Kategori Risale-i Nur Kategori Risale-i Nur Mütalaası Kategori

Ek Soru Soru

29. Sözden Bir Cümle

"Fakat mümkinatta, hakikî ve tabiî lüzum-u zâtî olmadığından, mümkinatta zıdlar birbirine girebilmiş. Mertebeler tevellüd ederek ihtilafat ile tagayyürat-ı âlem neş'et etmiştir."   Burayı izah eder misiniz?

Cevap Cevap

Cenabı Hakk'a ait olan sıfatlar hakiki ve zatidir. Varlığı kendindendir. Arizi yani sonradan olma değildir. Bundan dolayı zati olan bir şeye zıtlar girip müdahele edemez. Zıtlar müdahale edemediği için kudretine nibetle bir çiçeği yaratmakla bir baharı yaratmak arasında fark yoktur. Bir çiçeği, baharı ve cenneti yaratmak O'nun için aynıdır. Kün emriye ona ol der o da hemen oluverir. Yani zati olduğundan mertebe yoktur. Çiçeği daha kolay, baharı ona göre daha zor, cenneti ise daha da zor değildir. Yine zıtlar müdahale edemediği için tagayyürat yani değişmeler de olamaz. 

Alem-i imkanda var olan vücud gibi, hayat gibi, güzellik gibi sıfatlar zati değil, arizidir.  İnsanda da vücut vardır, fakat bu vücud, zati bir vücud değildir. Birisi tarafıdan verilmiştir. Mesela malikiyet gibi, güzellik gibi sıfatlar bizim zati sıfatımız olmuş olsaydı, elimize geçen malın veya bizdeki güzelliğin hiçbir zaman kaybolmasına, gitmesine müsaade etmezdik. Demek ki; bu sıfatlar bizim değildir, başkası tarafından bize verilmiştir. Alem-i imkanda tecelli eden bu gibi sıfatlar, Cenabı Hakta olan zati sıfatlar gibi olamaz. Olmadığından var edilen alemde zıtlar birbirine girmiştir. Hayr- şer, güzellik- çirkinlik, vücud- adem, zülumat-nur gibi... Birbirine zıt olan bu gibi sıfatlar mahlukatta mertebeler ve ihtilaflar meydana getirmiştir. Güzel, daha güzel, çok güzel, en güzel gibi mertebeler mümkinat için geçerlidir.