye olduktan sonra Emirdağ’da iken yazdığı mektublardan oluşan Emirdağ Lahikası 2 adı verilen kitapta ise, Üstad Hz. bu 3. Said tabirini hiç kullanmadığı gibi, mükerreren kendisini Yeni Said olarak isimlendirmeye devam etmiştir.

Bazılarının bu Üçüncü Said tabirini alarak dünyaya ve siyasete karışan bir şahsiyet olarak takdim etmeleri ise hatadır. Bunun en açık delili Üstad’ın yukarıya aldığımız kendi beyanlarıdır.

 
Yorum Yap
Yorum Gönder
Gönder