Kategori Hadis Kategori Risale-i Nur Kategori Risale-i Nur Mütalaası Kategori

Ek Soru Soru

1. Lema ile Alakalı Bir Soru

1. Lemada "Lailahe ille ente" neden istikbale bakıyor, "subhaneke" neden dünyamıza bakıyor, "inni küntü minezzalimin" neden nefsimize bakıyor?

Cevap Cevap

"Lailahe ille ente" cümlesi Senden başka ilah yoktur manasına gelir. Bizim için mazi artık geçmiştir. Geleceğimiz ise gaflet bakışıyla karanlıklı ve dehşetlidir. Bu istikbale yalnız O'ndan başka ilah olmayan Allah'ın hükmü geçer.

"sübhaneke" kelimesi Sübhan olan Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih etmek demektir. Tenzihe sebeb olan bütün kusurlar, noksanlar, ayıplar bu dünyada olmaktadır. Bundan dolayı bu kelime dünyaya bakıyor.

"inni küntü minezzalimin" ben kendime zulmedenlerden oldum demektir. Buda nefse baktığı aşikardır. Hangi yanlış ve zulüm varsa o nefistendir.

Aynı yerde üçüne işareten şöyle geçmektedir:

"Gecemiz, istikbâldir. İstikbâlimiz, nazar-ı gafletle onun gecesinden yüz derece daha karanlıklı ve dehşetlidir. Denizimiz, şu sergerdân küre-i zemînimizdir ki; bu denizin her mevcinde binler cenaze bulunuyor; onun denizinden bin derece daha korkuludur. Bizim hevâ-yı nefsimiz ise, hûtumuzdur; hayat-ı ebediyemizi sıkıp mahvına çalışıyor. Bu hût, onun hûtundan bin derece daha muzırdır. Çünki onun hûtu, yüz senelik bir hayatı mahveder. Bizim hûtumuz, yüz milyonlar senelik hayatımızın mahvına çalışıyor.

Madem hakîkî vaz‘iyetimiz budur; biz de Hazret-i Yûnus Aleyhisselâm’a iktidâ edip, umum esbâbdan yüzümüzü çevirip doğrudan doğruya müsebbibü’l-esbâb olan Rabbimize ilticâ ederek, لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّ۪ي كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَ demeliyiz. Ve aynelyakîn anlamalıyız ki; gaflet ve dalâletimiz sebebiyle aleyhimize ittifâk eden istikbâl ve dünya ve hevâ-yı nefsimizin zararlarını def‘ edecek yalnız o zât olabilir ki; istikbâl taht-ı emrinde, dünya taht-ı hükmünde, nefsimiz, taht-ı idâresindedir.

Acaba Hâlik-ı Semâvât ve Arz’dan başka hangi sebebvar ki, en ince ve en gizli hâtırât-ı kalbimizi bilecek; ve bizim için istikbâli, âhiretin îcâdıyla ışıklandıracak; ve bizi dünyanın yüz bin boğucu emvâcından kurtaracak. Hâşâ! Zât-ı Vâcibü’l-Vücûd’dan başka hiçbir şey, hiçbir cihette onun izin ve irâdesi olmadan imdâd edemez ve halâskâr olamaz."