Makale Hinduizm'in kitaplarında Hz.Peygamber(sav)

Bazı müslüman bilgeler, Hinduizm'i 'Âdem'in dini' diye isimlendirirler. 'Berâhime' kelimesinin, Allah'ın Hindistan'a gönderdiği Âdem peygamber olduğuna inanılan 'Berahmen''den geldiği söylenmektedir.

Hindu kutsal kitapları üç kısma ayrılır: Vedalar, Upanişadlar, Puranala. Hindu Vedaları, insanlığın en eski din kitaplarıdır. Bunlar, Hindistan'da, bilge kişilerin 'sruti (işitme, vahiy)' yoluyla elde ettikleri Tanrısal bir vahiy ve evrenin özü konusunda temel gerçek olarak kabul edilirler. Veda ilahilerinde daima 'böyle işit' deniliyor; bu, Vedaların, işitme duyusuna dayalı, yani vahye dayalı kitaplar olduğuna işarettir. Veda dininde ve Upanişadlar'da öyle noktalar vardır ki bunlar, sahte bir zihnin eseri olamazlar. Hatta bir filozof, bir hakîm veya bir şair, bunları söylemiş olamaz.

Vedalardan sonra üstünlük ve otorite açısından, Upanişadlar gelir. Upanişadlardaki kutsal mesaja kulak verelim: "Bütün varlıklarda bulunan bu Tek Tanrı, herşeyin başlangıcı, sonu ve şimdisidir. Arzu ettiğim herşeyin, gördüğüm herşeyin, yaptığım herşeyin kaynağı O'dur. Bütün varlıkları, birliğinde kuşatandır. İşte böyledir Brahman. O Brahman'dır; herşeyin içinde bulunan."Brahman, yüce varlıktır; gerçekte herşey Brahman'dır; başlangıçta yalnız Brahman vardı.

Upanişadlardan sonra üstünlük bakımından Puranalar gelir. Hindular, Vedaların, Upanişadların ve Puranaların hepsinin de vahyedilmiş olduğuna inanırlar. 'Purana' kelimesi, 'eski yazılar' anlamına gelir. Kur'an'ın 'zübüru'l-evvelîn' ibaresi, bu kitaplara işaret ediyor olabilir. Puranalar, bu 'eski kitaplar'dandır 38. Puranalar'ın gerçek sahibi, Yüce Allah'tır.

Hakkında bilgi verdiğimiz bu Hinduizm'in kutsal kitaplarının, Yüce Allah'ın vahyettiği kitaplardan olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, bu kitapların da Hz. Peygamber'in geleceğine dair müjdeler ihtiva etmeleri ihtimali vardır. Nitekim bazı âlimlerimiz, bu kitaplarda bulunan, Hz. Peygamber'le ilgili müjdeleri ortaya çıkarmışlardır. Şimdi bu müjdelerden bazılarına değineceğiz:

1. Müjde: "Melekhalı (yabancı bir memlekete mensup olan ve yabancı bir dili konuşan) bir ruhsal öğretici, kendi yoldaşları ile birlikte zuhûr edecek; adı 'Mohammad' olacak; Raca Bhoj (ilâhî kata ait), bu Maha Dev Arab'ı, Panchgavya ve Ganj sularında yıkadıktan sonra (yani bütün günahlardan arındırdıktan sonra), ona en samimi sadakatini ve bütün saygıları sunduktan sonra şöyle dedi: 'Sana bağlı kalacağım. Ey sen beşeriyetin efendisi, Arabistan'ın sakini! Sen, şerri yok etmek için büyük bir güç topladın ve Melekhalı düşmanlardan kendini korudun. Ey sen, en büyük Rab olan Tanrı'nın en mü'min görünüşü! Ben senin kölenim; beni ayaklarının altına yatır!'"

Hz. Peygamber'le ilgili bu övgüde, şu noktalar sıralanıyor: a) Peygamberin adı, açıkça 'Muhammed' olarak bildirilmiştir. b) Onun Arabistanlı olacağı bildirilmiştir. c) Peygamberin sahabesine de özel bir atıf vardır. d) Peygamber, bütün günahlardan arınmıştır. e) Peygambere, düşmanlarından korunması için yardım edilecektir. f) O şerri yok edecek, putları ortadan kaldıracak, aracı rolündeki her ilahı ilga edecektir. g) O, beşeriyetin efendisidir. Hz. Peygamber'in Panchgavya ve Ganj nehirlerinde yıkanması, onun günahlardan arınmasına işarettir; zira bu nehirler, Hindularca kutsal kabul edilirdi.

2. Müjde: "Melekhalılar, Arapların meşhur beldelerini yağmaladılar. Bu ülkede 'Arya Dharma (şeriat, yasa)' dan hiçbir eser yoktur. Daha önce de orada, bizzat benim gördüğüm, sapıtmış bir ifrit ortaya çıkmıştı; şimdi o, güçlü bir düşman tarafından gönderilmiş olarak yeniden ortaya çıkmıştır. Bu düşmanlara, doğru yolu göstermek ve onları hidâyete çağırmak üzere, 'Muhamad' -ki ona ben 'Brahma' lakabını verdim- , Pishachaları doğru yola getirmekle meşhurdur. Ey Raca, aldanmış Pishachaların ülkesine gitmene gerek yok; nerede olursan ol, benim müşfikliğim sayesinde arınacaksın.

Geceleyin, melek mizacında olan o zeki adam, bir Pishacha kılığında Raca Bhoj'a şöyle dedi: 'Ey Raca! Senin Arya Dharma'n (şeriatin), bütün dinler üzerinde hakim olacaktır. Ishvar Parmatma'nın emirlerine göre, et-yiyici bu insanların akidesini güçlendireceğim. Benim takipçim, sünnetli, başında saç örgüsü olmayan, 'ibadete çağrı (ezan)' okuyan ve meşru herşeyin yenilebileceğini söyleyen bir adam olacaktır. Domuz hariç, her türlü hayvanı yiyecektir. Onlar, kutsal içki ile arınmaya önem vermeyecekler; fakat savaş ile arınacaklardır. Dinsiz milletlere karşı mücadele etmeleri sebebiyle 'müslümanlar' olarak tanınacaklardır. Ben, et yiyen bu milletin dininin meydana getiricisi olacağım."

Bu müjde, Hz. Peygamber'in gelişiyle ilgili şu işaretleri içerir:
a) Arapların ülkesi, kötü insanlar tarafından bozulmuştur.
b) Bu ülkede Arya Dharma (şeriat) yoktur.
c) Gelecek olan peygamber, Arya akidesinin hakikat olduğunu beyan edecek ve halkı ıslah edecektir.
d) Bu peygamberin takipçileri sünnet olacak, saçlarını örmeyecek ve büyük bir devrim yaratacaklardır.
e) İbadete çağrı (ezan) okuyacaklardır.
f) Domuz hariç her hayvanın etini yiyeceklerdir.
g) Savaş ile arınacaklardır.
h) Dinsiz milletlerle savaşmaları dolayısıyla müslümanlar olarak bilineceklerdir.

Ayrıca bu haberde Hz. Peygamber'in, Arya akidesinin gerçekliğini doğrulayacağı ve Arya Dharma'nın, bütün dinler üzerinde hakim olacağı söylenmektedir.

3. Müjde: Vişnu Puran adlı kitabın 24. bölümünde şöyle denilmektedir: "Vedalar (gerçek ilim kitapları) tarafından öğretilen hareket ve fiiller, hakîkî müesseseler, mevcudiyetlerini tam kaybedecekleri sırada, bu karanlık çağların sona ermesi yaklaşacak ve Tanrı'nın son tenâsühü, bir cenkçi, muharip şeklinde tezâhür edecektir. Bu muharip, Sambla Dîb (Kumlu Ada)'de, ârif ve namlı bir aileden dünyaya gelecek. Babasının adı 'Vişnuyasa (Allah'ın kulu: Abdullah)', anasının adı 'Somti (emîn olunan kişi: Âmine)' olacaktır."

Bu anlatılan sıfatlar, Peygamber Efendimiz'e tıpatıp uymaktadır. Hindistan Brahmanlarının kutsal kitabı olan Vedalara göre bu muharip kişi, kumlar diyarında doğacak, sonra vatanını terk edip kuzeyde bir yere iltica edecek (Bu, Peygamberimiz'in Medine'ye hicretine işarettir.); göğe değecek bir arabası olacak (Bu da mîrâca işarettir.); bu zât, deve sahibi, hikmetli bir kişi olacak; yapacağı iki büyük savaşın birincisinde 300, ikincisinde 10.000 askeri bulunacaktır46. Bu savaşlar, Bedir ve Mekke'nin fethi savaşlarıdır.

Puranalarda Arap asıllı bir peygamberin müjdesini gören Panditler (din adamları), bu kitapların tahrif edilmiş olduğu iddiasını ortaya attılar; fakat bir tahrif olmuş olsaydı, bu tahrif, kendi lehlerine olacak şekilde gerçekleşirdi.

4. Müjde: Kuntap Sukt, Atharva Veda'nın çok iyi bilinen bir bölümüdür. Kuntap'ın kelime anlamı, 'karında saklı bez'dir. Bu mantralara (bölümlere) bu adın verilmesinin sebebi, onların gerçek anlamlarının gizli olmasından ve gelecek bir çağda, anlamlarının açığa çıkacak olmasındandır48. Bu gizli mânâlar, yeryüzünün göbeği veya orta noktası ile ilgilidir. Mekke, birçok ilâhî kitapta 'Ümmü'l-Kurâ (şehirlerin anası veya yeryüzünün göbeği)' diye adlandırılır. Kur'ân, Mekke'nin iki adını verir: Mekke ve Bekke. 'Mekke', 'karın'; 'Bekke' de 'göğüs' anlamına gelir.

Bir bebek, annesinin iki yerinden beslenir: Doğmadan önce karnından, doğduktan sonra göğsünden. Böylece Kuntap, Mekke ve Bekke kelimelerinin karşılığı olmuş olur49. Bu yer, beşere ilk gıdasını veren yerdir. İnsan, gelişme safhalarını katederken, aynı saklı bezler, göğüste süt haline dönüşmüştür ve sonsuza kadar beşer, aynı yerden, yani Mekke'den gıdasını alacaktır. Hz. Muhammed'in gelişiyle artık bu 'Kuntap', bir sır olmaktan çıkmıştır.

Kuntap Sukt'un ilk mantrası (bölümü) şöyledir: "Dinleyin ey insanlar! Bir kahramana övgü olarak, bunun için (bir şarkı) söylenecek." 'Övülecek kişi' ifadesi, 'Muhammed' kelimesinin tam karşılığıdır. Bu mantranın metni, onun gerçekten bir tebşîr olduğunu göstermektedir. Hindular, bu sözleri dikkatle ve saygıyla dinlemekten büyük bir zevk alırlar. Bu mantrada kullanılan 'Astvishyate' sözcüğü, Sanskritçe'de, gelecek zaman kipinde 'övülecek kişi' anlamına gelir; bu, onun bir tebşîr oluşunun delilidir; bu olay, gelecek bir zamanda vuku' bulacaktır.

Dünyadaki peygamberler içinde en çok övülen ve saygı gören, Hz. Muhammed'dir. Bütün peygamberler onu övmüş ve geleceğini haber vermiştir51. Kuntap Sukt'un ikinci mantrasında, deveye binen ve arabasıyla göğe yükselen birisinden sözedilmektedir. Bu kişi, bir Hint Rişi'si (din adamı) olamaz; çünkü onlara deveye binmek yasaktı. Bu kişi, bir Arap olmalıdır ki o da Hz. Peygamber'dir. Göğe yükselen araba da, daha önce geçtiği gibi, onun mîrâcına işarettir.

Özetle Atharva Veda, şu haberlerle Hz. Peygamber'i müjdelemektedir:

a) O, 'Narashansah', yani 'Övülen (Muhammed)'dir.
b) O, barış prensi veya muhâcirdir. (Mantra 1)
c) O, deveye binen bir rişidir; arabası göklere ulaşır. (Mantra 2)
d) O ve onu izleyenler, daima ibadeti düşünürler; savaş alanında bile Rablerinin önünde secde ederler. (Mantra 4)
e) O, düyaya hikmeti yaymıştır. (Mantra 5)
f) O, dünyaların efendisi, bütün beşerin en iyisi ve rehberidir. (Mantra 6)
g) İnsanlar, onun idaresinde mutlu bir şekilde yaşarlar. (Mantra 9-10)
h) Ondan, kalkıp insanları uyarması istenmiştir. (Mantra 11)
ı) O, çok cömerttir. (Mantra 12)

5. Müjde: Sâma Veda'da da Hz. Peygamber'in gelişiyle ilgili haberler vardır: "Ahmed, şeriati Rabbından aldı; bu şeriat, hikmet doludur. Ben, ışığı ondan aldım; tıpkı güneşten aldığım gibi."54 Bu müjde, şu gerçekleri ifade eder:

a) Hz. Peygamber'in adına açıkça 'Ahmed' şeklinde işaret edilmiştir.
b) Bu peygambere şeriatin, Rabbi tarafından verildiğine işaret vardır.
c) Ona aynı zamanda hikmet de verilmiştir.
d) Rişi, nesnelerin güneşle aydınlandığı gibi, insanların da peygamberin getirdiği şeriatle aydınlandığını söylemiştir; Kur'an'da da şöyle denilmektedir: "Ey peygamber! Biz seni, bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik." (Ahzâb 33/45-46) Öyleyse Hz. Peygamber, bir müjdeci ve insanlara ışık saçan, onları aydınlatan bir güneştir.